photoshop etkisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
photoshop etkisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2014 Çarşamba

#gelecektekievimenotdört

#evlenmekçokzor sayın seyirciler! Posta böyle girince de sanki ben evleniyormuşum gibi oldu ama "Yok canım daha neler aaaaaa! Duymamış olayım! :D". Ben değil ama  neden ben de bilmiyorum blogda kendisinden çok fazla bahsetmemiş olduğum sevgili ablacığım evleniyor! Ben de evin başmaydanoz'u ve evin en "aman da fikrini almazsak valla da olmaz!" kişisi olarak bu evlilik sürecinin "EV"lenmek ile ilgili kısmında fazlasıyla söz sahibi olduğumu söyleyebilirim. Hatta bazı mobilyacı amcalar tarafından fahri iç mimar kabul edilip bayağı da sükse bile yaptım :D ( 11 yastıklı köşe takımın yastıklarının renklerini üşenmeyip tek tek seçen Raif online :D )

Bu sürecin en zor kısmı ise seçtiğiniz hiçbir şeyin sizin olmaması! Hele de benim gibi daha mezun bile olamamış ama hayal dünyasında çoktaaan kendi evine çıkmış bir insan olarak gördüğünüz şeyleri alamıyor olmak çok yıpratıcı sayın seyirciler! ( Buraya da ağlamaklı bir surat çizelim.. :D ) Mesela o İstikbal'de gördüğüm kendisi beyaz yastıkları siyah ( ve bir de utanmadan deri! ) olan koltuk takımı! ( Kendisini sitelerinde bulamadım ancak kalbimde yaşıyor... ), veya o... sanırım daha fazla devam edemeyeceğim :)

Gerçek dünyada yaşamakta olduğum bu hayalperestlik yetmezmiş gibi bu aralar boşluktan bir de sanal alemde o site senin bu site benim gezerek #gelecektekiev 'imi düzmeye devam ediyorum! Geçen gün yine böyle bir alışveriş(?!) anında ( şizofreni belirtileri madde 1 :D ) aşağıdaki arkadaşlarla karşılaştım!


... ve artık #gelecektekievim 'de kullanmak üzere alınması muhtemel kahvaltı tabaklarım da böylelikle seçilmiştir efendim! ( Gereği düşünüldü!... :D )

Kendileri "iPlate" olarak adlandırılan bu tabakları tam olarak nerede gördüğümü hatırlayamasam da gördüğüm sitenin ispanyolca olduğundan son derece eminim! ( bu da bir şey ama değil mi :D ). Tabaklar isminden de anlaşılabileceği gibi gerek bilgisayar komutları gerek, gerek fotoğraf düzenleme programları gibi şeylerden esinlenilerek hazırlanmışlar. Benim içinse tamamen "Ama ben bunu yaparım ki!" 'lik bir D.I.Y. projesi olarak hafızamdaki yerlerini almış bulunmaktalar. ( Hangi hafıza? :D ) Birkaç düz beyaz tabak, bir de asetat kalemiyle bence işlem tamamdır! :). Sonrasında da kullanmaya kıyamayacağımızı düşünerek, duvarda sergileme seçeneğini de değerlendirebiliriz diye düşünüyorum :D

Not: Sevgili #gelecektekievim! Umarım #yakıngelecektekievim 'sindir :)

8 Ocak 2013 Salı

Alışveriş Yap(a)mama Yöntemi

Baktım ki alışveriş bağımlılığı almış başını gitmiş, internetteki her iki blogdan ikisi :) bizi tüketim çılgınlığını sürüklüyor, ben olaya farklı bir açıdan bakıp sizi kendi Alışveriş Yap(a)mama yöntemimle tanıştırmaya karar verdim.

Gerekli malzemelerimiz; bir adet sevdiğiniz bir markanın web sitesi, bir adet okuduğu blogların yan etkisi olarak ne yapacağını şaşırmış, her gördüğünü beğenme potansiyeli yüksek, web siteye bakıp ardından koşa koşa mağazaya gidebilecek insan ( yani siz :) ).

Malzemelerinizi hazırladıysanız başlıyoruz. Öncelikle web sitemizi açıyoruz. Sırasıyla "New" kısmında neler varsa hepsine bir göz attıktan sonra  tek tek incelemeye koyuluyoruz. Bilgisayar başında geçen saatler sonunda kafamızda hatırı sayılır miktarda almak istediğimiz ürün fikri oluşuyor. Bunları gerek kağıda, gerek telefonumuza gerekse beynimize not edip mağazaya gidiyoruz.


Mağaza'nın kapısından girmemizle dumur olmamız bir oluyor. Önce diyoruz ki " E sitedeki hiçbir şey yok burada", sonra biraz daha bakınınca anlıyoruz ki varlar ancak tanınmaz haldeler. O sitede gördüğümüz renkler, o mankenin üzerindeki duruş, o kaliteli kumaşlardan eser yok. İşte o an siteye bakarken fark etmediğimiz gerçekler yüzümüze bir tokat gibi vuruyor. Mankenin M beden, kendimizin ise XL beden olması o an bizi pek de anlık olamayan bir hüzne sürüklüyor. Dahası o bayıldığımız t-shirt'ün baskısı sitedeki S beden t-shirt'ün üstünde kocaman dururken, L bedeninde ara ki baskıyı bulasın. O gördüğümüz güzelim Aztec desenli yün kazak ise üzerimize giydiğimizde " Dedem'den kaldı aslında bu Vintage(!) kendisi, yeni değil " den hallice bir duruş sergiliyor. Neyse ki "İzmir'de kazak mı giyilir zaten" deyip en azından bu konuda avunabiliyoruz :). Sitede beğendiğimiz o salaş mı salaş(!) pantolonu üstünüze giydiğimizde ise pantolonun paçalarının darlığından ötürü birazdan bale yapmaya çıkacakmışçasına bir görüntüyle karşı karşıya kalıyoruz. Sitede kahverengi olduğu için beğendiğimiz t-shirt'ün aslında gri yada aslında siyahmış da yıllarca yıkanmaktan rengi atmış gibi durması ise artık son nokta oluyor, "Bu ne ya" diyerek hiçbir şey almayıp mağazayı terk ediyoruz.

Sonuç: Normalde belki mağazada görsek bayılıp alacağımız ürünlere daha objektif bir biçimde bakmış oluyoruz ve paramız cebimize kalıyor daha ne olsun :D ve eve doğru adımlarımızı atarken de aklımızdan " Photoshop sen nelere kadirsin?" cümlesini sürekli tekrar ediyoruz :).