Ders çalışma halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ders çalışma halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2013 Cumartesi

Gökyüzü bazen çok güzel #2


İlk "Gökyüzü bazen çok güzel" postunu yaptığımda, ders çalışmam gerekiyormuş, hem vakit öldürmek hem de vicdan azabını en aza indirmek için makineme sarılmışım. ( Ben kendimin yalancısıyım yani, öyle yazmışım herhalde öyledir :D ). Varmak istediğim nokta, aman da bu yazıdaki mesaj, ne kadar da değişik bir tesadüf dedirtecek olan şey ise şuanda da aynı şeyi yapıyor olmam :). Evet, bunca zamandır hiçbir şey değişmemiş anlaşılan :D. Yine yapmam gereken ödevler, dönem projesi, hazırlanmayı bekleyen sunumlar bir kenarda beni bekliyor.

Ama olsun, bakın gökyüzü ne kadar da güzel :D. İnsanın kendisini motive etmesi de lazım sonuçta değil mi? Hadi herkes kahvesini alsın, bu yazıyı öyle okusun, bitince de gülümsesin olur mu :). Sonra nasılsa yapmamız gerekenleri bir ara yaparız :D

24 Kasım 2013 Pazar

Hayatımızı 1 günde nasıl değiştirebiliriz?

1 günde hayatımızı gerçekten değiştirebiliriz, evet bunu yapabiliriiiz!! :D Özellikle de bir üniversite öğrencisi için bu durum öyle hiç de sandığımız kadar zor değil :D Tüm ihtiyacımız olan bir adet vize haftası ( hafta adında ancak hiç bir zaman hafta olmayan :) ), ve bu vize haftasında hayattan bezmiş, tüm yapmak istediklerini vize haftasından sonraya ertelemiş, aman da uyku düzeni alt-üst olmuş, boş boş oturmaya hasret mi kalmış, odasında artık tek başına yaşamıyor muymuş ( yayıntılar cumhuriyeti! :D ) bir adet üniversite öğrencisi. Hepsi bu! :D Ve değişim için artık tek ihtiyacımız olan vize haftası(!)'nın sonra ermesi ve sonra...


...yatağımızın başındaki komodinden tutun da...


...dinlediğimiz müziklere..


...giyim tarzı.mıza...


...bilgisayarı kullanım amacımıza...


...hatta uyanma(!) saatimize kadar...

...her şey baştan aşağı değişiyor! :D Evet başardık! ıııı.. galibaa.. oldu mu sanki?.. oldu değil mi?.. yooo o ook.. olmadı mı?... finallee e er mi geliyormuş?..hadi yaa.. ıııı.. neyse artık.. en azından denedik deriz... önemli olan katılmaktı zaten... ( :D )

Not 1: Bu belgeseldeki hiçbir şeyin gerçek kişilerle veya olaylarla ilgisi yoktur! Belki de vardır :D
Not 2: Bu belgesel'in çekiminde hiçbir insan zarar görmemiştir! ( Raif'in boynunu saymazsak :) )

25 Haziran 2013 Salı

Acımasız gerçekler #2

Gün geçmiyor ki Facebook ana sayfamda bir kişi daha "denizkumgüneşohyeah!" içerikli fotoğraf paylaşmasın. ( Paylaşmasın yaa! niye böyle yapıyonuz olum ya valla ben çok üzülüyom bak :D ) Bir de mezuniyet fotoğrafları paylaşanlar var ki... size de bir ayrı gıcık olduğumu şuan şu saniye itiraf ediyorum!  İnsanın yaşıtlarının mezun olup da kendisi hazırlık okuduğu için önünde daha koskocaaa 1 senesi ( umuyoruz o kadarla kalır :D ) olması ne zormuş. Hayır 2-3 yıl sonra düğün fotoğraflarınızı paylaşmaya başlayacaksınız diye korkuyorum ben asıl! O zaman ne yapacağız, nerelere gideceğiizz?!


Eveeet! Tüm nefretimi kustuğuma göre madalyonun öbür yüzü olan bizim saftaki durumu size göstermenin zamanı geldi. Gerek mezuniyet gerek "biyç partiğ" olsun parti parti gezen sayın arkadaşlarıııım! ( Burasını adeta bir siyasetçi söylemi ile okuyunuz :) )  Biz de en yakın arkadaşlarım vantilatör, ders notları ve sezon trendlerine son derece uygun oldukça stylish(!) çizgili kurşun kalemim ile evde kopuyoruuuzz! Buyurmaz mısınız?

Kendime not: İngilizce'de büyük harflerde nokta yok aslında biliyorsun değil mi :D

5 Haziran 2013 Çarşamba

Aradığınız Raif'e şuan da ulaşılamıyor! Ders notlarının arasına bakın oralarda bir yerde olmalı?!


İçimden çok fazla şey söylemek/yazmak gelse de maalesef bu blogda aynı zamanda Final Hafta(ları)sı var. Dolayısıyla bir süre buralarda olamayabilirim. En kısa zamanda bloga dönmek ve eskiden olduğu gibi güzel şeyler yazabilmek dileğiyle :)

18 Nisan 2013 Perşembe

Acımasız gerçekler #1

Ders çalışırken renkli kalem kullanmayı sevmiyorum, aslında çok renkli kalem kullanmayı sevmiyorum. Hatta ileride "Soft renkler özel serisi" modunda bir kalem serisi çıkarıp zengin olmayı planlıyorum :) Herkes fosforlu fosforlu renkleri kullanmak zorunda mı ama? Neyse :) bu konuya çözümü kendimce keçeli kalem kullanmakta buluyorum, notların altını çizmek, başlıkları yazmak vs. için. Ama kullandığım renkler koyu renkler olunca ( mecburen mecburen, mecburiyetten :) ) ve bir de sanıyorum ki ders çalışırken biraz elimin ayarı olmamasından...


... ellerimin her tarafı boyanıyor, sonra ben onları çıkarmaya çalışınca da dağılıyorlar. Ben de vize/final hafta(ları)sı boyunca, manzara resmini yeni bitirmiş ilkokul çocuğu gibi ellerle dolaşıyorum :D

18 Ocak 2013 Cuma

Dikkat dikkat!

Evet, bu postun konusu dikkat. Ben dikkati çok dağınık bir insanım, özellikle de herhangi bir şeyi zorla veya istemeden yaparken. Bu herhangi bir şey de genelde ders çalışmak, ödev hazırlamak vs. gibi şeyler oluyor. Yoksa canımın istediği, zevk aldığım şeylerle uğraşırken ( bir de sms yazarken :) ) öyle bir dikkatle o şeye bağlanıyorum ki sanki o an dünya'dan kopmuşum gibi hissediyorum ve hissettiriyorum :D


Geçtiğimiz hafta(larda) finallere hazırlanamazken, gözüme çalışma masamın ahşap deseni takıldı. Onca zamandır kullandığım şey sanki benim bir dikkat dağınıklığı anımı bekliyormuş :D. Ortada böyle enteresan bir elips üçgen arası deseni fark edince aklıma bir ton saçma sapan şey geldi. Ben de aldım elime kalemi o garip şekli kah yağmur bulutuna kah kahve kremasına kah buruna benzeterek bir şeyler çiziverdim. Aslında bir şeye daha benzetmiştim ama onun fotoğrafını paylaşmamanın daha iyi olacağına da az önce karar verdim :D 

11 Ocak 2013 Cuma

Bir Raif neden sözel çalışamaz?

İsviçreli bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre ben sözel derslere çalışmaya başladığım anda...

üst komşumuzun Türk Sanat Müziği konseri veresi
çok sevgili belediyemizin yol çalışması yapası
havanın güzel olası ( bu ara pek olamıyor gerçi :) )
karnımın acıkası
annem'in tüm gün elektrik süpürgesiyle takılası
midemin bozulası
sokaktaki kedilerin birbirlerine kur yapası, deliler gibi bağrışası
sanki önceden anlaşmışcasına tüm arkadaşlarımın aynı anda mesaj atası
başımın ağrıyası
yaratıcılığımın tavan yapası
en sevdiğim bloggerların post yapası
ev telefonunun susmayası
annemin bir şeyler anlatası
deprem olası ( fena sallandık :S )
Raif'in post yapası...


...geliyormuş :). Sanırım tüm bunlar neden ezber yapamayıp da içinde "Tarih" kelimesi geçen tüm derslerden kaldığımı açıklamaya yetiyor. ( bkz. inkilap tarihi, sosyal ve iktisadi tarih, iktisadi düşünceler tarihi ) Keşke aynı bilim adamları, sevdiğim sözel dersleri deliler gibi ezberleyebilirken, bunlardan neden bu kadar nefret ettiğimi de açıklayabilseler. Bir de kocaman masa dururken neden masa harici odanın her bir köşesini ders çalışma amacıyla kullandığımı :).

24 Kasım 2012 Cumartesi

Photo Diary #8

"Özgürlüüüüükkk" diye bağırarak başlamak istiyorum bu posta çünkü vize haftasını ( haftası? 2 hafta sürdü bee :) ) geride bıraktık. Bu süreçte gerek çalışma masam olsun gerek ellerim olsun çok kötü anlar yaşadılar. Yazı yazmaktan hala parmaklarım ağrıyor olabilir. ( Not çıkarma işini sınav öncesine bırakırsan başka ne olacaktı :) ) Neyse efendim sonunda hayata geri döndüm. En azından finallere kadar rahatız, bu da tahmini olarak 1,5 aya tekabül ediyor.

Yokluğumda neler yaptığımı bir Photo Diary ile anlatayım istedim. Büyük bir kısmı Instagram'dan, bir kısmı da telefonumda kalanlardan. O zaman başlıyorum anlatmaya...


 Fotoğrafların % bilmem kaçından anlaşıldığı üzere ders çalış(ama)mışım, bayağı bir tıkınmışım, ne yapsam da ders çalışmasam konulu DIY projeleri yapmışım ( Gerek daksili masking tape ile kaplamak olsun gerek origami bookmark olsun baya çalışmışım yani :), 2013 takvimim bile hazır yani o derece ) metroda ders çalışmışım, The Help'i izlemişim ( izlediğimin The Help olduğunu çok geç öğrendim ama :) ), fakülte kantinin el değiştirmesine oldukça sevinip bunu G. ile birlikte Niğde Gazozu eşliğinde kutlamışım, ilkel komünel toplumlar başlığını görünce çöp adam çizmekten kendimi alamamışım ( böyle saçma bir algı var kafamda ve sebebini bilmiyorum maalesef ), yağmur yağmış odamın camından onu izlemişim, stüdyoda romantik anlar yaşamışım, gerek vize girişinde gerek çıkışında otu çöpü çekmişim ( çöpü gerçekten çektim ama :) ), annemin pazardan aldığı epeyce uzun boylu pırasalara sempati duymuşum, vizelerden bir kaç gün önce teyzemler gelmişti onları Optimum'a götürmüşüm, kış geldi diyerek battaniyeye yorgana sarılmışım, anneme doktorun vermiş olduğu iğnenin adına anlam verememişim ( İespor nedir yahu, EA Sports gibi ) kamuflaj trendine evde pijamalarımla eşlik etmişim ve son olarak vizelerin bitişini dün Forum Bornova'ya giderek kutlamışım.

Şuan da biraz hasta biraz halsiz kutlamalara devam etmekteyim. En kısa zamanda yeni postlarla karşınızda olacağım efendim. ( İçime yine televizyon sunucusu kaçtı benim :) )

15 Kasım 2012 Perşembe

Basic Mandalinametrics

Postsuzluğa daha fazla dayanamayarak koşarak buraya gelmiş bulunmaktayım. Yine giriş yapmakta zorladığımı hepimiz farkettik ama kimselere çaktırmıyoruz tamam mı. :) En azından suçu vizeler yüzünden sulanan beynime atabiliriz :)


Fotoğraf paylaşmazsam sanki birşeyler eksik kalacakmış gibi hissederek üstte gördüğünüz muhteşem(!) kalitedeki fotoğrafı paylaşmaktan kendimi alıkoyamıyorum. Hadi bir de açıklayım koymuşken :) Her vize-final döneminde bende bir sosyal medyaya sarma bozukluğu baş gösteriyor. Bu sefer de Instagram'a sarmış bulunmaktayım. Elimde sürekli telefon, aklımda " bunu da çekeyim, bunu daa " içerikli düşüncelerle meşhur(!) Photo Diary'lerimin karelerini hazırlıyorum. Nerede? İşte tam burada. ( Asıl konudan şaştığını farkeden blogger konuyu bağlamak için soğuk terler dökmektedir. ) Neyse efendim, her vize döneminde, annemde de bana sürekli  bir şeyler yedirme azmi oluşuyor. Bugün de Basic Econometrics vizesine çalışırken önüme getirdi mandalina koydu. Olay bundan ibaret yani. Akşam akşam yine çenem düştü benim değil mi? :)

2 Kasım 2012 Cuma

Gökyüzü bazen çok güzel



Vizelerimin yaklaştığı şu günlerde vakit öldürmek için yapacak şeyler bulma çabam devam etmekte. Tabi ki ders çalışılmayan vakitte çekilen vicdan azabını en aza indirecek aktiviteyi bulmak çok da kolay olmadı. Aslında oldu :) Havanın bir açıp bir kapadığı şu günlerde gökyüzü de şekilden şekle giriyor. Ben de bu güzelliğe dayanamayarak fotoğraf makineme sarılıyorum. Yoksa ders çalışmamak için bahane aradığımdan falan değil yani onu da nereden çıkarttınız. :D

1 Eylül 2012 Cumartesi

Ders Çalışmamak İçin Her şeyi Yapanlar Kulübü

Ders çalışamama rutinimi en iyi açıklayan şey için bkz.


Ya bu ders çalışamama durumları baya değişik , yaşamayanın bilemeyeceği türden desem doğru olur sanırım. Çalışmanız gerektiğinin kesinlikle farkındasınız. Ama içinizde en ufak bir ders çalışma isteği kırıntısı dahi yok. Ve bu süre zarfı içinde normalde yaptığınız basit şeyler extra zevk verirken, asla yapmayacağınız şeyler de son derece cazip ve eğlenceli geliyor. Eğer siz de tüm bunları hissediyor ve yaşıyorsanız "Ders Çalışmamak İçin Herşeyi Yapanlar Kulübü"ne hoş geldiniz :)




Yukarıdaki anlamsız fotoğraftan bahsedecek olursam , internette siz de çokça rastlamışsınızdır eminim. Vintage aksesuarların, oldukça stylish giysilerin, değişik kitapların  böyle yanyana dizilip tepeden çekilmiş fotoğraflarını göre göre kıskançlıktan insana fenalık geliyor. Ben de bugün ders çalışmamak için ne yapsam, nasıl dikkatimi dağıtsam diye düşünürken aklıma bu geldi. Koydum notları, kitapları, kalemleri yanyana, tepeden çekiverdim. Ders gereçleriyle anca bu kadar oldu. Oldukça renksiz ve sıkıcı durduğunun farkındayım ama sebebi ders notu olmaları , benim bir suçum yok :)

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Ders Çalışmak Eşittir Tıkınmak

Dün mikro iktisadi analiz finalim vardı ( yaz okulu was here ). O yüzden önceki günlerde (kimi kandırıyorum acaba sadece pazartesi günü :) ) ders çalışmam gerekiyordu. Hani maymun iştahlılığımdan bahsetmiştim ya bu kelimenin ne kadar anlamlı olduğunu birazdan anlayacağız :)


Eveeet. Bakın ders çalıştım ben :) Ama daha çok birşeyler yemiş ve içmiş gibi gözüküyorum sanki. Ah işte maymun iştahlı kelime grubu adeta beni düşünülerek yaratılmış gibi. Hem maymun iştahlı hem maymun iştahlılığım süresince bir o kadar iştahlı bir insan olduğum sanırım fotoğraflardan anlaşılıyordur. ( Yemişsin, içmişsin bir de fotoğraf çekmişsin ne ara ders çalıştın sen çocuğum? diyenleri esefle kınıyorum :) )