alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2014 Cumartesi

İndirim zamanı fırsatları kaçırmamak önemli tabi

Bu bir son indirimlere çağrı yazısı değil, hayır ama dün 7'siydi hani parası olanlar fırsatları değerlendirebilir tabi ama konumuz bu değil yada öyledir bilmiyorum ama yok değil değil (ALIŞVERİŞ MERKEZİNE KOŞTU) :D. Konumuz kırtasiye, hatta ataç. Evet bugün biraz minik bir konumuz var ama anlamı benim için çok da minik değil. İlkokuldan beri içimde büyük bir ataç sevgisi var. O zamanlar defterlerimizin kenarları kırışmasın diye mecburiyetten kullanıyorduksak da bu onları sevmeme engel olamamış sanırım. Şimdiyse bilimum ders notları olsun, kendi yaptığım ipli panoya ( bunun yazısını yazmamı isteyenler parmak kaldırsın olur mu, ben yazıp yazmama konusunda kararsız kaldım da :D ) not tutuşturma amaçlı olsun seve seve kullanmaya devam ediyorum. Değişik ataçlar görünce de almadan edemiyorum haliyle. İki üç sene önce hediyelik eşya fuarından boşluk anıma denk gelip bir ataştan yalnızca bir tane aldığıma pişman olup ardından yas tutmuşluğum bile var hatta :D


Geçenlerde en sevdiğim kitapçıdeftercidergicikırtasiyeciherbişeyci yer olan Kitapsan'da yukarıdaki ataçları görünce tuttuğum gibi hemen kasaya... gidemedim. Çünkü önce karar vermem gerekiyordu. Bir sürü çeşidi vardı ve fiyatlarının da çok sempatik olduklarını söyleyemeyeceğim. Ama bir tane almaktan bir şey çıkmaz diye düşünüp, yere çömelip ( çünkü mağazanın o kadar abuk bir noktasındaykiler ki neredeyse yere bağdaş kurup rahatça hepsini kucağıma döküp bu mu bu mu sen değil yok sen hiç değil sen bizımlasın sen değilsin diyerek seçim yapacaktım ) seçmeye başladım. Ve benimle eve gelmeyi başaran arkadaş yukarıdaki oldu. Kendisi kağıt tutma konusunda epey başarısız da olsa görüntüsüyle durumu kurtardığını söyleyebilirim. Yani zaten kullanmak çok önemli değil bir kenarda dursa da olur hani güzel görünüyor filan ya (AVUNAMADI) :D

8 Ocak 2013 Salı

Alışveriş Yap(a)mama Yöntemi

Baktım ki alışveriş bağımlılığı almış başını gitmiş, internetteki her iki blogdan ikisi :) bizi tüketim çılgınlığını sürüklüyor, ben olaya farklı bir açıdan bakıp sizi kendi Alışveriş Yap(a)mama yöntemimle tanıştırmaya karar verdim.

Gerekli malzemelerimiz; bir adet sevdiğiniz bir markanın web sitesi, bir adet okuduğu blogların yan etkisi olarak ne yapacağını şaşırmış, her gördüğünü beğenme potansiyeli yüksek, web siteye bakıp ardından koşa koşa mağazaya gidebilecek insan ( yani siz :) ).

Malzemelerinizi hazırladıysanız başlıyoruz. Öncelikle web sitemizi açıyoruz. Sırasıyla "New" kısmında neler varsa hepsine bir göz attıktan sonra  tek tek incelemeye koyuluyoruz. Bilgisayar başında geçen saatler sonunda kafamızda hatırı sayılır miktarda almak istediğimiz ürün fikri oluşuyor. Bunları gerek kağıda, gerek telefonumuza gerekse beynimize not edip mağazaya gidiyoruz.


Mağaza'nın kapısından girmemizle dumur olmamız bir oluyor. Önce diyoruz ki " E sitedeki hiçbir şey yok burada", sonra biraz daha bakınınca anlıyoruz ki varlar ancak tanınmaz haldeler. O sitede gördüğümüz renkler, o mankenin üzerindeki duruş, o kaliteli kumaşlardan eser yok. İşte o an siteye bakarken fark etmediğimiz gerçekler yüzümüze bir tokat gibi vuruyor. Mankenin M beden, kendimizin ise XL beden olması o an bizi pek de anlık olamayan bir hüzne sürüklüyor. Dahası o bayıldığımız t-shirt'ün baskısı sitedeki S beden t-shirt'ün üstünde kocaman dururken, L bedeninde ara ki baskıyı bulasın. O gördüğümüz güzelim Aztec desenli yün kazak ise üzerimize giydiğimizde " Dedem'den kaldı aslında bu Vintage(!) kendisi, yeni değil " den hallice bir duruş sergiliyor. Neyse ki "İzmir'de kazak mı giyilir zaten" deyip en azından bu konuda avunabiliyoruz :). Sitede beğendiğimiz o salaş mı salaş(!) pantolonu üstünüze giydiğimizde ise pantolonun paçalarının darlığından ötürü birazdan bale yapmaya çıkacakmışçasına bir görüntüyle karşı karşıya kalıyoruz. Sitede kahverengi olduğu için beğendiğimiz t-shirt'ün aslında gri yada aslında siyahmış da yıllarca yıkanmaktan rengi atmış gibi durması ise artık son nokta oluyor, "Bu ne ya" diyerek hiçbir şey almayıp mağazayı terk ediyoruz.

Sonuç: Normalde belki mağazada görsek bayılıp alacağımız ürünlere daha objektif bir biçimde bakmış oluyoruz ve paramız cebimize kalıyor daha ne olsun :D ve eve doğru adımlarımızı atarken de aklımızdan " Photoshop sen nelere kadirsin?" cümlesini sürekli tekrar ediyoruz :).

3 Kasım 2012 Cumartesi

Angry Bird kitapçıda objektiflere yakalandı

Çoğu zaman gördüğüm bir şeyi unutmamak için not almak yerine, fotoğrafını çekerim. Aslında bu oldukça gergin bir durum çünkü çoğu süpermarkette, kitapçıda ve mağazalarda fotoğraf çekmek yasak. Tabi ki bu çekmemize engel değil. Sağı solu iyi kolladık mı sorun yok demektir. Bu güne kadar bir sıkıntı çıkmadı en azından :)


Her zaman hatırlamak için değil bazen de ilginç veya komik birşey gördüm mü de karelemeden duramıyorum. Geçtiğimiz günlerde yukarıda kitabı görünce önce biraz sesli gülüp herkesin dönüp bana bakmasını sağladım, sonra da telefonuma sarıldım. Az önce bugüne kadar sıkıntı çıkmadı demiştim değil mi? Bu fotoğrafı görünce anladım ki çıkmış aslında. Bakınız "Angry Bird" nasıl da angry angry bana bakıyor :D Tamam Angry'ciğim kızma lütfen bir daha yapmayacağım. ( yalandan kim ölmüş? :D )

24 Ağustos 2012 Cuma

Sanatsal Birtakım Kartlar

Son zamanlarda internette bir çok yerde defter, kitap sayfalarına çizilmiş, boyanmış resimler çıkıyordu . İlk gördüğümde "Aaa ne güzelmiş" demekle yetinmeme rağmen gitgide o kadar çok karşıma çıktılar ki " Seni istiyorum! ( O ses türkiye gibi oldu :))" kıvamına geldim. 


Birkaç tanesini bilgisayarıma kaydettim. Baktım kartuşum da bitik yani yazdırmam mümkün gözükmüyor. Ne yapsam acaba çizmeye mi kalkışsam güzel bir sayfa bulmak lazım diye düşünürken...


...dersten sonra yaptığım klasik bir evimizin herşeyi IKEA turunda buldum. Görünce biraz fazla sevincimi belli etmiş olacağım ki ( tek başımaydım ve baya bağırdım sanırım :)) etraftan dönüp garip garip baktılar. Neyse bunu unutun şimdi :) Bunlar paket halindeler ve pakedin içinde hepsi farklı hayvanlardan olan 5 kart var. Sitede bulamadım ama hatırladığım kadarıyla bir tane baya kokoş pembeli bir ayı, bir tane Sherlock Holmes kılıklı fok balığı, bir adet fesli ve papyonlu tavşan, bir adet hipster kılıklı baykuş ve benim en çok beğendiğim ve hemen çalışma masama yapıştırdığım şapkalı ve gözlüklü kedi var. Ben birisini kendime saklayıp diğerlerini tarzlarına yakın bulduğum arkadaşlarıma hediye ettim. Ancak can güvenliğim açısından kokoş ayıyı kimseye hediye etmeyi düşünmüyorum :)


İlk karelerdeki görseller : Etsy.com
Diğerleri şahsen bizzat kendi odamdan :)

23 Ağustos 2012 Perşembe

Bir Türlü Bulunamayan Fotoğraf Makinesi Çantası

Birtanecik Canan'ımı ( Aslında Canon 500D ancak arkadaşlarım kendisine kısaca "Canan" diyorlar ) alalı neredeyse 1.5 sene olmasına rağmen henüz benim kendisini koyabiliceğim bir fotoğraf makinesi çantam yok. Sebebiyse tamamen benim saçma isteklerim. Tüm fotoğraf makinesi çantaları birbirine benziyorlar ve kimse alınmasın ama çok çirkinler. Bir de fazla belirginler yani dışarıdan bakıldığında resmen "Eveet benim içimde makina var" diye bağırıyor gibiler. Ben daha farklı , içinde ne olduğunu belli etmeyen ve dışarıdan güzel gözüken birşey arıyorum. Geçenlerde Gittigidiyor'da biraz farklı birşey buldum ama satıcının güvenilirliğinden (!) emin olamadığım için öyle bekliyordum ki kendisi satmayı bıraktı zaten. Satıcı da ayrı bir konu yani adam ( öyledir diye tahmin ediyorum :)) yalnızca iç çamaşırı satıyor ve ek olarak bu çantayı. Sebebini ben de anlayamadım. Neyse konumuz bu değil :) Az önce tam hayalimdeki çantayı internette buldum ve birazdan Türk Çantacılar Birliğine ( var mı sahi öyle birşey ) bir mesajım olacak.




Ahh ahh! İşte o malum çanta bu. Kendisi Drop It Modern adlı sitede 327 dolara satılmakta. İşte Türk Çantacılar birliğine seslenmek isteme sebebim de bu :)




Görüldüğü gibi çantanın son dönemlerde oldukça popüler olan ve artık neredeyse bedavaya bulunabilecek , genç kızlarının sevgilisi kutu çantalardan hiçbir farkı yok. Yalnızca onun biraz daha büyüğünün içi birazcık daha işlevseli. Yani 327 dolar verilecek bir durum yok. Hey Türk Çantacılar Birliği ; ya birazcık daha geliştirin şu fikri bakın çok zor gözükmüyor bence yaparsınız siz :)




Tamam o çantaya koyacak soldaki kadar çok şeyimin olmadığının farkındayım ( Hala yeni bir objektif alamamış olmamı lütfen yüzüme vurmayın) ama bakın sağdakine. Emzik bile var. Defter kalem kitap ne bulduysam doldururum ben de içine. Okul'a , Cafe'ye her yere bununla giderim söz tamam mı :)


Görseller: Drop It Modern 'den alınıp itinayla renksizleştirildi :)

21 Ağustos 2012 Salı

Photo Diary #3


Sonunda "Photo Diary" başlığını hakeden bir post girebilmenin sevinciyle bu cümleyi sonlandıracak kelimeleri bulmakta zorlanıyorum :) 


Dün Karınca mağazasına ulaşma hedefimle hiçbirşeyden habersiz masum anneciğim ve babacığımı peşimden sürükleyerek Agora'ya götürdüm ( Metroyla Halkapınar, oradan otobüsle Agora olduğunu düşünürsek sürükleme fiilini bence hakediyor :)) Agora'da bayram dolayısıyla maskot bandocular vardı baya bir süre onları izledik. Ramazan boyunca çarşımsı birşey kurmuşlar orayı dolaştık. Paşabahçe'ye girip tüm beğendiğim orjinal tasarımlı tabak çanağın oradan olduğunu öğrenip "Aaa bu da mı burdanmışş" , "Aaaa yok artık!" nidalarıyla tüm garip bakışları üzerime çektim. Londra'ya gitmeden kırmızı telefon kulübesini bulduuum :) Ve sonunda amacıma ulaşıp Karınca'yı buldum. ( Diğer kareleri açıklamak zor olacak ama birisi metronun delikli demirlerinin ardındaki metro rayları, bir diğeri ise köprünün kolonları oluyorlar efendim.) Bir de tabiki yine ayak fotoğrafı :)