ders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2013 Pazar

Hayatımızı 1 günde nasıl değiştirebiliriz?

1 günde hayatımızı gerçekten değiştirebiliriz, evet bunu yapabiliriiiz!! :D Özellikle de bir üniversite öğrencisi için bu durum öyle hiç de sandığımız kadar zor değil :D Tüm ihtiyacımız olan bir adet vize haftası ( hafta adında ancak hiç bir zaman hafta olmayan :) ), ve bu vize haftasında hayattan bezmiş, tüm yapmak istediklerini vize haftasından sonraya ertelemiş, aman da uyku düzeni alt-üst olmuş, boş boş oturmaya hasret mi kalmış, odasında artık tek başına yaşamıyor muymuş ( yayıntılar cumhuriyeti! :D ) bir adet üniversite öğrencisi. Hepsi bu! :D Ve değişim için artık tek ihtiyacımız olan vize haftası(!)'nın sonra ermesi ve sonra...


...yatağımızın başındaki komodinden tutun da...


...dinlediğimiz müziklere..


...giyim tarzı.mıza...


...bilgisayarı kullanım amacımıza...


...hatta uyanma(!) saatimize kadar...

...her şey baştan aşağı değişiyor! :D Evet başardık! ıııı.. galibaa.. oldu mu sanki?.. oldu değil mi?.. yooo o ook.. olmadı mı?... finallee e er mi geliyormuş?..hadi yaa.. ıııı.. neyse artık.. en azından denedik deriz... önemli olan katılmaktı zaten... ( :D )

Not 1: Bu belgeseldeki hiçbir şeyin gerçek kişilerle veya olaylarla ilgisi yoktur! Belki de vardır :D
Not 2: Bu belgesel'in çekiminde hiçbir insan zarar görmemiştir! ( Raif'in boynunu saymazsak :) )

25 Haziran 2013 Salı

Acımasız gerçekler #2

Gün geçmiyor ki Facebook ana sayfamda bir kişi daha "denizkumgüneşohyeah!" içerikli fotoğraf paylaşmasın. ( Paylaşmasın yaa! niye böyle yapıyonuz olum ya valla ben çok üzülüyom bak :D ) Bir de mezuniyet fotoğrafları paylaşanlar var ki... size de bir ayrı gıcık olduğumu şuan şu saniye itiraf ediyorum!  İnsanın yaşıtlarının mezun olup da kendisi hazırlık okuduğu için önünde daha koskocaaa 1 senesi ( umuyoruz o kadarla kalır :D ) olması ne zormuş. Hayır 2-3 yıl sonra düğün fotoğraflarınızı paylaşmaya başlayacaksınız diye korkuyorum ben asıl! O zaman ne yapacağız, nerelere gideceğiizz?!


Eveeet! Tüm nefretimi kustuğuma göre madalyonun öbür yüzü olan bizim saftaki durumu size göstermenin zamanı geldi. Gerek mezuniyet gerek "biyç partiğ" olsun parti parti gezen sayın arkadaşlarıııım! ( Burasını adeta bir siyasetçi söylemi ile okuyunuz :) )  Biz de en yakın arkadaşlarım vantilatör, ders notları ve sezon trendlerine son derece uygun oldukça stylish(!) çizgili kurşun kalemim ile evde kopuyoruuuzz! Buyurmaz mısınız?

Kendime not: İngilizce'de büyük harflerde nokta yok aslında biliyorsun değil mi :D

5 Haziran 2013 Çarşamba

Aradığınız Raif'e şuan da ulaşılamıyor! Ders notlarının arasına bakın oralarda bir yerde olmalı?!


İçimden çok fazla şey söylemek/yazmak gelse de maalesef bu blogda aynı zamanda Final Hafta(ları)sı var. Dolayısıyla bir süre buralarda olamayabilirim. En kısa zamanda bloga dönmek ve eskiden olduğu gibi güzel şeyler yazabilmek dileğiyle :)

18 Nisan 2013 Perşembe

Acımasız gerçekler #1

Ders çalışırken renkli kalem kullanmayı sevmiyorum, aslında çok renkli kalem kullanmayı sevmiyorum. Hatta ileride "Soft renkler özel serisi" modunda bir kalem serisi çıkarıp zengin olmayı planlıyorum :) Herkes fosforlu fosforlu renkleri kullanmak zorunda mı ama? Neyse :) bu konuya çözümü kendimce keçeli kalem kullanmakta buluyorum, notların altını çizmek, başlıkları yazmak vs. için. Ama kullandığım renkler koyu renkler olunca ( mecburen mecburen, mecburiyetten :) ) ve bir de sanıyorum ki ders çalışırken biraz elimin ayarı olmamasından...


... ellerimin her tarafı boyanıyor, sonra ben onları çıkarmaya çalışınca da dağılıyorlar. Ben de vize/final hafta(ları)sı boyunca, manzara resmini yeni bitirmiş ilkokul çocuğu gibi ellerle dolaşıyorum :D

18 Ocak 2013 Cuma

Dikkat dikkat!

Evet, bu postun konusu dikkat. Ben dikkati çok dağınık bir insanım, özellikle de herhangi bir şeyi zorla veya istemeden yaparken. Bu herhangi bir şey de genelde ders çalışmak, ödev hazırlamak vs. gibi şeyler oluyor. Yoksa canımın istediği, zevk aldığım şeylerle uğraşırken ( bir de sms yazarken :) ) öyle bir dikkatle o şeye bağlanıyorum ki sanki o an dünya'dan kopmuşum gibi hissediyorum ve hissettiriyorum :D


Geçtiğimiz hafta(larda) finallere hazırlanamazken, gözüme çalışma masamın ahşap deseni takıldı. Onca zamandır kullandığım şey sanki benim bir dikkat dağınıklığı anımı bekliyormuş :D. Ortada böyle enteresan bir elips üçgen arası deseni fark edince aklıma bir ton saçma sapan şey geldi. Ben de aldım elime kalemi o garip şekli kah yağmur bulutuna kah kahve kremasına kah buruna benzeterek bir şeyler çiziverdim. Aslında bir şeye daha benzetmiştim ama onun fotoğrafını paylaşmamanın daha iyi olacağına da az önce karar verdim :D 

11 Ocak 2013 Cuma

Bir Raif neden sözel çalışamaz?

İsviçreli bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre ben sözel derslere çalışmaya başladığım anda...

üst komşumuzun Türk Sanat Müziği konseri veresi
çok sevgili belediyemizin yol çalışması yapası
havanın güzel olası ( bu ara pek olamıyor gerçi :) )
karnımın acıkası
annem'in tüm gün elektrik süpürgesiyle takılası
midemin bozulası
sokaktaki kedilerin birbirlerine kur yapası, deliler gibi bağrışası
sanki önceden anlaşmışcasına tüm arkadaşlarımın aynı anda mesaj atası
başımın ağrıyası
yaratıcılığımın tavan yapası
en sevdiğim bloggerların post yapası
ev telefonunun susmayası
annemin bir şeyler anlatası
deprem olası ( fena sallandık :S )
Raif'in post yapası...


...geliyormuş :). Sanırım tüm bunlar neden ezber yapamayıp da içinde "Tarih" kelimesi geçen tüm derslerden kaldığımı açıklamaya yetiyor. ( bkz. inkilap tarihi, sosyal ve iktisadi tarih, iktisadi düşünceler tarihi ) Keşke aynı bilim adamları, sevdiğim sözel dersleri deliler gibi ezberleyebilirken, bunlardan neden bu kadar nefret ettiğimi de açıklayabilseler. Bir de kocaman masa dururken neden masa harici odanın her bir köşesini ders çalışma amacıyla kullandığımı :).

17 Aralık 2012 Pazartesi

Ben bir IKEA bağımlısıyım #11

Benim "Teknoloji ve Sanayi Dinamikleri" adında bir dersim var, ama biz kendisine kısaca "Teknosa" diyoruz :). Bu dersin içeriği biraz karışık olsa da dersin işlenişi bizim gruplar halinde sunumlar yapmamızdan oluşuyor. Sunum konuları belli olmakla beraber, bazı konuların da ucu açık. Mesela bizim konumuz " Kişi/Firma Başarı Öyküsü" idi. Haliyle bir kişi veya firma seçmemiz gerekiyordu. Biz kimi/neyi seçtik peki...


...IKEA! Çok şaşırdınız değil mi :) Bunda ben biraz baskıcı davranmış olabilirim. Hatta bir ara acaba mı diyerek değiştirmeyi bile düşündük ama kader ağlarını örmüştü... Hoca değiştirmemizi istemedi. Biz de G. N. ve ben olarak sunumumuzu hazırladık. Sunumu kısa(!) tutmaya çalıştık, daha eklemek istediklerimiz bile vardı ama hazırlarken fenalık geldiği için vazgeçtik. Sonuç? Neredeyse 1 saat süren bir sunum, çıt çıkarmadan bizi dinleyen bir sınıf, sunuma bayılan bir Hoca. Arada heyecandan saçmalamanın ötesine geçmiş, beyninin yarısını kullanamayan bir de Raif . Sempatiklikle olayı kurtardım ama yine de. Böylece bir sunumu da atlatmış olduk diyerek postu bitireyim de aklınızda en son benim rezilliğim kalmamış olsun :).