sabır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2014 Pazartesi

Ben bir IKEA bağımlısıyım #20

Bir önceki post'un ( aaaaa buradaymış :D ) sonu, oh yoo! hüsranla bitmişti. Ama hayır! Bir IKEA bağımlısı asla yılmazdı! Artık umudumu kesmişken, bir blog'ta IKEA defterlerin incelemesini gördüm. Bu kez de Ankara'dan alınmışlardı. Ne yani? Bir tek İzmir'e mi gelmiyordu bu defterler? ( bir tek beniii benii Raif'ini mi istemiyorlardı? ) Belki ilk gittiğimde yokmuştu, şimdi varmıştır... neden olmasın? diyerek doooğru IKEA'nın yolunu tutmam kaçınılmazdı. Emin adımlarla mağazaya doğru ilerledim. ( Hayat bir dizi olsa arkada gerilim müziği eşliğinde ayak seslerimin ve kalp atışlarımın duyulması gerekirdi :) ) Mağazanın planını ezbere bildiğim için ( bunun mantıklı bir açıklaması ne yazık ki yok :D ) de ürünlerin alt katta olacaklarını düşünüp gezmeye oradan başladım. İlk kısımdaki mutfak eşyaları kısmını hızlıca geçip, mağazada bulunabileceklerini düşündüğüm yerlere doğru hızlıca yürürken...

...O da ne! Mağazanın en görünmez yerinde kocaman bir stand! Bir baştan bir başa yeşil, pembe ve maviler ve benim asıl hedefim olan siyahlar da ortada ayrı bir standta arkalı önlü ( altılı yedili şakşakşak :) ) duruyorlardı. Ürünlerin başında yaklaşık bir yarım saat geçirmiş olmam muhtemel :D Ama durun! açıklayabiliriiimmm! Gerçekten!


Sebep 1: Bazı ürünlerin fiyatlarını yazmamış bunlar! Sağa bakındım sola bakındım göremedim. Sebebiniyse kasaya gidince öğrendim ki tamamen fiyat stratejisiymiş. En pahalı ürünlerin fiyatlarını yazmamışlar. ( Çakaaaallaaar! )

Sebep 2: "Stand birazcık boş kalsın aman da rahat rahat fotoğraf çekeyim de blogta yayınlayayım" şeklindeki bir blogger insanı düşüncesi 'ydi ki cumartesi günü olması sebebiyle bu durum tamamen hayal olarak kaldı.

En temel sebep: Tabii ki de "Onu mu alsam, bunu mu, bunun küçüğü mü daha güzel, yok yok büyüğü, bunun içi nasılmış ki, ya bu post-it'ler vardı internette onlar nerde ki, aaaa buradalarmış!" şeklinde standların başında bir o yana bir bu yana deli dana gibi dönüp durmamdı. Bu zorlu sürecin sonucunda da yukarıdaki ürünleri ve kasiyerin de "Fiyatları da baya iyiymiş yalnız" desteğini alarak kasada bıraktığım notluk ve bantları seçtim. ( Notluk 17.99 TL idi ve boyutu inanılmaz kocamandı. Boyutu fiyatını hak ediyor olabilir ama ne olursa olsun bir notluk için çok da makul bir fiyat değil bence. Hatta "Kazık" :D Ayrıca ayın 7'ine daha var :) )

Günün benim için diğer komik bir olayı ise yine kasada gerçekleşti. Ürünleri alıp kasaya geçtim ki benim yaşlarımdaki kasiyer şok geçirdi. Bana ürünleri içeriden mi aldınız, IKEA kırtasiye malzemesi de mi satıyormuş dedi. Ürünleri alıp yanındaki kasiyer arkadaşına gösterdi ve "Baksana ne güzellermiş, çıkışta biz de alalım!" dedi. Bana ürünlerin yerini sordu, ben de bir güzel ürünleri, ürünleri ne zamandır beklediğimi ve mağazadaki yerini anlattım :D Böylece bir mağazanın çalışanına kendi ürünlerini pazarlayarak kendi açımdan bir ilke imza atmış oldum ( Güneş gözlüklü smiley :) ) Fahri mağaza çalışanı ilan edilmem yakındır :D

...ve Bir IKEA bağımlısı mutlu sondan bildirdi efendim :) 

12 Ekim 2013 Cumartesi

Sabreden Raif konulu post #2

Aslında bu bir seri olmayacaktı, hayır ben o ilk postu o amaçla yazmamıştım. Her şey kendiliğinden oldu, ben bir şey yapmadım. Masumum! :D Neden bahsediyorum? Tabii ki postun başlığından. Tamam aslında biraz suç benim de olabilir, başlık bulmaya üşenip birazcık(!) kopya çekmiş olabilirim :)

Yine asıl konuya girmemin saatler aldığı ve bir önceki paragrafta hiçbir şeyin anlatılmadığı bir posta daha hoş geldiniz efendim :). Blogumu ilk açtığım zamanlarda yazdığım bir postta size şöyle yakınmışım ve sonuç olarak kimse iplememiş :) ( Tamam t-shirtler çok pahalı olabilir ve benim zengin arkadaşlarım olmayabilir :D ) O zamandan beri o t-shirt ün ucuz versiyonunu arayıp durdum. Aynısını bulmayı tabii ki amaçlamamıştım ancak benzerini de zaten bulamamıştım. Pull and Bear'dan asla yanından geçemeyecek bir tane bulup almıştım ancak o da daha eve gelir gelmez Annem için taş bezliğine aday bir performans sergilemişti. :D ( Ama taş bezi olmadan hayatına devam etmeyi başarabildi kendisi :) )


"Sonra geçen gün bir şey oldu!" diyerek yine durumu dramatize etmek istedim aslında ama sonrasını getiremeyeceğimi düşünüp vazgeçtiğim için olduğu gibi yazıyorum :). Tırnaklarıyla ünlü arkadaşım S.T. t-shirtlerin benzerlerini hatta aynılarını bir sitede bulmuş hatta kendisi için sipariş bile etmiş! Bunu bana alışveriş merkezinde yemek yerken söylediğini için eve gelene kadar kudurdum. Daha sonrasında ben de siparişimi verdim. Tabi aslına o kadar da kolay olmadı o son kısım. On saat gerek ev halkını gerekse arkadaşlarımın bir kısmını seferber edip "Hangisini alsam ki ben?" "Bunu mu alayım? Ama bu daha güzel gibi sanki? Yok yok bu en güzeli. Aaa bak bu da güzelmiş!" diyerek hayattan bezdirmiş olabilirim ama sonuçta aldım yani değil mi :).

Not 1: Asıl olay ise tişörtlerin 69 değil 49 değiil yalnızca ve yalnızca 19.90 Tl olmasıdır sayın seyirciler :)
Not 2: Eğer siz de almak isterseniz, t-shirtleri buradan erkek t-shirtleri kısmına tıklayarak bulabilirsiniz. ( Reklamları izlediniz yada izlemediniz bunu bilemeyiz :D )
Not 3: Bu t-shirte karar verebilmemi sağlayan sevgili David Guetta ve Sia'ya buradan teşekkürlerimi iletiyorum :) Nasıl bir katkıları mı oldu?


Tam olarak şöyle :)

6 Ağustos 2013 Salı

Sabreden Raif konulu post :)

Bir insanın hayatında en çok yapmak istediği şeylerden birisi Frozen Yoğurt yemek olabilir mi? sorusunu soran varsa, ki niye olsun :) cevabı maalesef evet :D Gelin size olayı en başından anlatayım...

Bu frozen yoğurt denilen şeyi ben ilk kez bir blog'da görmüştüm, ki bu taaa 3 sene önceye filan tekabül ediyor. Merakla internet'ten araştırmış, "Ne ki bu?" "Yeniyor muymuş şimdi bu" gibi sorularımla Google'ı hayatından bezdirmiştim. Yoğun araştırmalarım sonucunda İzmir'de olmadığını öğrenip, sonuca şaşırmasam da epey üzülmüştüm.

Sonra tabii ki balıkları kıskandıran hafızam ile her şeyi unutmuştum. Hayatıma mutlu mesut devam ederken bir derste Dondurma-Frozen Yoğurt grafiğini görünce ( lütfen bu ikiliye aldanıp çok eğlenceli dersler gördüğüm yanılgısına düşmeyelim :D ), geri sar geri sar... hoooop. Frozen Yoğurt... taranıyor... beyin error roorr... bulundu tamam... her şeyin yeniden başlaması kaçınılmaz olmuştu. Bu sefer internetten araştırmalarım sonuç bulmuş, bizim eve olduuukça uzak bir alışveriş merkezinde olduğunu öğrenmiş, ertesi gün koştura koştura gitmiştim ( ne azim ama :D ) Sonuç? Yine hüsran.. stand'ın kaldırıldığını öğrenip, eve geri dönmüştüm.


Geçtiğimiz hafta arkadaşım B. ile buluşup Optimum'a gittik. Su almak için alt kata inip koştura koştura Migros'u ararken... o da ne? Oradaa bir şey var uzaktaa.. Nee yoksaa?? Frozen Yoğurt standıyla karşılaşıp, Yeşilçam Filmleri'ndeki kavuşma sahnesini yaşarcasına ( arkada müzik de varmış gibi hayal edelim :D ) standa koşturduk. Veee... mutlu son :) Hemen siparişlerimizi verdik.

Vee tabii ki yemeden önce, blogger kişisi olarak fotoğraf çekerek tüm garip bakışları üzerime çekmem gerekiyordu, yoksa içime sinmez :D


Onlar ermiiişş mura... Ne diyorum ben, akşam akşam canınızı çektirdiysem çok özür diliyorum efendim :D Ayrıca bu postu okuyup da benimle aynı şeyleri yaşacayacak olanlardan daha da çok özür diliyorum :)

Not: Ayakkabılarım ile dekorasyonun bu kadar uyumlu olması da sanırım bu kadar beklemenin ödülü :)