ben RAİF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben RAİF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2016 Salı

Photo Diary #batangemininmallarıbunlar :D

2015 tarih olarak geride kalmış olsa da, üşengeçlikten yeni yeni kurtulmayı başaran bir insan olarak, blogta 2015 yazılarını bitirmem biraz zaman alacak diye düşünüyorum :). İlk adımı şu an, şu saniye atarak, 2015 yılının son 4 ayını ( Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık.. hadi canım, valla mı :D ) içeren Photo Diary yazısını yazıyorum, yazmaktayım, yaaazdım..


9 Kasım 2015 Pazartesi

Photo Diary (#mişligeçmişzamanson)

Bir önceki yazıyı kendi boyutları yüzünden beğenmeyen fotoğraflar bu Photo Diary yazımızın konusu :). Ayrıca #mişligeçmişzaman serisinin de son fotoğrafları! Evet! Yanlış duymadınız efendim, resmen günümüzü hemen hemen yakalamış bulunuyorum :) Bu güzel gelişme yurdumuzun dört bir köşesinde sevinç çığlıkları ile kutlanırken, ben yine en sevdiğim şeylerden birisini yaparak gevezeliğe başlıyorum :)


Bu kolajımızdaki fotoğraflar da Temmuz ve Ağustos aylarını kapsıyorlar. Görmemişin denizi olmuş modunda tüm yaz haftasonları çalışıyor olmanın da getirdiği denize gidememezliğin bünyemde yarattığı hasret ile denize gidince o günü 4 fotoğraf ile noktalamışım, oturduğumuz bir cafedeki storun arkasında duran sineğin gölgesini sevmişim ( storun arkasında duran sineğin gölgesi, bilmemneli? isim tamlaması :D ), diplomamın fotokopisini çektirmek için gittiğim ex-fakültemin dekanlığının yer karolarında bir hatıra fotoğrafı çekmişim, boyacılığa soyunarak evdeki kapıları boyayıp herkesten tam puan almışım, kapıları boyamam yetmezmiş gibi aynı boya ile #margielaxconverse işbirliğine bedava mı sandın amerikan kapı boyasıyla yaptım tavrını takınmışım :D, çizgili sevgimizin genetik olduğuna ablamların evinde kahve içerken kanaat getirmişim, Selçuk Demirel sergisi gezmişim, eğitimli bir blogger etkinliğine katılmışım, gittiğim bir kafede karşılaştığım Hamm kartpostallarını fırsat bilip bilimum #eveşyasıdekorasyonuherbirşeysi firmasına aşkımı ilan etmişim, mahallede bir kedi ile bakışmışım, The Wedding Video isminde bir filme denk gelip filmin baş karakterinin isminin Raif olmasına şaşırmış aynı zamanda da mutlu olmuşum, arkadaşım L. ile gezerken muhteşem bir duvar keşfetmişiz, esmiyor deyince esip esmediğini test etmişim ( yine esmiyormuş :D ), son olarak da bayramda halka seslenip #küçüklerinizeharçlıkverin temalı bir basın açıklaması yapmışım :).

5 Ekim 2015 Pazartesi

His #3


Kapı deyince herkesin aklına pek çok şey gelir. Hep kapılara anlam yüklenir. Kapılar ile ilgili, "Bir kapı kapanır, bir diğeri açılır" ve benzeri pek çok söz söylenmiştir. Hep onların fotoğrafı çekilir. Hep onlar sevilir.


Bense farkında olmadan hep pencereleri sevmişim. Gittiğim, gezdiğim, sürekli bulunduğum pek çok yerde hep onların fotoğraflarını çekmişim. Daha önce her ne kadar farkında olmasam da hep onları sevmişim. Ve tüm bunları bilgisayarımdaki fotoğraf klasörlerini düzenlerken, yukarıdaki fotoğrafları görünce fark etmemle birlikte, hayatımın en her şeyden anlam çıkarma dönemlerinden birisinde olduğum için de onlara anlam yüklemek istemişim.

Not: Acaba bana "Her şeye biraz daha farklı pencerelerden bakmaya çalış" mı demek istiyorlar? :) 

21 Eylül 2015 Pazartesi

Yirmi dört

- Dün benim doğum günümdü! Sanırım artık doğum günlerinde çalışacak kadar büyüdüğüm için bu yazıyı ancak şimdi yazabiliyorum :).


- Dün itibariyle 24. yaşımı doldurup 25'e ayak bastım! Kendimi büyüyormuş gibi değil de #yaşlanıyormuşgibi hissettiğim ilk doğum günüm oldu sanırım :). ( 60. yaş doğum günümde bunu okuyunca ne düşüneceğimi çok merak ediyorum :D )

- Kendimi iyi hissetmek için #siyahbeyazçizgili t-shirtümü giymeyi ihmal etmedim :)

- Pinterest'ten fırlamışçasına bir düğüne katıldım! Bir ara tüm düğünü dekorların arasında mı geçirsem diye düşünmekten kendimi alamadım :D.

- Düğün pastası yerine dondurma dağıtıldığı için ben de dondurmayı doğum günü pastam olarak sahiplenip afiyetle yedim! ( #dondurmabağımlısıruhhastası :) )

- Telefonumun şarjını gün içinde iki kez bitirmeyi başardım! ( #üçmaymunungörmedimemojisi arkadaş danışmadan bekleniyorsunuz :D )

- Çok derinden, en derinden dilekler diledim kendim için. Bu derinlikle orantılı olarak bir hayli kocaman oldular galiba kendileri :).


- Bir gün önce "Acaba bu yaşımın bana mesajı neydi?" diye düşünürken, yukarıdaki sözün karşıma çıkmasıyla mesajımı aldım :). Hayattaki en iyi şeylerin hiçbir zaman için #maddişeyler olmadığını, hislerin ( #aşırısevinmehissi, #minnettarolmahissi, #iyilikyapmahissi, #birişeyarıyorolmahissi, #doğruyoldaolmahissi... ) esas mesele olduğunu bu yaşımda anladım. :).

12 Eylül 2015 Cumartesi

Artık bir şeyler yapmak lazım

Yaklaşık son 1 senedir, bloga eskisi kadar yazı yazmıyorum. Bunun farkına varıp da beni sürekli destekleyen pek çok arkadaşım olsa da, harekete geçememiştim. Ara sıra gaza gelip, bu sefer kesin eski düzene geri dönüyorum diye düşünsem de, hep 1-2 yazıyla sınırlı kaldı o geri dönüşler. Çünkü kendi içimde, daha doğrusu beynimin içinde çözümleyemediğim şeyler vardı. İnsan sürekli bir şeye takılıp onu düşününce, kendi kendisinin modunu düşürmeyi ve her şeyden kendisini çekmeyi de çok güzel başarabiliyormuş, bunu öğrendim bu sene.


Bir de blogu açtığımdan beri, burada hissedilmesini istediğim tek şey vardı! Okuyanların hayatın sıkıntılarından uzaklaşıp da bir anlık bile olsa gülümsemelerini istemiştim. Geçen sene mezun olduktan sonraki yeni mezun, işsiz, iş görüşmeleri korkunç geçen, ne yapacağını bilmeyen, her gün kendi kendisini sorgulamaktan başka bir şey yapmayan, hemen hemen her gününü yukarıdaki gibi yatakta geçiren bir insan olarak ( şu an aynı eylemi zevk alarak yapıyor olmam umarım ironik değildir :D ) bunu başarmak çok zor olacağından, gelecekte blogdaki yazılarımı okuyup kendimi de mutsuz etmemek için, uzun süre blogdan uzak kalmıştım.

Peki sonra ne oldu? Kesin olmasa da işsizlikten bir süre kurtulup, 5 aydır beni çok mutlu eden bir süreç yaşadım, yaşamaya da devam ediyorum. O süreçte bir işe yaradığımı hissettim ve kendime haksızlık ettiğimi anladım. Sevdiğim şeylerden uzak kalıp kendimi ne kadar saçma bir ruh haline sürüklediğimi anlayıp, bu durumu sona erdirmeye karar verdim. Her ne kadar şuanki işim dönemlik olsa da, beni yine geçen kış yaşadığım benzer süreçler de bekliyor olsa, ben bu sefer kendime daha farklı davranmaya karar verdim. Ve bu yazıyla birlikte kendimce blogda da yeni bir döneme başladığımı size de duyurmak istedim. Bundan sonra belki eski Raif'ten biraz daha farklı bir Raif okuyacak olabilirsiniz, daha farklı türlerde yazılar okuyacak da olabilirsiniz, belki çok da büyük değişiklikler olmaz onu da bilmiyorum, hep beraber göreceğiz diyerek sözlerimi şimdilik burada noktalıyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :)

Not: Yeni döneme yeni bir görünüm yakışır diye düşünüp, blogun tasarımında bir takım değişiklikler yaptım. Sizce nasıl olmuş? :)

19 Ağustos 2015 Çarşamba

His #2


Uçsuz bucaksız bir yolun ortasındayım! 
Ya da belki sonuna yaklaşmışımdır.
Yoksa daha başında mıyım? 

24 Temmuz 2015 Cuma

Üç

Tam 3 yıl önce bugün bilgisayarın başına geçmiş ve yazmaya başlamıştım. Tam da şuanki gibi. Sonra ben yazdım, siz okudunuz. Beni çok mutlu eden, bilgisayarın başında bazen gülümsetip bazen kahkahalar attıran yorumlar yazdınız. Bazılarınız blogda okuyucu olmaktan çok çok öteye geçip, benim için çok çok önemli, yeri doldurulamayacak insanlar haline geldiniz. 

Ve bugün tüm bunlar olmaya başlayalı tamı tamına 3 yıl oldu. Yani bugün blogun 3. yaş günü :) Tüm yukarıda yazdığım ve kolaya kaçarak tekrardan yazmaya üşendiğim her şey için hepinize çok çok teşekkür ederim sayın seyirciler :).

Bu üç yılda, hayatımda çok şey değişti. ( bu kısımın anlamlanması için öncelikle sizi şuraya alalım efendim :) Her şeyden önce 3 yaş daha büyüdüm. ( Büyüdüm, büyüdüm, blogla büyüdüm :D ) Üniversiteden mezun oldum. Fotoğrafçılık alanında kendimi ilerletmeye çalıştım, hatta kendisi birazcık işim oldu. Beni tanıyanlara Raif deyince aklınıza gelen ilk 3 şey nedir deseniz artık IKEA demeyebilirler, hatta artık eskisi kadar IKEA bağımlısı da olmayabilirim :), gevezeliğim hiç değişmedi ne yazık ki o hala aynı :D ve son olarak burası hala benim için bir hayatın sıkıcılığından kaçış, sevdiğim ve severek yaptığım şeyleri kayda geçirme noktası.

Bu üç yılda bloga bakacak olursak, yazma sıklığımın haricinde çok bir şey değişmedi sanırım :). Ben de bu duruma el atarak, diğer #ben 'li blogger arkadaşlarımın da yardımıyla, alan adı satın aldım ve artık www.benraif.com adresinden beni okumaktasınız efendim :). Gelecek günlerde de temada bir takım değişiklikler olacak ve 3. yılımıza hep beraber yeniliklerle devam edeceğiz. ( #halkahitapedençakmasiyasetçiemojisi varsa buraya bir adet rica edebilir miyiz :D ) Yazma sıklığı konusunda da çok çok daha iyi olmaya çalışacağıma söz veriyorum!

Şimdilik benden bu kadar, buraya kadar okuduğunuz için ve bu zamana kadar da okuduğunuz, kaçıp gitmediğiniz  için de #aşırıteşekküreden kişiliğimden ödün vermeyerek tekrardan çok çok teşekkür edip, susuyorum efendim. :)

Not: İyi ki varım, varsın, varız :)

10 Nisan 2015 Cuma

Madde'nin geveze hali #2



- Tam 1 aydır bloga yazı yazmamışım. Uzun zamandır yazmadığımı biliyordum ama 1 ay olduğunu az önce farkettim. Zamanın ne kadar hızlı geçtiği konusunda bir kere daha düşünüp, dehşete düştüğümü belirtmek isterim. ( Fazla #çığlıktablosuemojisi arkadaştan varsa buraya bir adet rica edebilir miyiz acaba :D )

- Günlerim çoğu zaman düşünmekle geçiyor. Kendi kendime düşünüp, hiçbir sonuca ulaşamıyorum. Sanki bazen sonuca çok yaklaşmışım gibi geliyor ama sonradan gerçeğin öyle olduğu ortaya çıkıyor. "O zaman niye düşünüyorsun be evladım? Aman da çocuğum?" derseniz mantıklı bir cevap veremem ama :D.

- En son #maddeningevezehali yazısında hayallerimin peşinden koştuğumu söylemişim. Sanırım hala onun için uğraşıyorum. Ama çok zorlandığımı itiraf etmek istiyorum. İnsanın beyni ve kalbinin ayrı şeyleri savunması oldukça zormuş. Ben bunu ilk defa yaşıyorum sanırım. Bakalım kazanan kim olacak, hepimiz merakla bekliyoruz.

- Üzerimde gereksiz bir ağırlık var gibi hissediyorum. Bu ağırlığı ikinci maddedeki durumun yarattığını düşünsem de, suçu havalara atarak işin içinden çıkmak kolayıma geliyor sanırım. :D. Bir yandan da bu histen kurtulmak için de var gücümle uğraşıyorum. Ama psikolojim fazla dirençli çıktı, onu iyi yönlere çevirmek çok da kolay olmayacak gibi sanki :).

- Zamanımın çoğu evde geçtiği için, #içimdekideryabaykal 'a bir rakip oluşması kaçınılmaz oldu sanırım. Bu aralar bir de #içimdekiardatürkmen ile haşır neşir oluyorum. Bunu sevgili anneciğim ile her gün "Ver Fırına" izlemeye mi borçluyuz, yoksa boşluktan yemeğe sardım da, #annedırdırı denen şeyden kaçmak için yiyeceklerimi kendim yapmaya çabalıyor olmama mı bilmiyorum :D. ( "Ver Fırına" sanki biraz "Giiirr Kanıııımaa" gibi değil mi sayın seyirciler? :D )

- Geçmeyen grip yapmışlar. Bir de utanmadan bana bulaştırmışlar. Tam iyileştim derken yine yeni yine yeni  yine yeni yenideeen grip oluyorum. Artık o da benim bir parçam oldu sanki, öyle hissediyorum. Ancak ev halkı burnumu silmek amacıyla evdeki tuvalet kağıdı rulolarının stoklarını tüketmemden çok da mutlu değiller efendim. ( görmedimemojisi arkadaştan da bir adet buraya alalım :D )

12 Şubat 2015 Perşembe

His

Bazen kendimi...


...böyle üzgün...


...böyle karmakarışık...


...böyle çaresiz...


...böyle kırılmış...


...böyle arada kalmış...


...böyle bir yanı eksik hissediyorum. 

Sonra aklıma...


...aslında her yolun sonunda bir ışık olduğu...


... aslında tüm merdivenlerin sonunda gökyüzüne ulaştığı geliyor
ve kalbimi yeniden umutla dolduruyorum!


Çoğu zaman içimde bir sürü Raif olduğunu düşünüyorum. Gecenin bu saatinde de içimdeki şair ruhlu Raif meydanı boş bulup dışarı çıkmak istedi, kendisini tutamadık ve ortaya bu #fotoğraflışiirimsiyazı çıktı efendim :). Umarım beğenmişsinizdir. Kendisi bir daha ne zaman ortaya çıkar, bir daha buralara uğrar mı bilemiyoruz ama, sanırım çektiğim fotoğrafları paylaşmak için aradığım yöntem içimdeki Raif'lerden geçiyormuş :).

3 Aralık 2014 Çarşamba

Ben bir IKEA bağımlısıyım #23

Bugünkü yazının doğrudan IKEA ile bir alakası olmayabilir! Ama belki olabilir de! Hangisi olduğuna karar vermem yıllar alacağından ben en iyisi gevezeliği bir yana bırakıp yazıya başlayayım değil mi efendim?! ( Ama zaten halihazırda gevezelik geni fazla kaçmış bir birey olduğum gerçeğini bir kenara bırakmamız gerekiyor sanırım bu aşamada :D )

Benim düzenli olarak #doğumgünlerimizdönemikapsamı 'nda hediyeleştiğim bir kaç arkadaşım var! Çünkü hem hediye almak çok güzel, hem seçmek çok güzel.. Tamam birisinin bize almasının en güzeli olduğunu kabul etmek zorundayım! ( #üçmaymunungörmedimemojisi :D ) Ama almasınından daha güzel bir şey varsa o da ancak size özel bir şeyler hazırlaması olabilir! Bu kapsamda arkadaşım S.T. ( blog'da tırnaklarıyla meşhur ve aynı zamanda kendisinin yazmayı unuttuğu bir blogu da var :D ) bana bu sene için içindeki tüm #deryabaykalcılık özelliklerini ortaya çıkararak çok sempatik bir hediye hazırlamış!


Büyük bir #kırtasiyeseverölürbiter bir insan olduğum gerçeğini, IKEA bağımlılığım ile harmanlayıp üzerine bir de tüm bunlar yetmezmiş gibi eski şeylere olan sevgimi ekleyerek ortaya böyle bir hediye çıkarmış kendisi sayın seyirciler! 
( #içininyağlarıeriyenjelibonkıvamındakimutluemoji :D ) 

Defterin kapağı IKEA'nın ilk kataloglarından oluşan bir kolaj. Defterin sayfalarını ise eskitilmiş görüntüsü yaratmak için çay/kahve ile ıslatıp, kapağı açık fırında ızgara yaparmış gibi çevire çevire kurutarak elde etmiş! :D Kendisine bir kez daha buradan hem bu güzel hediye için, hem hediyenin sempatiklikten ölen fikri için hem de hediyeyi hazırlamak için harcadığı o süper kahraman uğraşısı için çok çok çok çooook teşekkür ediyorum :)

...Ve bu defter de diğer tüm güzel defterler gibi kitaplığın #kullanmayakıyamadıklarım köşesinde hayatını sürdürmektedir efendim :D

Not: Ben de kahve yaptım ama lütfen sayın seyirciler, benim de emeğim var bu yazıda :D

20 Ekim 2014 Pazartesi

Ambalaj önemlidir! #1

Ben markette alışveriş yaparken çoğu zaman ambalajlara takılan bir insanım! En azından hiç denemediğim bir ürünle karşılaştıysam ve ambalajı da "Yaa! Nasıl da güzel yapmışlar. :D" sınıfına giriyorsa o ürünü almadan eve gelmek istemiyorum :D. ( Yoksa sonra gelince çok üzülüyorum :) İnsanın başına ne geliyorsa meraktan gelmiyordur umarım :D ) Çoğu zaman hayal kırıklığı yaşasam da en azından aklım kalmadı, merakımı giderdim diyerek de avunuyorum efendim :D.


Tabi ki durum yalnızca marketlerde değil, değişik ürünlere rastladığım her yerde de başıma gelebiliyor. ( Üç maymunun görmedim emojisi :D ) Hatta mezuniyet durumumla ilgili bir sıkıntıyı halletmek üzere fakülteme gittiğimde ve vakit öldürme amacıyla kantine girdiğimde bile gelebiliyor! ( Fonda tezahürat eşliğinde alkış efekti duyulmaktaydı! :D ) Bu ismi "Gagoz" olan ama benim uzunca süre olmadığını iddia ettiğim arkadaşla tanışmamız da tam o şekilde gerçekleşti sayın seyirciler. Soğuk bir şeyler içmek isteyip karar veremediğim bir anda dolapta onu gördüm! Aman Tanrım! Ne de güzel yapmışlardı! O ambalaj nasıl da güzeldi! Derhal almalıydım! Ama bir saniye, bir saniye! Param yoktu! :D. Neyse ki onu da o anda yanımda bulunan arkadaşım A.Ç.'den borç alarak halletmiştim. ( Sonra geri verdim ama, vallahi bak :D )


Ama asıl sorun içeceği içemeyecek olmamdı! Blogger insan modeli olarak fotoğrafını çekmeden içmem ne mümkündü :D. O yüzden eve gidene kadar sabrettim. Eve ulaşınca da fotoğrafını çektim ve kapağını hatıra olarak saklamak amacıyla yavaşça açtıktan sonra... Evet! Artık içebilirdim. Öyle de yaptım. Ama bir saniye, bir saniye!


Bunun tadı hiç olmamış! :D


Not 1: Bundan sonra ambalajını beğendiğim ürünlerin hikayelerini, aramızdaki ilişkiyi bu başlıkla anlatacağımdır efendim! :D Hatta kalınız! :)
Not 2: Bu postta sanal reklam uygulaması falan kullanılmamıştır! Yoksa ben de isterdim kullanılsın, birazcık para kazanalım ama maalesef :D ( İşsizim, işsizsin, ,işsiz! )

20 Eylül 2014 Cumartesi

Madde'nin geveze hali #1


- Bugün doğum günüm! Bugün itibariyle 23 yaşımı doldurarak danalığa adım atmış bulunuyorum :D. ( Çığlık tablosu kılıklı emoji arkadaştan buraya bir adet alabilir miyiz acaba :) )

- Dün, hiçbir zaman bitmeyecekmiş gibi hissettiğim, içinde bulunduğum 5 sene boyunca içinde bulunduğumu kabullenmediğim üniversite'mden mezun oldum! Kendimi adeta yeniden doğmuş gibi hissediyorum! ( Bittiiiiiii!! Oley oley oley oley! ( Kırmızı elbiseli "oooh yandan!" formatındaki emojiden de buraya bir adet istiyoruz :D ))

- Bu aralar gördüğüm, yaşadığım, düşündüğüm her şeyden ders çıkarır durumdayım! Okul bitti ya içimdeki ders aşkı dışarı çıkmak için yer arıyordu tabi, şaşırmamak lazım :D. Belki de yaşlanıyorumdur, ondan mı bu sakinlik acaba?

- Hayatım boyunca ( bu sözü kullanabilecek kadar büyümüşümdür umarım :D ) kendimden en memnun olduğum yaşım geride bıraktığım yaşımdı. Beni durduran ne varsa, durdurmaktan vazgeçmiş gibiydi. Yada ben durmaktan vazgeçmiş de olabilirim! Sonuçta artık daha az üşengeç bir insanım ama değil mi? ( B12 vitamini'nin bende çok ayrı etkiler yaptığı konusunda Rapunzeliçe ile hem fikiriz :D )

- Elimde fotoğraf makinesiyle olan fotoğraflarımı hiçbir zaman sevmemişimdir! Ama yukarıda fotoğrafın hayatımdaki yeri apayrı. ( Zayıf çıkmış olmamdan bahsetmiyorum :D )

- Şu sıralar hayallerimin peşinden koşmakla meşgulüm efendim, O yüzden biraz fazla hayalperest, gereksizcesine mutlu, gelecek hakkında abartılı biçimde umutlu gözükürsem mazur görmenizi diliyorum. Sonuçta hayat mutsuz olmak için çok kısa ama değil mi :).

29 Ağustos 2014 Cuma

Ben bir IKEA bağımlısıyım #22

En son "Ben bir IKEA bağımlısıyım" yazısı yazdığımda tarih resmen 15 Mart'mış sayın seyirciler! Ancak bu kadar zaman yazmamış olmamın çok geçerli bir sebebi var! Yani bir sebebi olduğu kesin ama geçerliliği konusunu oturup, konuşarak bir sonuca vardırabiliriz diye umuyorum :D O zaman şöyle yazsam daha doğru olacak sanırım... Geçerli olduğunu düşündüğüm sebebim tamamen IKEA'ya trip atıyor olmamdır efendim! Ben ki bunca yıllık ( Nisan 2005'ten beri ) IKEA bağımlısıyım, ancak bunca zamandır adeta platonik bir aşık gibi kendi kendime gelin güvey olmama, ve hala IKEA'nın benden haberi olmamasına fena halde bozuluyorum! ( Ama istersen durumu telafi edebilirsin bak! Şurada okulumun bitmesine kaldı 2-3 hafta, hani durumu telafi etmek istersen iş teklifi etmen yeterli IKEA'cığım :) Hiç gerek yok çekinmene :D )

Bozulmamı bir kenara bırakıp, bu yazıyı yazıyor olma sebebim ise, IKEA'nın sitesinde denk geldiğim nevresim takımını tamamen üstüme alınıp, benim için yapıldığını düşünmemdir efendim! Ama bakar mısınız şuna...


...hem çizgili, hem siyah beyaz, hem nevresim takımı! Sizce de beni düşünerek yapılmış gibi durmuyor mu? ( Nolur duruyor deyin, yoksa akıl ve ruh sağlığımla ilgili kısımdan hepimiz haberdarız :D )

Not 1: Nevresim takımını sitesinde görmek için de BURAYA tıklayabilirsiniz efendim :)
Not 2: 2015 IKEA kataloğunu incelemek isterseniz de BURAYA tıklayabilirsiniz! :D

24 Ağustos 2014 Pazar

İKİ

Bundan tam 1 ay önce ( yani tam olarak 24 Temmuz oluyor! :) ) blogum tamı tamına "2" yaşına girdi! ( Konfetilerin havada uçuşması ve alkış sesleri birbirlerine karışmıştı :D ) O dönemlerde üşengeçlikten üşengeçlik beğenemeyen blogger'ınız Raif'in üşengeçlik kat sayısı, bilgisayarının "tamam bozulacaksan bozul be artık!" durumuyla birleşince, "Blog 2 yaşına girdi! Wuuhuuu!!" yazısı yazılamadan tarihin tozlu raflarına kaldırıldı!

Ancak, gönlüm bu duruma bir yandan da razı olamadı, yapamadı! Ben de çalıştım, didindim, bugüne kadar bekledim efendim :D. Düşündüm ki, bu yazıyı 2. yaş günün'den 1 ay sonra yazarsam en azından gününü tutturmuş olurum, hem de sonraki senelerde de unutmalarımı şimdiden telafi etmiş olabilip 3. yaş gününü 2 ay sonra, 4. yaş gününü 3 ay sonra yazayım derken yıllar sonra bir bakmışız ki blogumun 13. yaş günüyle 12.'sini aynı gün yazarak üşengeçlik tarihine geçmeyi garantilemiş olurum! :D ( En azından sistemli bir üşengeç olduğumu kabul etsek olmaz mı acaba :) )

Üşengeçlik tarihine geçemezsem, hiç değilse gevezelik tarihine geçerim diye düşünerek yine bu cümleye kadar konuya girememiş olmam da büyük bir başarı örneği diye düşünüyorum efendim :D. Ancak bu derin düşünceleri bir kenara bırakıp konuya girmeme engel değil sanıyorum ki :).


Her ne kadar tam olarak hayallerimi gerçekleştirememiş olsam da, blog'uma hiçbir zaman kafamdan geçirdiğim kadar özen gösterememiş olsam da, üşengeçlikten bir çok yazmayı düşündüğüm yazının üzerinden çok zaman geçmesi yüzünden yazamasam da... bugün itibariyle tam olarak 2 yıl 1 ay'lık bir blog yazarıyım! Blogumu okuyan, düşündüklerini söylemekten çekinmeyip yorum yazıp güzel sözleriyle beni mutlu edenler başta olmak üzere, blogumu takip eden, sadece tıklayan, hatta arama motorlarının oyunları sonucunda bloguma gelen herkese çok çok teşekkür ediyorum :) İyi ki varsınız! Umarım bir yere kaçmazsınız, umarım uzun yıllar gevezeliklerimi okuyacak insanlar olur, ben de yapamadığım için üzüldüğüm şeyleri de önüme katarak yoluma devam ederim sonra da bir bakmışız... hayır, hayır! bu kadar duygusal gözüken bir konuşma benden çıkmış olamaz sayın seyirciler! Yaşlanıyoruz sanırım, son olarak sadece bunu söylemek istiyorum! Yoksa bu duygusallıktan ölmek üzere olan konuşmayı benim yapmam mümkün olamazdı! :D ( Yine suçlu bulundu! :D )

20 Ağustos 2014 Çarşamba

Bu aralar ben #6

- Bilgisayarımın çökmesiyle derin bir hüzne bürünmüş ama günlerce arkasından dedikodusunu yapmaktan da geri durmamıştım :D. Pazartesi günü çok değerli arkadaşım A.Ç. 'nin bilgisayarıma el atıp yarım saat içerisinde tüm sorunları çözmesiyle birlikte... Haydi oturmaya geldik! ( Bu kısmı arka fonda yüksek seste dans müziği varmış gibi hayal edelim :D )

- Üniversitesini henüz bitiremeyip, yaz okuluna kalmış bir insan olarak yoğun bir depresyon içerisindeyim efendim. Bir yandan bitecek mi korkusu bir yandan bitince ne olacak korkusu beynimi yiyip bitiriyor. ( Aman bana da hiç yaranılmıyormuş ki canım :D )

- Sevgili Ablacığım'ın düğününde giymek için Asos.com 'dan bir gömlek sipariş ettim. Gömlek taaaa İngilterelerden 6 günde gelmeyi başarabildi! Buradan bazı ismi lazım değil e-ticaret sitelerine "Utan, utan!" demek istiyorum efendim :D ( 1,5 haftada kitapları teslim edemeyen D&R' a selam olsun :D İsmi lazım değil demiş olduğumu unutabilir miyiz :) )

- Bu aralar hiçbir şeye yetişemiyormuş gibi bir hissiyat içerisindeyim! ( Ama çok rahatsız ediciymiş bu his sayın seyirciler :S ) Kendime fazlasıyla vakit ayırmama rağmen, ayırmıyormuş gibi hissediyorum. Bu durumu #kendikendineyaranamamasendromu olarak adlandırabiliriz sanırım :D

- Blog'da sıkça adı geçen, tırnaklarıyla ünlü arkadaşım S.T. kendisine bir blog açtı sayın seyirciler! Her telden paylaşımlarıyla o da aramıza katılmış oldu :) Ben de arkadaşlık görevimi yerine getirerek, linkini burada paylaşıyorum :D Gidiniz, okuyunuz, tıklayınız efendim :D ( BURAYA! :D )

- IKEA, #cocostar kokulu yeni bir mum çıkarmış. Minikli ve 3'lü olarak satılıyor kendisi. Sürekli onu yakıp kendimi tatlı yeme isteğinden uzak tutmaya çalışıyorum sayın seyirciler! ( Saçma gibi gözüktüğünü kabul ediyorum! Ama çok işe yarıyor. Vallahi bak :D )

- #bentakımelbisegiymemolmazhayır zihniyetli bir insan olarak, sevgili Ablacığımın ( bir #babacığım değil tabi durumumuz :D ) düğününe #gömlekpantolonpapyonkalpben şeklinde katılıp, hem Raif olmayı hem de sıcaktan pişmemeyi garantilemiş bulunmaktayım! ( Yaşasıııın :D ) Blog'da kombinlerimi paylaşıp, olayı moda blogger'ı çizgisine kaydırarak kendime sponsor bulup paraya para demesem mi diye düşünmüyor da değilim :D ( Bu kadar gevezelikten anlaşıldığı üzere bu aralar ailece tek gündemimiz "The Ablam'ın Düğünü" 'dür efendim :D )

- Mezun olmama 3-4 hafta kala üniversite'min kütüphanesinden ilk defa kendim için kitap aldım! ( çok ayıp bana! ) Ama ne yazık ki kendilerini yarın teslim etmem gerekiyor. #çokfeciüstünzekalılık örneği göstererek kendilerini vize haftasında aldığım için kapaklarını bile açamadım ne yazık ki :S Sizleri kalbimde yaşatacağım sevgili kitaplar! ( buraya birazcık "Film gibi" müziği alabilir miyiz acaba :D )


Kendisini gevezeliğe bir son vermek zorunda hisseden Raif, ilk günki gibi olan bilgisayarından bildirdi efendim :)
( Ama blog'umu çok özlemişim ya! [sevgidenbilgisayarınasarılıpiçinesokanmutlusuratlısmiley] :D )

28 Temmuz 2014 Pazartesi

#bayram

Şeker fotoğrafı paylaşarak insan ayrımı yapmak istemedim efendim :)

Görsel: İtinayla google amca'dan alınmıştır :D

Diyette olanlar olsun, diyabeti olanlar olsun, herkesin bayramı kutlu olsun efendim! :) 
Herkese çokmutlumusmutlu bayramlar dilerim :D.

#tarçınçubukforever #tarçınçubukbayramı

13 Temmuz 2014 Pazar

Photo Diary #24

Bu aralar üstümde öyle bir üşengeçlik var ki, kendi kendimi tokatlayarak, kendime gelmem konusunda uyarmak isteyip, bir yandan da kıyamıyorum sanırım :D Suçu sıcaklara atarak, kendimi aklamak isterdim ama yalan söylemenin anlamı yok! ( Ama şimdi İzmir de öyle bir sıcak ki yani, nefes almak bile çok zor :) Gerçekten :D ) Son iki aydır blogda yazdığım adamakıllı post sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.Tamam, kabul ediyorum, ben üşengeç bir insanım! ( ühüüü! :( )

Ama bir saniyee... suçu atacak daha güzel bir bahane buldum sanırım! Ben bence "yenimezundepresyonu(?!)" 'na girmiş olabilirim. Öyle birşey yokmuşsa da artık var! :D Eveeet, henüz gerçekten mezun olamamış olsam da ( Sana da merhaba yaz okulu! ), mezun olmaya çabalayan bir insan olmak kolay değil sayın seyirciler! Son iki ayım ( Mayıs&Haziran) ne olduğunu hatırlayamayacağım kadar yoğun geçti! ( Valla bak :) Tamam, balıklarıkıskandıran hafızamın da bu konuda payı büyük olabilir :D ) Bu yoğunluğun arasında fotoğraf çekecek fırsat bile bulamadığımdan mütevellit ( bu kelimeyi de hep kullanmak istemişimdir :D ), Mayıs ve Haziran Photo Diary'lerini tam olarak şuan şu dakika yapmaya karar vermiş bulunmaktayım! İşte karşınızda, Mayıs & Haziran Photo Diary'siii... ( salondan alkışlar yükselmişti... :D )


... fotoğraflardan anlaşıldığı üzere yoğunluğumun büyük bir çoğunluğu sanırım yemek yememden kaynaklanmaktaymış ya da kendimi yemek fotoğrafçılığına adamışım ( Az ye Raif! :D ), arkadaşım S. ile birlikte arkadaşımız B.'ye doğum günü hediyesi olarak bizim evde pastaneleri kıskandıran cupcake'ler yapmışız ( kekler S.'ten süslemesi benden :) ), Alsancak'ta bir ağacın üzerinde gördüğüm yazının fotoğrafını "Anne baaak! demek için çekmekten kendimi alamamışım, #raifing akımına tüm hızımla ( hangi hız acaba :D ) devam etmişim, simitçide aklıma simittenkuşyuvası yapma fikri geldiği için koştura koştura eve gelip kendimi mutfağa atmışım, babamın aldığı rus salatasının markasına ( Aşk-ı Meze ) kahkaha atarak havuç ve bezelyenin yasak aşkına tanık olmuşum ( Ednan Bey! :D ), haziranda bile yağmur yağdığı için çok mutlu olmuşum, fotoğrafçılık kursundan mezun olmuşum! ( bir şeyden mezun olmayı başarabilmiş olmam da takdiri hak ediyor diye düşünüyorum :D ) küçücük ufacık minicik nutella kavanozuyla aramızda kontrol edilemez bir yakınlık oluşmuş, yenidoğankedimevsimi olduğu için apartmanın çevresindeki kedilerle epey bir vakit geçirmişim ( çok yoğunluğa bir bahane daha buldum, oley! :D ), Forum Bornova'da çevre düzenlemesi yapan kişinin benim farkımda olduğunu hayal edip yeni gülensuratlı süslemeleri üzerime alınmışım (#raifing'sel hareket engellenemez! :D ), evde yemek olmayınca kendime, evde bulduğum lavaş'tan pizza yapmaya karar verip bu kararımı şaşırtıcı biçimde uygulamaya geçirebilmişim, anneler gününü bahane ederek yine eski fotoğraflara bakmak bahanesiyle ortalığı dağıtmışım, bazı market fişlerinin de sıcaktan kafalarının karıştığını görüp halime şükretmişim :D, fotoğrafçılık kursunun yan etkisi olarak yansıma fotoğraflarına takmışım, bir kafede yediğim yemeğin altındaki tahtayı twitter kuşuna benzetmişim ( ama benzemiyor mu ya? :D ), ablamın evinde ilk ayak fotoğrafımı çekerek açılışı yapmışım, ve son olarak her şeye rağmen hayatın güzel olduğunu düşünerek bu düşüncemi S.'lerin bahçesinde fotoğrafını çektiğim güle yansıtmışım...

Not: Üzerimdeki tüm üşengeçliği attığıma söz veriyorum efendim! Bundan sonra buradayım, hiçbir yere kaybolmuyorum... Anlatacak çok şey var, umarım okumak isteyen sayın seyircilerim de oldukları yerde duruyorlardır :) Herkese kocaman kocaman sevgilerimi gönderiyorum! Bir sonraki postta görüşmek üzere kendinize iyi bakın hoşçakalın! ( #içimdekitelevizyonsunucusundaherhangibirdeğişiklikyokanlaşılan :D )

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Photo Diary #23

Nisan ayı Photo Diary'sinden herkese sevgiler, saygılar, selamlar, başka kelime bulamadım..lar :D 1 ay ne çabuk da geçti diyerek geyik yapmak istemiyorum ama cidden mayısın bile neredeyse yarısının bitmiş olduğunu az önce acı bir şekilde fark ettim. ( Tamam, final takviminin açıklanması kadar acı bir durum olmayabilir, ama yine de acıydı :D ) Ayrıca bu ay az fotoğraf çektiğimi düşünmüştüm taa ki bu postu yazmak amacıyla fotoğrafları karelemeye çabalama anına ( fotoğrafları karelemeye çabalama anı... zincirleme isim tamlaması :D ya da değil :) ) kadar! Adeta bir jüre edasıyla tamı tamına üç, evet yanlış duymadınız üç fotoğrafı acımasızca elemek zorunda kaldım :D Sonuç ise hemen aşağıda...


... annemin tüm karşı çıkmalarına rağmen sevgili Ablacığım bana aylardır istediğim IKEA simsiyah nevresim takımını hediye almış, bir kafenin menüsündeki keep calm'lı yazıyı yoğun garsonlara yakalanmama çabası içerisinde fotoğraflamayı başarmışım, #gelecektekievim'e posta kutusu beğenmişim, sabah kahvaltısı için yaptığım kreplerden birisi bana süpriz yaparak #raifing şekline bürünmüş, bir ders çalışamama anında bir fosforlu kalemin saldırısına uğramışım, odamın girişini evin girişiymişcesine kulladığımı kamuoyuna açıklamışım, bir derste sıkılma anında arkadaşım G. ile sularımız karışmasında diye bir girişimde bulunarak kendime özel "ben Su" marka suyumu piyasaya sürmüşüm, vapura binip suya düşmeden fotoğraf çekmeyi başarmışım, babamın can sıkıntısında yaptığı telephone tower projesiyle içinde adeta bir Ali Ağaoğlu olduğunu farketmişim, Magnum'un bilmemkaçıncı yıl için özel olarak çıkardığı dondurma sayesinde hayatı sorgulamışım ( Sakın evde denemeyin! Aslında hiçbir yerde denemeyin :D ), kampüsün sinemasında Bir Küçük Eylül Meselesi filmini izleyip derin bir hüzne boğulmuşum, IKEA'da çocuk menüsünün nuggetları sayesinde çizgili IKEA hayvanat bahçesinin açılışını yapmışım, üniversitede son senem diye ( öyle olduğunu umuyoruz :D ) fakülte binası gözüme daha bir güzel gözükmeye başlamış, arkadaşım S.'in yeni hobisinin eseri olan cupcake'leri itinayla mideye indirerek kendisine destek olmuşum, iyi bir evlat olarak annemin sayıca epey fazlalaşan ilaçları için kutu almışım, bol bol yağmur yağdığı için mutlu olmuşum, çorap çekmecemde bulduğum dede çorabı rengi çoraplarımla aramızda bir bağ oluşmuş ve son olarak da annemin temizlik sırrı olan halıları süpürge borusunun ucunu kırarcasına süpürerek temizleme yöntemini kamuoyuna açıklamışım :).

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Postmodern(!) Piknik

Gün: 21 Nisan...
Olay: Hepsi aynı yaşlarda olan dört gencin piknik yapmak amacıyla yola çıkması...


Evet, önceki kısmı daktilo ses efektli olarak yavaş yavaş yazılıyormuş gibi okuduysak, şimdi rahatça saçmalamaya başlayabilirim :D. 21 Nisan günü arkadaşlarım Ö.A. Ö.C. ve G.A. ( böyle yazınca da iyice 3. sayfa gazete haberi gibi oldu :D ) ile birlikte pikniğe gitmeye karar verdik. Ancak aramızda daha önce mangalla haşır neşir olmuş olan kimse olmadığından yiyeceğimiz şeyleri hazır pişmiş olarak bir süpermarket'ten almaya karar verdik. ( Aman fotoğraftaki poşeti de görmedik zaten :D ) Bu durum bana sebebini bilmediğim bir şekilde çok komik geldi, sonra bana komik gelince arkadaşlarıma da komik geldi yada ben bozulmayayım diye komikmiş taklidi yaptılar.. ( Belki de cidden komiktir ama yaa :D ) Ben de bu durumla dalga geçerek bu aktivitemizin adını "Postmodern(!) Piknik" koydum. Gün boyunca bu geyik de aramızda devam etti. :).



Zaten insan kırk yılın başında pikniğe gidince ne yapacağını şaşırıyormuş sayın seyirciler! Oraya yalnızca yemek yemeğe gitmiş gibi zamanımızın çoğunu bir şeyler tıkınarak geçirdik. O da yetmezmiş gibi ben bu "postmodern" tabirini haklı çıkaracak şekilde pikniği bir yana bırakıp, içimdeki tüm sosyal medya ve fotoğraf aşkıyla arkadaşlarım voleybol oynarken sağı solu fotoğraflamaktan kendimi alamadım. Neyse ki sonrasında onlar da bana eşlik ettiler de tek başıma "postmodern(!)" olmamış oldum :D.


Tam arkadaşlarımın voleybol oynadığı sırada, topları insanların çöplüğe çevirdiği bir yere kaçınca ( başka türlü nasıl tarif edeceğini bilemeyen Raif online :D ) tüm yardımseverliğimle ( :D ) toplarını almaya gittiğimde bir kenara fırlatılmış iki adet paketli peluş oyuncak buldum. Hazine bulmuş kadar sevindim! Artık pikniğimiz daha da "postmodern(!) olabilecekti :D. Öncelikle bu etkiyi hissettirmek amacıyla arkadaşım Ö.C. ile birlikte bulduğumuz peluş kuşcağızın ağaçta asılı kalmasını sağlayabilmek için epey çaba harcadık. ( bir nevi spor sayılır ama değil mi :D ) Başardıktan sonra da fotoğraf makinelerimizi alıp kendisini... bir sağdan şimdi soldan hooop bir de aşağıdan şimdi de yukarıdan... fotoğrafladık :D. Sonrasında da bulduğumuz diğer peluş gülen surat ile #raifing akımını gerçek hayata da geçirmiş olduk :).


Ayrıca bir postmodern(!) pikniği böyle sıradan tamamlayamazdık, hayır :D. Son olarak da hint dansı figürlerinden hallice yogası(!) yaparak tüm kötü enerjilerden arınıp, huzura kavuşarak evlerimize döndük :)

Not: "ben Raif" yazısını göbeğimin tam üstüne koyarak özel bir amaca hizmet ettiğimi söyleyenlere lütfen itibar etmeyiniz efendim :D

30 Nisan 2014 Çarşamba

Ah Bir Pokemon Olsam!

Merhaba, ben Raif. Ben bir smileyseverim! (Raif'e hoşgeldin diyelim arkadaşlar... Hoşgeldin Raaaaiiifff! )

Böyle filmlerdeki grup terapisi gibi başlamış olmamın çok mantıklı açıklamaları var sayın seyirciler! ( Valla bak! :D ) Eskiden sadece sıradan bir kendikendinesmileysever bir insanken şu yazımdan ( şu'ya tıklamayan bu'na tıklasa da oluuurr :D ) sonra artık kendikendime sevemez oldum! Çünkü artık hep beraber sevip, bu olayı kocaman bir sevgi pıtırcıklığına döndürmenin zamanı gelmişti! Ve bu pıtırcıklığımızın adı da sevgili Ebru sayesinde #raifing oldu, ve hayatına Instagram'da devam ediyor! :) ( Katılımlarınızı bekliyoruz efendim :) )

Ebru'nun fikrini hayata geçirirken de Instagram'da bir şey farkettik. #raifing hashtaginde yalnız değildik. Bizden çok çok önce bir fotoğraf paylaşılmıştı... Ama o da ne?...


İlk #raifing meğer bir pokemonmuştu. Bu duruma gülsek mi ağlasak mı bilemedik! ( Aslında sadece güldüğümüzü düşünürsek sanırım bilebilmiş de olabilir, emin olamadım :D ) Sonra ben bu #raifing pokemonunun kaynağını merak ederek, araştırmaya koyuldum. Günlerce süren araştırmalarım sonucu da ( 30 saniye :D ) Pokemon Fusion adlı bu siteye ulaştım. Tamam, siteyi bulmak için araştırmalarım çok uzun sürmemiş olabilir, ama #raifing pokemonunu oluşturmamız için gerekli malzemelerimiz olan iki pokemonu bulmam epey uzun sürdü. Sonrasında da yine uzun süren uğraşlar sonucunca yukarıda görünen "raif" ile başlayıp bilimum şekillerde devam eden pokemonları keşfettim. ( Ne büyük keşif ama! :D )

... ve keşiflerden de anlaşıldığı üzere, içinde "raif" geçen şey bir pokemon da olsa o smiley'den hallice şapşal gülümsemesi eksik olmayacakmış :) Yani bu smiley sevgisi boşa değilmiş sayın seyirciler :D ( Hemen de onu ona bağladı bak! :) )

Mesaj kaygılı not: Bu yazıyı okuyan herkesin hayatında bu sıralar gülümseten şeyler oluyordur umarım :)