IKEA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IKEA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2014 Çarşamba

Ben bir IKEA bağımlısıyım #23

Bugünkü yazının doğrudan IKEA ile bir alakası olmayabilir! Ama belki olabilir de! Hangisi olduğuna karar vermem yıllar alacağından ben en iyisi gevezeliği bir yana bırakıp yazıya başlayayım değil mi efendim?! ( Ama zaten halihazırda gevezelik geni fazla kaçmış bir birey olduğum gerçeğini bir kenara bırakmamız gerekiyor sanırım bu aşamada :D )

Benim düzenli olarak #doğumgünlerimizdönemikapsamı 'nda hediyeleştiğim bir kaç arkadaşım var! Çünkü hem hediye almak çok güzel, hem seçmek çok güzel.. Tamam birisinin bize almasının en güzeli olduğunu kabul etmek zorundayım! ( #üçmaymunungörmedimemojisi :D ) Ama almasınından daha güzel bir şey varsa o da ancak size özel bir şeyler hazırlaması olabilir! Bu kapsamda arkadaşım S.T. ( blog'da tırnaklarıyla meşhur ve aynı zamanda kendisinin yazmayı unuttuğu bir blogu da var :D ) bana bu sene için içindeki tüm #deryabaykalcılık özelliklerini ortaya çıkararak çok sempatik bir hediye hazırlamış!


Büyük bir #kırtasiyeseverölürbiter bir insan olduğum gerçeğini, IKEA bağımlılığım ile harmanlayıp üzerine bir de tüm bunlar yetmezmiş gibi eski şeylere olan sevgimi ekleyerek ortaya böyle bir hediye çıkarmış kendisi sayın seyirciler! 
( #içininyağlarıeriyenjelibonkıvamındakimutluemoji :D ) 

Defterin kapağı IKEA'nın ilk kataloglarından oluşan bir kolaj. Defterin sayfalarını ise eskitilmiş görüntüsü yaratmak için çay/kahve ile ıslatıp, kapağı açık fırında ızgara yaparmış gibi çevire çevire kurutarak elde etmiş! :D Kendisine bir kez daha buradan hem bu güzel hediye için, hem hediyenin sempatiklikten ölen fikri için hem de hediyeyi hazırlamak için harcadığı o süper kahraman uğraşısı için çok çok çok çooook teşekkür ediyorum :)

...Ve bu defter de diğer tüm güzel defterler gibi kitaplığın #kullanmayakıyamadıklarım köşesinde hayatını sürdürmektedir efendim :D

Not: Ben de kahve yaptım ama lütfen sayın seyirciler, benim de emeğim var bu yazıda :D

29 Ağustos 2014 Cuma

Ben bir IKEA bağımlısıyım #22

En son "Ben bir IKEA bağımlısıyım" yazısı yazdığımda tarih resmen 15 Mart'mış sayın seyirciler! Ancak bu kadar zaman yazmamış olmamın çok geçerli bir sebebi var! Yani bir sebebi olduğu kesin ama geçerliliği konusunu oturup, konuşarak bir sonuca vardırabiliriz diye umuyorum :D O zaman şöyle yazsam daha doğru olacak sanırım... Geçerli olduğunu düşündüğüm sebebim tamamen IKEA'ya trip atıyor olmamdır efendim! Ben ki bunca yıllık ( Nisan 2005'ten beri ) IKEA bağımlısıyım, ancak bunca zamandır adeta platonik bir aşık gibi kendi kendime gelin güvey olmama, ve hala IKEA'nın benden haberi olmamasına fena halde bozuluyorum! ( Ama istersen durumu telafi edebilirsin bak! Şurada okulumun bitmesine kaldı 2-3 hafta, hani durumu telafi etmek istersen iş teklifi etmen yeterli IKEA'cığım :) Hiç gerek yok çekinmene :D )

Bozulmamı bir kenara bırakıp, bu yazıyı yazıyor olma sebebim ise, IKEA'nın sitesinde denk geldiğim nevresim takımını tamamen üstüme alınıp, benim için yapıldığını düşünmemdir efendim! Ama bakar mısınız şuna...


...hem çizgili, hem siyah beyaz, hem nevresim takımı! Sizce de beni düşünerek yapılmış gibi durmuyor mu? ( Nolur duruyor deyin, yoksa akıl ve ruh sağlığımla ilgili kısımdan hepimiz haberdarız :D )

Not 1: Nevresim takımını sitesinde görmek için de BURAYA tıklayabilirsiniz efendim :)
Not 2: 2015 IKEA kataloğunu incelemek isterseniz de BURAYA tıklayabilirsiniz! :D

15 Mart 2014 Cumartesi

Ben bir IKEA bağımlısıyım #21

IKEA ürün grupları içinde her zaman en çok beğendiklerim PS koleksiyonuna ait ürünler oluyor. Bu tesadüf olamaz! Aksine bence IKEA bunu bilerek yapıyor. Alan var alamayan var, ailesiyle yaşayan kendi evi olmayan var ama ya ayıp değil mi! :D ( Niye böyle yapıyonuz? )


2014 PS koleksiyonunu da şöyle bir videoyla geçen gün tanıttılar kendileri. ( Çok gıcıksınızz! :D ) Bu seneki koleksiyondan videoda San Fransisco'daki sehpa ile ciddi düşünüyoruz! Belki de EVleniriz kim bilir :)

Gereksiz bilgilendirici not: Milano Mobilya Fuarı sırasında piyasa çıkan PS, POST SCRIPTUM’un kısaltmasıdır ya da bir başka deyişle IKEA’nın tasarım dünyasına en son katılan mobilyalardır. IKEA PS koleksiyonu, IKEA’nın tasarım değerlerini paylaşmasının bir yoludur: Düşük fiyata biçim ve işlevsellik. IKEA, kişisel beğenilerini genel beğenilerden üstün görenlere karşılık duygusal, eğlenceli ürünler yaratmak üzere PS serisi tasarımcılarını yeni kreasyonlarında özgür bırakır... ( Bilgilendirici parantez: Bu yazı ikea.com.tr'den bu post için itinayla yürütülmüştür. :D )

Gereksiz not'a Raif yorumu: PS bilindiğinin aksine Pis Salak anlamına gelmektedir. Ve her sene bizi kudurtmak için piyasaya sürüldüğü düşünülmektedir :D

24 Şubat 2014 Pazartesi

Ben bir IKEA bağımlısıyım #20

Bir önceki post'un ( aaaaa buradaymış :D ) sonu, oh yoo! hüsranla bitmişti. Ama hayır! Bir IKEA bağımlısı asla yılmazdı! Artık umudumu kesmişken, bir blog'ta IKEA defterlerin incelemesini gördüm. Bu kez de Ankara'dan alınmışlardı. Ne yani? Bir tek İzmir'e mi gelmiyordu bu defterler? ( bir tek beniii benii Raif'ini mi istemiyorlardı? ) Belki ilk gittiğimde yokmuştu, şimdi varmıştır... neden olmasın? diyerek doooğru IKEA'nın yolunu tutmam kaçınılmazdı. Emin adımlarla mağazaya doğru ilerledim. ( Hayat bir dizi olsa arkada gerilim müziği eşliğinde ayak seslerimin ve kalp atışlarımın duyulması gerekirdi :) ) Mağazanın planını ezbere bildiğim için ( bunun mantıklı bir açıklaması ne yazık ki yok :D ) de ürünlerin alt katta olacaklarını düşünüp gezmeye oradan başladım. İlk kısımdaki mutfak eşyaları kısmını hızlıca geçip, mağazada bulunabileceklerini düşündüğüm yerlere doğru hızlıca yürürken...

...O da ne! Mağazanın en görünmez yerinde kocaman bir stand! Bir baştan bir başa yeşil, pembe ve maviler ve benim asıl hedefim olan siyahlar da ortada ayrı bir standta arkalı önlü ( altılı yedili şakşakşak :) ) duruyorlardı. Ürünlerin başında yaklaşık bir yarım saat geçirmiş olmam muhtemel :D Ama durun! açıklayabiliriiimmm! Gerçekten!


Sebep 1: Bazı ürünlerin fiyatlarını yazmamış bunlar! Sağa bakındım sola bakındım göremedim. Sebebiniyse kasaya gidince öğrendim ki tamamen fiyat stratejisiymiş. En pahalı ürünlerin fiyatlarını yazmamışlar. ( Çakaaaallaaar! )

Sebep 2: "Stand birazcık boş kalsın aman da rahat rahat fotoğraf çekeyim de blogta yayınlayayım" şeklindeki bir blogger insanı düşüncesi 'ydi ki cumartesi günü olması sebebiyle bu durum tamamen hayal olarak kaldı.

En temel sebep: Tabii ki de "Onu mu alsam, bunu mu, bunun küçüğü mü daha güzel, yok yok büyüğü, bunun içi nasılmış ki, ya bu post-it'ler vardı internette onlar nerde ki, aaaa buradalarmış!" şeklinde standların başında bir o yana bir bu yana deli dana gibi dönüp durmamdı. Bu zorlu sürecin sonucunda da yukarıdaki ürünleri ve kasiyerin de "Fiyatları da baya iyiymiş yalnız" desteğini alarak kasada bıraktığım notluk ve bantları seçtim. ( Notluk 17.99 TL idi ve boyutu inanılmaz kocamandı. Boyutu fiyatını hak ediyor olabilir ama ne olursa olsun bir notluk için çok da makul bir fiyat değil bence. Hatta "Kazık" :D Ayrıca ayın 7'ine daha var :) )

Günün benim için diğer komik bir olayı ise yine kasada gerçekleşti. Ürünleri alıp kasaya geçtim ki benim yaşlarımdaki kasiyer şok geçirdi. Bana ürünleri içeriden mi aldınız, IKEA kırtasiye malzemesi de mi satıyormuş dedi. Ürünleri alıp yanındaki kasiyer arkadaşına gösterdi ve "Baksana ne güzellermiş, çıkışta biz de alalım!" dedi. Bana ürünlerin yerini sordu, ben de bir güzel ürünleri, ürünleri ne zamandır beklediğimi ve mağazadaki yerini anlattım :D Böylece bir mağazanın çalışanına kendi ürünlerini pazarlayarak kendi açımdan bir ilke imza atmış oldum ( Güneş gözlüklü smiley :) ) Fahri mağaza çalışanı ilan edilmem yakındır :D

...ve Bir IKEA bağımlısı mutlu sondan bildirdi efendim :) 

20 Şubat 2014 Perşembe

Kareli Pano

Merhaba, ben Raif. Ben bir panoseverim. ( - Raif'e merhaba diyelim arkadaşlar! - Merhaba Raif :) ) Evet, bugünkü posta da akıl hastalıkları terapi merkezinden fırlamış gibi başlamış bulundum efendim :D Evet, ben panosever bir insanım, gerek unutkan olduğumu iddia edip sürekli bir şeyleri not alma ihtiyacımdan gerekse internette karşılaştığım motive edici sözlerin sürekli gözümün önünde olmasını istememden dolayı herhangi bir panoyu da hakkıyla kullandığımı düşünüyorum :D Ayrıca bir dekorasyon sever olarak, dekoratif açıdan da oldukça güzel gözüktüğünü söyleyebilirim. En önemlisi de evin duvarlarını, canı pahasına korumaya çalışan Türk Annesi'ne karşı da, duvara bir şeyler yapıştırarak yada çivi çakarak hayatımızı tehlikeye sokmaya da gerek kalmadan istediğimiz şeyleri duvarımızda sergileme imkanı veriyor :D


Şuan panomun boş gözüktüğüne ise bakmayınız, bu yarıyıl tatili panosu olduğu için sorumluluklardan uzak ve rahat bir pano olduğu için böyle ferah gözüküyor :D Evet, kendi panomu biraz anlatacak olursam da kendisinin tamamen bir can sıkıntısı D.I.Y. projesi sonucu ortaya çıktığını söyleyebilirim. Kendisi bir IKEA çerçevenin iskeleti, anneciğimin örmelik yünleri ile yapıldı. Tabi yapım aşamasında ipleri bağlamak amacıyla, alt komşumuzu delirtmenin eşiğine getirmek suretiyle çerçevenin arkasına tek tek raptiye çaktığımı belirtmem gerekiyor :) ( IKEA ürünleri dandik diyenleri de bu çerçeveye raptiye çakmaya davet ediyorum :D )

Aslında çerçevenin ilk hali de bu değil. ( İlk halini şurada birazcık görebilmemiz mümkün. Bir önceki şuradanın üzerine tıkladınız değil mi :D ) İlk halini gelişigüzel/karışık iplerle yapmıştım. Ancak sonra o bana çok karmaşık geldiği için bu kareli defteri andıran şekline çevirdim :) Size de fikir olabilir diye blogta da paylaşmak istedim. ( Ayrıca bu post tamamen Gamze Makkay'a adanmıştır efendim. Kendisi tam olarak şu postumda sorduğum soru üzerine paylaşmamı istemişti :)

Not 1: Panonun yanında görünen arkadaşlar ise yine bu postta bahsettiğim gibi, panoya bir şeyleri tutturmak için kullandığım arkadaşlar. Tabi normal ataç yerine de kullanıyorum aslında kendilerini ama bu postta bulunma amaçları tamamen panoyla olan münasebetleridir efendim :)
Not 2: Fotoğrafın üzerine tıklayıp panoyu daha yakından görebilirsiniz. Ama daha da yakından görmek isterseniz, odama da bir kahve içmeye beklerim :)

11 Şubat 2014 Salı

Ben bir IKEA bağımlısıyım #19

Her şey gece yarısı bir can sıkılması sonucu başladı. Vakit öldürmek için çeşitli hashtag'leri Instagram'da aratıp çıkan fotoğrafları inceliyordum. Bir IKEA bağımlısı'na yakışır şekilde aklıma tabii ki #ikeaturkey hashtagini aratmak geldi. ( bakıyım, yemin ederim... çok sempatik çocuk şu Raif :D ) Sonra karşıma bir fotoğraf çıktı ki o da ne bir bayan IKEA'dan bu washi tape/masking tape artık ne dersek kabulümüz olan Kağıt Bant diyerek tek bir başlığa da indirgeyebileceğimiz bantlardan IKEA'nın Bayrampaşa şubesinden almış, fotoğrafını çekip paylaşmış. Buraya kadar her şey normal gibi gözükebilir, ama araştırmacı ruhumun peşimi bırakmaması sonucunda...


Görseller: Decor8.com / Ikea.com/gb/en

... hemen internette araştırmalara başlayıp, yukarıda seriyle karşılaşıp kalp krizinin eşiğinden döneceğimi hiçbirimiz tahmin edemezdik ( daha fazla kalp krizi için lütfen BURAYI tıklayınız. ) Blogumu takip eden sayın seyircilerimiz yada blog temamı yalnızca bir kez gören bir kişi bile yukarıdaki renklerin/tasarımların benim için ( yada içimde yaşayan iskandinav için :D ) ne anlama geldiğini az çok tahmin edebilir. Olayın devamı da bütün gece boyunca arkadaşım G.'nin "Benim yarın IKEA'ya gitmem lazım" şeklinde başının etini yemem ile oldu. Bir yandan da "Ya yoksa!" , "Ya hepsi gelmemişse?" diye düşünmekten kendimizi alamadık. Sonuç olaraksa dün evimizin her şeyi biriciğimiz IKEA'ya gittim, gözlerime inanamayıp alt katı iki kez dolaşmama rağmen yukarıdaki arkadaşların zerresine rastlayamadım. Zaten tüm ürünlerin gelmiş olmasını beklemek bir hayaldi kabul ediyorum ama en azından o bayanın aldığı bantları bulabileceğimi düşünmüştüm. ( Fazla duygusal olmadı mı bu post sanki :D )

Evet, yine bir Anne bizim neden yok! vakası ile karşı karşıyayız sayın seyirciler. Sevgili IKEA şimdi bu yukarıdaki arkadaşlar beynimin en derinliklerine kadar işlediler, bunun sorumlusu olarak hatanı telafi edip yukarıdaki arkadaşları bana yurtdışındaki mağazalarından adresime postalamak zorundasın!

İmza Bir IKEA bağımlısı

Not 1: Anne bizim neden yook!
Not 2: IKEA Bayrampaşa şubesinde olan sevgili bantçıklar, neden IKEA Bornova şubesinde yoksunuz acaba, yoksa bizi beğenmiyor musunuz?
Not 3: Aşkolsun IKEA, valla da küsücem!

10 Aralık 2013 Salı

Ben bir IKEA bağımlısıyım #18

Bir IKEA bağımlısı olmamın haricinde bir kediseverölürbayılurgeberir bir insan olduğumdan, bu video'yu gördüğümden beri  blogdaki Ben bir IKEA bağımlısıyım bölümünde paylaşmayı düşünüyordum. "Bu kadar düşünülecek ne vardı evladım", " Bu çocuk da pek düşünceli(!) canım" derseniz de verecek cevabım yok, ama suçu balıkları bile kıskandıracak hafızama atabilirim :D Video'yu geçen gün bir arkadaşım facebook'ta paylaşınca tekrardan hatırladım, ama sonra yine unuttum :) Bir iki güm önce de Adamlar Yapıyor 'da görmemle beraber, tamam dedim bu sefer unutmayacağım :D



Bir IKEA bağımlısı olmamda günlük yaşantımın etkisini de bu post ile anlamış bulunuyoruz :D Her yerde karşıma çıkıyor, nereye baksam IKEA! 
( bir aşk mektubu yazmadığım kalmıştı artık o da oldu :D ).

Not: Video'nun kamera arkasını izlemek isterseniz Adamlar Yapıyor'un  BU  yazısını okumanızı tavsiye ederim :)

12 Kasım 2013 Salı

Ben bir IKEA bağımlısıyım #17

Bir önceki Ben bir IKEA bağımlısıyım postunda ( kendisine buradan ulaşabilirsiniz. / O ne demekse artık " Aradığınız kişiye şuanda ulaşılamıyor gibi oldu :D ) sevgili, biricik IKEA kataloğumun elime ulaşmadığından yakınmıştım. Posttan sonra yine baya uzun bir süre kendisi gelmeyince, kendisine adeta bir "Terkedilmiş Sevgili" edasıyla ders vermem gerektiğine karar verdim. Ve pazardan alınmış olan aman da dünya çizgilisi :D çarşafımın üzerinde, kendisini yine kapımıza kadar gelen Koçtaş kataloğu ile kıskandırmaya karar verdim.



İşe de yaradı! Fotoğrafı Instagram'da yayınlamamdan tam bir hafta sonra IKEA kataloğu evimize teşrif edebildi :D Dönerse benimdir anlayışıyla IKEA kataloğumuza buradan tabii ki "Bizimlasın" diyorum. :)

Not: Manyak değilim, akıl ve ruh sağlığım gayet yerinde, her şey hayata renk katabilmek, gülümsemeyi unutmadan yaşayabilmek için, sizleer içiiin! :) ( Oha! hayatımda ilk defa duygusal konuştum ben sanırım :D )

21 Eylül 2013 Cumartesi

Ben bir IKEA bağımlısıyım #16

Sevgili IKEA, bu aralar sana yine çok kırılıyorum haberin olsun. Neden mi?


Bak bir de soruyor :) Hani benim kataloğum? Ayın kaçı oldu gelmedi. Hiç böyle yapmazdın sen neler oluyor bir açıklama bekliyorum derhal! :D Bir de utanmadan mağazaya kocaman katalog koymuşsun. Oldu mu yani şimdi? Çok ayıp ediyorsun bak haberin olsun. :)

Not: O katalog kapıya gelecek arkadaş! :D

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Ben bir IKEA bağımlısıyım #15

Sevgili IKEA, hep sevgi dolu, sempatik yazılar yazmak olmaz değil mi? Bunca zamanlık hukukumuz var arada nazımı da çekersin diye düşünüyorum :D

Biz arkadaşlarımla IKEA'yı çoğu zaman restoran olarak da kullanıyoruz :). Yemekleri de oldukça ucuz, en azından bizim yediğimiz şey ucuz ki kendisi "Çocuk menüsü" adı altında satılıyor ancak kendisi gayet yetişkin bir insanın da yiyebileceği boyutlarda. Biz tadını da kendisini de çok seviyoruz :)


Ama o beni sevmiyor sanırım. Yada IKEA'da yemek koyan amca beni sevmiyor. Hangi arkadaşımla gitsem hep bana daha az ona daha çok püre koyuyorsun? Neden böyle yapıyorsun off! ( Raif yine iğrençleşir! :S ). En kısa zamanda bir açıklama bekliyorum, sevgilerimle ( bkz. hem severim hem döverim :D ) Raif.

Not 1: Acaba bana az yeme demeye mi çalışıyor IKEA'cı amca?
Not 2: Fotoğrafta çok çıkan püreye de teessüflerimi iletiyorum. Kendisi aslında minicik azcık :)

11 Temmuz 2013 Perşembe

Ben bir IKEA bağımlısıyım #14

Bu bir IKEA'ya çemkirme, bir niye bizim de yok! deme postudur. Geçen gün o blog senin bu blog dolaşırken bir post gördüm ki... sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim ( ki üzülmem daha yerinde sanırım :D ). IKEA bir kitap çıkarmış. Adı da "Kliv in kliv ut" imiş. Kendisi isveççe " Dışarı adım içeri adım" demekmiş. ( vallahi ben google translate'in yalancısıyım :) Ki kendisi bence birazcık yalan söylüyor.) Tam da burada satılmaktaymış. ( Burada!)


Evet şimdi çemkirme kısmına geçiş yapabiliriz. Ingvar Amca, Ingvar Amca bizim niye yok? Biz niye bu güzide eserden mahrum kalıyoruz? Kitap anladığım kadarıyla bahçe dekorasyonu fikirleri içeriyormuş. Bahçemiz olmayabilir tamam kabul ediyorum, ama bu kitabımız olmaması için yeterli sebebi oluşturmuyor bence :D

Görsel: DoYouFancyThis.com

11 Nisan 2013 Perşembe

Ben bir IKEA bağımlısıyım #(bu rakamı sevmiyorum es geçsek olmaz mı :))

Geçen gün ders çalışmayıp da topluma faydalı ne yaparım konulu çalışmalarımdan birinde internette dolanırken ( çok şaşırdınız biliyorum, haydi itiraf edin :) ) karşıma bir video çıktı. Başta klibini izlemedim arka planda şarkı çaldı sonra bitti sonra bir daha çaldı sonra bir daha bir daha derken, "Klibi nasılmış ki acaba?" diye meraklanıp klibi izlemeye koyuldum.


Klip IKEA reklamı çıktı ya! Bu kadarını bende olmaz sanıyordum sayın seyirciler! İzleyince klibe de bayılmam kaçınılmaz oldu tabi. ( Ama cidden güzel valla ya :) )  Klibin sonunu Annem'e bir ara izletip yorumlarını alıp posta ekleyeceğime söz veriyorum, ne tepki verecek merak ediyorum :D Bence siz de izleyin eminim seveceksiniz.

Şarkı'yı merak ederseniz de; An Escape Plan -  Living Together :)

24 Mart 2013 Pazar

Raif the "Düzen Manyağı"

Düzen manyağı ben Raif'in çekmecesinden herkese merhaba :) Bir zamanlar bir çekmece mimi vardı, bu post için ondan esinlenmiş olabilirim ( ama olmayadabilirim :) ). Neyse, size konuyu başından anlatsam daha iyi olacak sanırım.

Geçen hafta, G. ile yine bir ders çıkışında okulumuzun "yanı yanı başındaaağağağağ!!" ki Forum Bornova'ya gittik. Forum Bornova'ya gidip de IKEA'yı ziyaret etmeden geri dönülür mü? dönülmez :) Zaten yemeği de orada yedik. ( Yaşasın büyükler için de çocuk menüsü :D ) Sonra ne zamandır IKEA'nın içini dolaşmadığımızı düşünüp şöyle üç beş tur atalım dedik. Alt katta kutulara bakarken, bu çekmecenin içinde görünen plastik ile karşılaştık. "Aaaa! ne kullanışlıymış bu!" diyerek hemen beyin fırtınası yapmaya başladık. G. "Şuraya gözlükleri koysam, şuralara da takılarımı mı koysam?" derken ben de " Bak şuraya kablolar, şurası da uzunmuş bak tam bilgisayarın pili girer sanki?" gibi düşünceler içine girdim. Sonra ne yapsak alsak mı almasak mı diye düşünürken fiyatını gördük (2.99 TL :) ) hemen birini G.'nin eline tutuşturdum ve kasaya yöneldik...


... Eve dönerken de yoğun gerginlik içerisine girdim. " Çekmeceye sığar mı ki? Sığar değil mi ya? Sığar mı acaba? Yok yok sığar değil mi herhalde?" gibi düşüncelerle eve geldim. İlk işim çekmeceyi boşaltıp sığıp sığmayacağını kontrol etmek oldu. Ve sonuç? sığdı hatta hemen içi bile yerleşti :)

Bir düzen manyağının hikayesini dinlediniz. Size çekmecemi bile açtım bakın artık özel hayatıma girdik sayılır :) Hayatım kablolardan ibaretmiş gibi anlaşılacak böyle deyince de. Ya tamam en azından bir kısmı öyle olabilir, küçük bir kısmı :D

29 Ocak 2013 Salı

Ben bir IKEA bağımlısıyım #12

Teknoloji ve Sanayi Dinamikleri dersimin finalinden önce kapıda bir çok arkadaşımla aramızda konuşma geçti. Bizzat benim yüzümden IKEA ders konumuz haline geldiği için herkes bana IKEA ile ilgili sorular soruyordu. Hatta içten içe de nefret duyanlar olduğunu bile hissetmedim değil :) Kapıda IKEA ile ilgili konuşurken bir arkadaşım ile laf döndü dolaştı benim IKEA bağımlılığıma geldi... 


...Eveeet, bugünki postumuz da bu bağımlılığın boyutları hakkında :) Hep bağımlıyım, bağımlıyım diyorum da beni hasta ruhlu bir insan sanacaksınız diye de korkuyorum açıkçası. Biraz(!) fazla sempati besliyorum o kadar abartılacak bir durum yok. Bir de İşletme dersimizin hocası IKEA Bornova'nın İnsan Kaynakları Sorumluları'nını dersimize getirdiğinden beri de bana oldukça çalışılası bir şirketmiş gibi geliyor :)

Not: Sevgili IKEA; yukarıdaki gif.'i görüyorsun değil mi? Beni mezun olduğumda arşiv olarak bile işe alabileceğinin farkındasındır umarım. Sevgiler, Raif  :)

3 Ocak 2013 Perşembe

#gelecektekievimenot

Başlığı oldukça çakma olan yeni bir seri ile karşınızdayım efendim :). Serimizin ana fikri şudur ki, ben günlük hayatımda sürekli gezdiğimiz mağazalarda veya herhangi bir mekanda bir şey görüp beğenip " Ah evim olsa alırdım bunu kesin" , " Bu üçünü alacaksın terasın tavanından sarkıtacaksın ne güzel olur" konulu söylemlerimle arkadaşlarımı hayatlarından bezdirmeye devam ediyorum. Dedim ki neden sizi de bezdirmeyeyim? :D. Bundan sonra bir yerde görüp fotoğrafını çektiğim veya internette gördüğüm "Dekorasyon" içerikli fotoğrafları Blog'umda paylaşarak, içimdeki iç mimar ruhunu dışarı çıkarmak istedim :). Fikri beğenenler el kaldırsın!

Zevkleri çabuk değişen bir insan olarak ( aslında eskiden öyleydi ya artık sabit gibi, yaşlanıyor muyum ne :D ), cümlenin devamına ne yazacağımı bulamamanın verdiği hüzünle bir sonraki cümlede şansımı deneyeceğim. Dekorasyon zevkimden söz edecek olursam "Nordic" kelimesi sanırım uygundur. Takip ettiğim dekorasyon siteleri, blogları veya dekorasyon zevkini beğendiğim normal bloggerlar ( dekorasyon blogu olmayan yani :) ) hep İskandinav bölgesine ait oluyor. IKEA bağımlılığım bunun bir göstergesi olabilir :). Dahası aylarca bir İsveçli emlak sitesini, dekorasyon blogu diye takip ettiğimi fark ettiğimde derin bir hüzne boğulmuştum. ( Sanırım artık İsveççe öğrenmem lazım :) ).


Neyse, asıl konuya dönerek ilk paylaşımımı yapacak olursam, bir gün Alsancak Gül Sokak'ta arkadaşlarımla yürüyüp, mağazaların vitrinlerine bakınıyorduk ki, onlar bir mağazanın önünde durdular. Ben başta çok ilgilenmedim ancak vitrini görmem ile makinemi elime almam arasında saniyeler vardı :). Arkadaşlarım tabi ki her normal insan gibi kıyafet ve aksesuarlara odaklandılar. Ben ise ürünleri sergilemek için kullandıkları mobilyalara. Evet sevgili #gelecektekievim , yatak odasında yatağın sağ tarafına soldakini, sol tarafına sağdakini istiyorum haberin olsun :) O kıyafet asmak için kullandıkları yöntemi de evin holünde kullanıp beni misafirlerin montlarını koyacak yer arama zahmetinden kurtarabilirsin. Diyeceklerim bu kadar :D

17 Aralık 2012 Pazartesi

Ben bir IKEA bağımlısıyım #11

Benim "Teknoloji ve Sanayi Dinamikleri" adında bir dersim var, ama biz kendisine kısaca "Teknosa" diyoruz :). Bu dersin içeriği biraz karışık olsa da dersin işlenişi bizim gruplar halinde sunumlar yapmamızdan oluşuyor. Sunum konuları belli olmakla beraber, bazı konuların da ucu açık. Mesela bizim konumuz " Kişi/Firma Başarı Öyküsü" idi. Haliyle bir kişi veya firma seçmemiz gerekiyordu. Biz kimi/neyi seçtik peki...


...IKEA! Çok şaşırdınız değil mi :) Bunda ben biraz baskıcı davranmış olabilirim. Hatta bir ara acaba mı diyerek değiştirmeyi bile düşündük ama kader ağlarını örmüştü... Hoca değiştirmemizi istemedi. Biz de G. N. ve ben olarak sunumumuzu hazırladık. Sunumu kısa(!) tutmaya çalıştık, daha eklemek istediklerimiz bile vardı ama hazırlarken fenalık geldiği için vazgeçtik. Sonuç? Neredeyse 1 saat süren bir sunum, çıt çıkarmadan bizi dinleyen bir sınıf, sunuma bayılan bir Hoca. Arada heyecandan saçmalamanın ötesine geçmiş, beyninin yarısını kullanamayan bir de Raif . Sempatiklikle olayı kurtardım ama yine de. Böylece bir sunumu da atlatmış olduk diyerek postu bitireyim de aklınızda en son benim rezilliğim kalmamış olsun :).

30 Kasım 2012 Cuma

Bir bisküviye övgüler

Vize döneminde her üniversite öğrencisi gibi ben de bir şeyler yapmak istemiş ancak tabi ki yapamamış ve " Vizelerden sonra artık" diyerek ertelemiştim. Bir de bu dönemin garipliği şu ki bir senede gelmeyen yaratıcılık, o bir şeyler yapmak isteği, DIY fikirleri gibi tüm sanatsal aktivite istekleri bu süre zarfında tavan yapıyor. Neyse ki vizeler bitti de yapmak istediklerimize vakit ayırabiliyoruz. Benim için bunlardan birisi stop-motion denemesi yapmaktı. Epeyce araştırdım ve örneklerde kaç fotoğraf kullanıldığını öğrenince bu seferlik ertelemiş oldum. Zira benim bisküvi yemem o kadar uzun sürmüyor :D Bende o zaman stop-motion tadında gif denemesi yapayım dedim ve aşağıdaki gif ile başlamış bulundum :)


Postun başlığına dönecek olursam ( bir an niye yazdığımı unutuyordum :) ), yabancı bloglarla haşır neşir olanlar mutlaka görmüşlerdir, bu bloggerların hepsinin yediği "Oreo" adında bir bisküvi var. Bende de bir bebeği aratmayacak boyutta her gördüğünü isteme hastalığı var (Öyle olmasa bile insan bir süre sonra gör alama, ara bulama şeklinde çıldırmanın eşiğine geliyor ). Sonuç ne? derseniz, sonuç bulamadım tabi :) Ama görüntü olarak ona benzer yukarıdaki arkadaşları buldum. Kendilerinin isimleri "Ballerina" ve IKEA'nın gıda ürünlerinin satıldığı reyonda satılmaktalar. Görüntüsü Negro'yu andırıyor olsa da tad olarak epeyce üstün olduğunu söyleyebilirim. Benim gibi her gördüğünü isteyen meraklı oburlara da tavsiye edebilirim. (Not: Oreo denen şeyden hiç yemediğim için ikisi arasında bir kıyaslama yapamıyorum maalesef :) )

28 Kasım 2012 Çarşamba

Ben bir IKEA bağımlısıyım #10

IKEA'ya gidip restoranında yemek yiyenler bilirler, tepsilerinizi, tepsileri koymak için ayrılmış alana götürüp kendiniz bırakırsınız. Tepsilerinizi bırakırken de şöyle bir manzarayla karşılaşırsınız ki en boş sizin tepsinizdir. O an acaba ben mi oburum yoksa bu insanlar yememek için mi bu kadar şeyi almışlar diye düşünürsünüz :). Neyse konumuz bu değil. ( en obur ben değilim değil mi? Siz de bitiriyorsunuz tabağınızdakileri :) ) Ben her seferinde bir de acaba kalan bunca yemeği ne yapıyorlar diye düşünür(d)üm, içimden de keşke barınaklara verseler diye geçirir(d)im.

Dün yine IKEA'ya gittim, tepsimi aldım masaya oturdum ve...


...yukarıdaki yazıyla karşılaştım. Görünce önce mutlu oldum sonra da duyarlılıklarından ötürü takdir ettim. Biz de duyarlı olup üstümüze düşeni yapalım tabaklarımızın içinde peçete, kürdan vb. maddeleri bırakmayalım :) ( Bu uygulamayı yapmayan diğer tüm restoranları da kendi adıma bu uygulamayı yapmaya davet ediyorum, o kalan yemekler çöpe gideceğine, barınaklardaki canlarımızın midelerine gitsin. )

7 Kasım 2012 Çarşamba

Ben bir IKEA bağımlısıyım #9

Bugünkü konu(ğu)muz " David Ikeasson". Kendisinin kim olduğu ve ne iş yaptığıyla ilgili bilgiye yoğun araştırmalarım sonucunda ulaşamadım :) Yalnızca gerçek adının "David Alexandersson" olduğu bilgisine ulaşabildim ( Bunun için yoğun araştırmaya gerek kalmadı videonun altında zaten yazıyormuş :) ) 



Neyse efendim, kendisi tam şurada yayınladığı videolarla beni güldürmeyi başardı. Videolarda " Director of Product Nomenclature " olarak tanıtılan bu şahıs, bize IKEA ürünlerinin isimlerini nelerden esinlenerek koyduğunu anlatıyor. İtiraf ediyorum ilk izlediğimde gerçek zannettim ve " Yok artık daha neler böyle saçma şey mi olur" diye isyan ettim. Tüm bunları da aşağıdaki videoyu izlerken yaptım :)


Cidden IKEA ürünlerinin isimleri böyle bulunmuş olamaz değil mi? :)


Görsel : David Ikeasson şahsının twitter'ından itinayla yürütülüp, renksizleştirildi :)

27 Ekim 2012 Cumartesi

Ben bir IKEA bağımlısıyım #8

Bu bayram paylaşacak eğlenceli bir şey bulamadım derken bu karikatürü hatırladım. Büyükbaş hayvan var ya hani onu düşünerek bayramla alakalıymış gibi davranıp kimseye çaktırmıyoruz :) Ve bu postumu IKEA'nın de-monte mobilyalarını birleştirmekte zorlananlara ithaf ediyorum.


Bana birleştirmek her zaman kolay ve eğlenceli gelmiştir halbuki. Öyle olmasa bile kutuların içinden nasıl yapılacağını anlatan öyle bir kağıt çıkıyor ki! İnanın sürpriz yumurtadan çıkan kağıttan daha açıklayıcı :D