fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2016 Cuma

1 Kare


Bu kapı uzayın geri dönülmez noktalarından birisine açılıyormuş.. Bu yazıyı okuyan herkesin hayatındaki, çevresindeki tüm negatiflikler en acilinden bu çıkış kapısından çıkıp, bir daha geri dönemeyeceklermiş.. ( İnanırsak olur bence :) )

5 Ocak 2016 Salı

Photo Diary #batangemininmallarıbunlar :D

2015 tarih olarak geride kalmış olsa da, üşengeçlikten yeni yeni kurtulmayı başaran bir insan olarak, blogta 2015 yazılarını bitirmem biraz zaman alacak diye düşünüyorum :). İlk adımı şu an, şu saniye atarak, 2015 yılının son 4 ayını ( Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık.. hadi canım, valla mı :D ) içeren Photo Diary yazısını yazıyorum, yazmaktayım, yaaazdım..


9 Kasım 2015 Pazartesi

Photo Diary (#mişligeçmişzamanson)

Bir önceki yazıyı kendi boyutları yüzünden beğenmeyen fotoğraflar bu Photo Diary yazımızın konusu :). Ayrıca #mişligeçmişzaman serisinin de son fotoğrafları! Evet! Yanlış duymadınız efendim, resmen günümüzü hemen hemen yakalamış bulunuyorum :) Bu güzel gelişme yurdumuzun dört bir köşesinde sevinç çığlıkları ile kutlanırken, ben yine en sevdiğim şeylerden birisini yaparak gevezeliğe başlıyorum :)


Bu kolajımızdaki fotoğraflar da Temmuz ve Ağustos aylarını kapsıyorlar. Görmemişin denizi olmuş modunda tüm yaz haftasonları çalışıyor olmanın da getirdiği denize gidememezliğin bünyemde yarattığı hasret ile denize gidince o günü 4 fotoğraf ile noktalamışım, oturduğumuz bir cafedeki storun arkasında duran sineğin gölgesini sevmişim ( storun arkasında duran sineğin gölgesi, bilmemneli? isim tamlaması :D ), diplomamın fotokopisini çektirmek için gittiğim ex-fakültemin dekanlığının yer karolarında bir hatıra fotoğrafı çekmişim, boyacılığa soyunarak evdeki kapıları boyayıp herkesten tam puan almışım, kapıları boyamam yetmezmiş gibi aynı boya ile #margielaxconverse işbirliğine bedava mı sandın amerikan kapı boyasıyla yaptım tavrını takınmışım :D, çizgili sevgimizin genetik olduğuna ablamların evinde kahve içerken kanaat getirmişim, Selçuk Demirel sergisi gezmişim, eğitimli bir blogger etkinliğine katılmışım, gittiğim bir kafede karşılaştığım Hamm kartpostallarını fırsat bilip bilimum #eveşyasıdekorasyonuherbirşeysi firmasına aşkımı ilan etmişim, mahallede bir kedi ile bakışmışım, The Wedding Video isminde bir filme denk gelip filmin baş karakterinin isminin Raif olmasına şaşırmış aynı zamanda da mutlu olmuşum, arkadaşım L. ile gezerken muhteşem bir duvar keşfetmişiz, esmiyor deyince esip esmediğini test etmişim ( yine esmiyormuş :D ), son olarak da bayramda halka seslenip #küçüklerinizeharçlıkverin temalı bir basın açıklaması yapmışım :).

27 Ekim 2015 Salı

Photo Diary (#mişligeçmişzaman3)

Kolajlanmış halde ne zamandır beni bekleyen fotoğrafların sesine daha fazla kulağımı tıkayamayarak oturdum bilgisayarım başına bu kez de. Aradan bu kadar çok zaman geçince fotoğraflarda ne yaptığımı hatırlayamıyor olmamı bir kenara bırakırsak, güzel bir yazı olacağını umarak başlıyorum gevezeliğe! :)


Kolajımız geçtiğimiz ( bir hayli geçtiğimiz :D ) Mayıs ve Haziran aylarını kapsıyor. Her yeni açılan kahveci dükkanına gitme geleneğimizi sürdürüp bu kez şansımızı #sokakkahvecisi 'nde denemişiz, televizyonda beni çocukluğuma götüren #rugratz 'e denk gelip oturup saatlerce onu izlemişim, arkadaşım Ah. ile birlikte Foça'ya fotoğraf çekmek amacıyla gidip bir tek panjur fotoğrafı çekip dönmüşüm :), apartmanın girişinde üzerinde #gülümseyin yazan broşürün sözünü dinleyip gülümsemişim, arkadaşımın minik adam şeklindeki küpesini fotoğraflayacak kulakdışı bir yer ararken yardımıma koşan pipet olmuş, bir arkadaşımın annesinin resim atölyesinden hem fotoğraf çekmiş hem de çok güzel saatler geçirmişim ( havuçlu kek bile yemişim :) ), telefonların ön kamerasının selfie için değil tavanları çekmek için olduğunu iddia etmişim, arkadaşım B ile birlikte açık hava sinemasına gitmişiz, yazın sıcağında boğazları dolayısıyla soğuk kahve içemeyen arkadaşım için 2 dakikalık kahve duruşu ilan etmişim, fotoğraflayacak siyah meyve bulamayınca photoshopla kirazları siyah yapıp sevinirken zeytin sanılması dolayısıyla hayal kırıklığına uğramışım, ablamın evindeki #beyazbeyazorkide nin gölgesini çok sevmişim ( deli miyim sanki ben :D ), ibeking'in instagram üzerinde düzenlediği yarışmaya katılıp aldığım tepkilerden çok mutlu olmuşum :), panjurdan giren ışığı sevenler derneği kurmayı planlamışım, çekim için gittiğimiz otelin demir parmaklarının çizgili halini çok sevmişim, çöpü bile çekmişim :D ve son olarak da arkadaşım B. ile isminin namus çiçeği olduğunu öğrendiğimiz dünyalar tatlısı bir çiçekle ilgili yaşadığımız dünyalar saçması anları hatırlamak için çiçeği fotoğraflamışım :).

Not: Yazı Temmuz ve Ağustos aylarının fotoğrafları ile devam edecekti ancak iki kolajı aynı boyutta buraya ekleyememem dolayısıyla kendileri ayrı bir yazıya çıkmak istediler, tutamadık :D.

5 Ekim 2015 Pazartesi

His #3


Kapı deyince herkesin aklına pek çok şey gelir. Hep kapılara anlam yüklenir. Kapılar ile ilgili, "Bir kapı kapanır, bir diğeri açılır" ve benzeri pek çok söz söylenmiştir. Hep onların fotoğrafı çekilir. Hep onlar sevilir.


Bense farkında olmadan hep pencereleri sevmişim. Gittiğim, gezdiğim, sürekli bulunduğum pek çok yerde hep onların fotoğraflarını çekmişim. Daha önce her ne kadar farkında olmasam da hep onları sevmişim. Ve tüm bunları bilgisayarımdaki fotoğraf klasörlerini düzenlerken, yukarıdaki fotoğrafları görünce fark etmemle birlikte, hayatımın en her şeyden anlam çıkarma dönemlerinden birisinde olduğum için de onlara anlam yüklemek istemişim.

Not: Acaba bana "Her şeye biraz daha farklı pencerelerden bakmaya çalış" mı demek istiyorlar? :) 

19 Ağustos 2015 Çarşamba

His #2


Uçsuz bucaksız bir yolun ortasındayım! 
Ya da belki sonuna yaklaşmışımdır.
Yoksa daha başında mıyım? 

30 Mayıs 2015 Cumartesi

Garip?!

Gezi yazısı yazan blogger arkadaşlarıma hep özenmişimdir. Öncelikle tüm gezi boyunca sürdürdükleri fotoğraf/video çekme aşklarına, kendilerine çok fazla malzeme bulabilmelerine ve son olarak da bunları yazıya dökebilme sabırlarına! Bunu bir de zamanını kaçırmadan yapabilenlere ise saygım extra sonsuz :). ( Sonsuzluk kavramına yeni bir boyut olarak #extrasonsuz :D )



Bu yazı da belki o arkadaşlarımın elinden çıksa bir gezi yazısı olabilirdi, ancak olamadı, olduramadık efendim :D. 



Neden? Çünkü hobileri arasında gittiği her yerde #oradaçekildiklerianlaşılamayacak fotoğraflar çekmek olan bir insanım! Bu Allah vergisi bir #yetenek mi, yoksa karşılaştığım bir kaç kişinin dile getirdiği gibi bir #gariplik mi inanın ben de bilmiyorum. Tek bildiğim bu durumun tamamen içten gelen bir şey olduğu, kendiliğinden geliştiği ve açıklanamaz olduğu sayın seyirciler :)


Benim gezi yazısı yazma genlerimin olmadığı konusunda hemfikir olduysak bu yazıya son vermenin vakti gelmiş de geçiyordur bile efendim. Şimdi bu yazıyı aslında bir gezi yazısı gibi kabul edip mi bitirsek yoksa bıraksak dağınık mı kalsa? Ne dersiniz :).


Gitmeden basın açıklaması : Yazıdaki fotoğraflar ekim ayında tarafımdan Kapadokya gezisi sırasında çekilmişlerdir :)

12 Şubat 2015 Perşembe

His

Bazen kendimi...


...böyle üzgün...


...böyle karmakarışık...


...böyle çaresiz...


...böyle kırılmış...


...böyle arada kalmış...


...böyle bir yanı eksik hissediyorum. 

Sonra aklıma...


...aslında her yolun sonunda bir ışık olduğu...


... aslında tüm merdivenlerin sonunda gökyüzüne ulaştığı geliyor
ve kalbimi yeniden umutla dolduruyorum!


Çoğu zaman içimde bir sürü Raif olduğunu düşünüyorum. Gecenin bu saatinde de içimdeki şair ruhlu Raif meydanı boş bulup dışarı çıkmak istedi, kendisini tutamadık ve ortaya bu #fotoğraflışiirimsiyazı çıktı efendim :). Umarım beğenmişsinizdir. Kendisi bir daha ne zaman ortaya çıkar, bir daha buralara uğrar mı bilemiyoruz ama, sanırım çektiğim fotoğrafları paylaşmak için aradığım yöntem içimdeki Raif'lerden geçiyormuş :).

23 Ekim 2014 Perşembe

Photo Diary #25

Aklında sürekli gördüğü şeylerin fotoğrafını çekme fikriyle yaşamını sürdüren bir insan olarak sonra o fotoğrafları ayıklamak, bilgisayara atmak, düzenlemek, dosyalamak ve bunu sürekli olarak yapmak hiç de kolay olmuyor sayın seyirciler! İnsan çoğu zaman üşengeçliğe yenilip bu süreci sürekli erteleyebiliyor. ( Bu seferki bahanemi bu kadar ciddi dile getirebilmiş olmam beni baya korkutuyor! :D ) Taa ki işin içinden çıkamayacağınızı anladığınız ve tesadüfe bakın boşluktan da n'apacağınızı şaşırdığınız ana kadar! Iıııı... o an sanırım benim için şu an oluyor efendim :D ( İtiraf ediyorum! :D )


Durumun dramatikliği de henüz Temmuz Photo Diary'sinin yapılması amacıyla çekilmiş fotoğrafları yeni paylaşabiliyor olmamdan rahatlıkla anlaşılabiliyor sanırım :D ( Bu da itiraf! :D ) Yalnız ayıklama aşamasını biraz hoyratça yapmış olacağım ki elimizde pek bir fotoğraf kalmamış! ( Yalnızca bir tane ayak fotoğrafı var! Olacak iş değil! :D ) Ama bunun daha Ağustos'u Eylül'ü var değil mi? Çok sıkmamak adına bu kısımları minik tutmakta bir sakınca görmesek olur mu? :D

Temmuz ayında neler olduğunu hatırlamasam da fotoğraflarım bana plakası "R" harfli bir vosvos ile aşk yaşadığımı, deniz kenarında kendimi kusursuz kareleri yakalamak amacıyla sağa sola atıp garip bakışları üstüme çektiğimi, lipton'un yeni çıkan şeftali kayısılı ice tea ( aysti :D ) 'si için ayılıp bayıldığımı, kargo göndermek için girdiğim postanenin duvarı ile aramızda seviyeli bir ilişki oluştuğunu, nutelle&go 'yu denemek için canla başla savaşıp sonrasında hüsrana uğradığımı, ( Bir itiraf daha gelsin! Hatırlıyorum, hatırlıyoruuuum :D ), dondurmayı yemeden önce fotoğrafını çekme geleneğimden ödün vermediğimi ve arkadaşım S.T. ile kahve içmek amacıyla gittiğimiz yerin en güzel köşesini kapmak için doğru anı kolladıuğımızı anlatmaktalar! ( Fazla uzun cümle tespit edildi! :D Bip Bip Bip Bip! )


Ağustos ayında ise birazcık ( 2 gün ühüüüü! ) tatil yapıp bu sırada panjur ve terlik fotoğrafı çekmekten kendimi alamamışım, yaz okulum devam etmiş ( eskiden biz de öğrenciydik! geyiğini yapmak için fazla gencim sanırım ama öyleee :D ), kedilerle aramdaki bağ durdurlamaz şekilde artmış ve eve kedi sokamasam da mamasını sokmayı başarabilmişim ( başlangıç olarak başarılı olduğunu düşünüyorum :) ), yazın ortasındaki yağmurdan sığınmak amacıyla fakültenin kantinine saklanmışım, kırk yılın başı kütüphaneye gitmiş olmanın görgüsüzlüğünü yaşamışım, kaydıraktan kaymaktan korktuğumu farkederek derin düşüncelere dalmışım ( ama korkmayıp kayan kızın hikayesini size daha sonra anlatacağım :D ), lunaparka giderek burada da fotoğraf çekeyim aman şurada da çekeyim diyerek arkadaşlarımın sakin tavırlarını kötü amaçlarım için kullanmışım, oldukça fantastik diziler izlemişim ( selena na na nana :D ) ve son olarak da arkadaşım S.A.'nın benim için yaptığı fındık unlu cupcake'leri hunharca mideme indirmişim efendim!

Not: Photo Diary'ler ve diğer haklarında yazılmayı bekleyen fotoğraflar zamanın ötesinden bir bir bloga konu olacaklardır efendim! :D

21 Eylül 2014 Pazar

Bu yazı çemkiren bir "A"rkadaş'a adanmıştır :)

Hakkında yazı yazılmayı bekleyen, en azından hak eden fotoğraflar birikip, bilgisayarını yavaşlatan Raif'ten herkese kocaman bir "Merhaba!" :) Bu durum katlanarak devam ederken, artık mezun bir insan olarak ( ben bunu önümüzdeki 2 sene tekrar edebilirim, anlayışla karşılayacağınızı umuyorum efendim :D ) ) bir dur diyerek kendimi bilgisayar başına geçmeye zorlamak istedim. Tabi bu durumun en sağlam gerekçeli motivasyonu ise pek sevgili çok değerli arkadaşım A.Ç.'nin "Bi yazmadın bizim yazıyı!", "Herkesle gez yaz sen yazıları biz gezince yazma!" şeklindeki tavırlarıydı sayın seyirciler! Hatta kendisiyle yine bu konu üzerine dün akşam gerçekleşen bir whatsapp konuşmamız var ki, kendisini rencide etmemek için kendime saklıyorum efendim :D Evet, başlıktan da anlaşıldığı üzere bu postu sana adadım sayın A.Ç. :D


Tam olarak 1 ay önce arkadaşım A.Ç. ile bisiklet sürmek için anlaşmıştık. Ben çok uzun yıllardır bisiklet sürmediğim için ve bir de ömrü boyunca spor yapmamış bir insan olarak kondisyonum konusunda da oldukça tedirgin bir biçimde bu fikre hem sıcak bakıyor hem de korkuyordum! Yine de içimdeki korkuyu bir kenara bırakarak, tüm #tumblr kişiliğimle sırt çantamı hazırladım ve fotoğraf makinemi de içerisine attım. Gerçi bu bisiklet sürme eylemini gece yaptığımızdan dolayı iyi kareler yakalayacağımı düşünmemiştim ama o konuyu da 50 mm 'nin yardımıyla atlattım sayabilirim :). Hem de bu günü kayıt altına almayıp da ne yapacaktım ki? :D


Sonuç olaraksa, benim "Dur fotoğraf çekeceğim!" deme anlarım haricinde dinlenmeksizin yaklaşık olarak 2 saat süren bir bisiklet turuyla ( Konak'tan İnciraltı'na kadar) gecemizi tamamladık. Çok muhteşem olmasalar da bu anımızı kayıt altına almama yetecek güzellikteki fotoğrafları de çekmeyi başarabildiğim için mutluyum. Bu güzel gün ( gün mü gece mi karar versem çok iyi insanım aslında :D ) için beni motive edip, harekete geçiren arkadaşım A.Ç.'ye buradan teşekkürlerimi ileterek bu yazıyı noktalıyorum efendim :).

13 Temmuz 2014 Pazar

Photo Diary #24

Bu aralar üstümde öyle bir üşengeçlik var ki, kendi kendimi tokatlayarak, kendime gelmem konusunda uyarmak isteyip, bir yandan da kıyamıyorum sanırım :D Suçu sıcaklara atarak, kendimi aklamak isterdim ama yalan söylemenin anlamı yok! ( Ama şimdi İzmir de öyle bir sıcak ki yani, nefes almak bile çok zor :) Gerçekten :D ) Son iki aydır blogda yazdığım adamakıllı post sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.Tamam, kabul ediyorum, ben üşengeç bir insanım! ( ühüüü! :( )

Ama bir saniyee... suçu atacak daha güzel bir bahane buldum sanırım! Ben bence "yenimezundepresyonu(?!)" 'na girmiş olabilirim. Öyle birşey yokmuşsa da artık var! :D Eveeet, henüz gerçekten mezun olamamış olsam da ( Sana da merhaba yaz okulu! ), mezun olmaya çabalayan bir insan olmak kolay değil sayın seyirciler! Son iki ayım ( Mayıs&Haziran) ne olduğunu hatırlayamayacağım kadar yoğun geçti! ( Valla bak :) Tamam, balıklarıkıskandıran hafızamın da bu konuda payı büyük olabilir :D ) Bu yoğunluğun arasında fotoğraf çekecek fırsat bile bulamadığımdan mütevellit ( bu kelimeyi de hep kullanmak istemişimdir :D ), Mayıs ve Haziran Photo Diary'lerini tam olarak şuan şu dakika yapmaya karar vermiş bulunmaktayım! İşte karşınızda, Mayıs & Haziran Photo Diary'siii... ( salondan alkışlar yükselmişti... :D )


... fotoğraflardan anlaşıldığı üzere yoğunluğumun büyük bir çoğunluğu sanırım yemek yememden kaynaklanmaktaymış ya da kendimi yemek fotoğrafçılığına adamışım ( Az ye Raif! :D ), arkadaşım S. ile birlikte arkadaşımız B.'ye doğum günü hediyesi olarak bizim evde pastaneleri kıskandıran cupcake'ler yapmışız ( kekler S.'ten süslemesi benden :) ), Alsancak'ta bir ağacın üzerinde gördüğüm yazının fotoğrafını "Anne baaak! demek için çekmekten kendimi alamamışım, #raifing akımına tüm hızımla ( hangi hız acaba :D ) devam etmişim, simitçide aklıma simittenkuşyuvası yapma fikri geldiği için koştura koştura eve gelip kendimi mutfağa atmışım, babamın aldığı rus salatasının markasına ( Aşk-ı Meze ) kahkaha atarak havuç ve bezelyenin yasak aşkına tanık olmuşum ( Ednan Bey! :D ), haziranda bile yağmur yağdığı için çok mutlu olmuşum, fotoğrafçılık kursundan mezun olmuşum! ( bir şeyden mezun olmayı başarabilmiş olmam da takdiri hak ediyor diye düşünüyorum :D ) küçücük ufacık minicik nutella kavanozuyla aramızda kontrol edilemez bir yakınlık oluşmuş, yenidoğankedimevsimi olduğu için apartmanın çevresindeki kedilerle epey bir vakit geçirmişim ( çok yoğunluğa bir bahane daha buldum, oley! :D ), Forum Bornova'da çevre düzenlemesi yapan kişinin benim farkımda olduğunu hayal edip yeni gülensuratlı süslemeleri üzerime alınmışım (#raifing'sel hareket engellenemez! :D ), evde yemek olmayınca kendime, evde bulduğum lavaş'tan pizza yapmaya karar verip bu kararımı şaşırtıcı biçimde uygulamaya geçirebilmişim, anneler gününü bahane ederek yine eski fotoğraflara bakmak bahanesiyle ortalığı dağıtmışım, bazı market fişlerinin de sıcaktan kafalarının karıştığını görüp halime şükretmişim :D, fotoğrafçılık kursunun yan etkisi olarak yansıma fotoğraflarına takmışım, bir kafede yediğim yemeğin altındaki tahtayı twitter kuşuna benzetmişim ( ama benzemiyor mu ya? :D ), ablamın evinde ilk ayak fotoğrafımı çekerek açılışı yapmışım, ve son olarak her şeye rağmen hayatın güzel olduğunu düşünerek bu düşüncemi S.'lerin bahçesinde fotoğrafını çektiğim güle yansıtmışım...

Not: Üzerimdeki tüm üşengeçliği attığıma söz veriyorum efendim! Bundan sonra buradayım, hiçbir yere kaybolmuyorum... Anlatacak çok şey var, umarım okumak isteyen sayın seyircilerim de oldukları yerde duruyorlardır :) Herkese kocaman kocaman sevgilerimi gönderiyorum! Bir sonraki postta görüşmek üzere kendinize iyi bakın hoşçakalın! ( #içimdekitelevizyonsunucusundaherhangibirdeğişiklikyokanlaşılan :D )

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Photo Diary #23

Nisan ayı Photo Diary'sinden herkese sevgiler, saygılar, selamlar, başka kelime bulamadım..lar :D 1 ay ne çabuk da geçti diyerek geyik yapmak istemiyorum ama cidden mayısın bile neredeyse yarısının bitmiş olduğunu az önce acı bir şekilde fark ettim. ( Tamam, final takviminin açıklanması kadar acı bir durum olmayabilir, ama yine de acıydı :D ) Ayrıca bu ay az fotoğraf çektiğimi düşünmüştüm taa ki bu postu yazmak amacıyla fotoğrafları karelemeye çabalama anına ( fotoğrafları karelemeye çabalama anı... zincirleme isim tamlaması :D ya da değil :) ) kadar! Adeta bir jüre edasıyla tamı tamına üç, evet yanlış duymadınız üç fotoğrafı acımasızca elemek zorunda kaldım :D Sonuç ise hemen aşağıda...


... annemin tüm karşı çıkmalarına rağmen sevgili Ablacığım bana aylardır istediğim IKEA simsiyah nevresim takımını hediye almış, bir kafenin menüsündeki keep calm'lı yazıyı yoğun garsonlara yakalanmama çabası içerisinde fotoğraflamayı başarmışım, #gelecektekievim'e posta kutusu beğenmişim, sabah kahvaltısı için yaptığım kreplerden birisi bana süpriz yaparak #raifing şekline bürünmüş, bir ders çalışamama anında bir fosforlu kalemin saldırısına uğramışım, odamın girişini evin girişiymişcesine kulladığımı kamuoyuna açıklamışım, bir derste sıkılma anında arkadaşım G. ile sularımız karışmasında diye bir girişimde bulunarak kendime özel "ben Su" marka suyumu piyasaya sürmüşüm, vapura binip suya düşmeden fotoğraf çekmeyi başarmışım, babamın can sıkıntısında yaptığı telephone tower projesiyle içinde adeta bir Ali Ağaoğlu olduğunu farketmişim, Magnum'un bilmemkaçıncı yıl için özel olarak çıkardığı dondurma sayesinde hayatı sorgulamışım ( Sakın evde denemeyin! Aslında hiçbir yerde denemeyin :D ), kampüsün sinemasında Bir Küçük Eylül Meselesi filmini izleyip derin bir hüzne boğulmuşum, IKEA'da çocuk menüsünün nuggetları sayesinde çizgili IKEA hayvanat bahçesinin açılışını yapmışım, üniversitede son senem diye ( öyle olduğunu umuyoruz :D ) fakülte binası gözüme daha bir güzel gözükmeye başlamış, arkadaşım S.'in yeni hobisinin eseri olan cupcake'leri itinayla mideye indirerek kendisine destek olmuşum, iyi bir evlat olarak annemin sayıca epey fazlalaşan ilaçları için kutu almışım, bol bol yağmur yağdığı için mutlu olmuşum, çorap çekmecemde bulduğum dede çorabı rengi çoraplarımla aramızda bir bağ oluşmuş ve son olarak da annemin temizlik sırrı olan halıları süpürge borusunun ucunu kırarcasına süpürerek temizleme yöntemini kamuoyuna açıklamışım :).

5 Nisan 2014 Cumartesi

Photo Diary #22

Vizeleri yaklaşan.. ıııı. tamam pazartesi için yaklaşan kelimesi az kalabilir o yüzden vizeleri kapıya dayanan... ıııı... bu da olmadı sanki... şey yani böyle vizeleri inanılmaz yaklaşan hani öyle böyle değil Raif'ten hepinize merhaba :) Aslında bir de... Uzun zamandır bilgisayarın başına oturup dilediğince gevezelik yapamayan Raif'ten herkese merhaba! Tam şu an bir de... eskiden posta giriş yapmak için kırk takla atıp da şuanda bir posta üç ayrı şekilde giriş yapan Raif'ten hepinize kocaman bir merhaba! :D

Bu kadar giriş yaparak herhalde içimde patlamaya hazır bulunan tüm gevezeliği dışarı atmışımdır. :D O zaman asıl konumuza dönebiliriz :). Vee.. aylık Photo Diary'lerin üçüncüsü olan Mart ayı Photo Diary'si karşınızda efendim... ( salonda alkış sesleri yükselmişti! :D )


... yine oburluğun zirvelerinde bir insan olarak yediğim içtiğim ne varsa karelemişim ( az ye çocuğum! :D ), bu yağmursuzlukta bir kere yağan yağmuru yakalayınca fırsatı kaçırmamış hemen pencere kenarı keyfi yapmışım, fakültenin kantininde ( adı İktisaf Cafe olabilir ama binanın içinde yer alan her oluşum benim için kantindir kantin kalacak! :D ) minik pakette fındık satıldığını keşfedip çok sevinip bir kez yiyip sonra unutmuşum, daha önce de şekerliklerini beğendiğim Music Cafe'nin bu kez de peçeteliklerini beğenmişim, fotoğrafçılık kursu hocamızın sergisini gezmişim, bir hoca quiz yapacağım deyip bizi kandırırken ben de ders çalışacağım diye kendimi kandırıp fotoğraf çekmekle yetinmişim, selfie oluşumuna rakip olarak handfie oluşumu yaratmaya çalışıp insanın kendi elinin fotoğrafını ön kamera ile çekmesinin çok zor olduğuna kanaat getirip yol yakınken bu sevdadan vazgeçmişim, bir başak burcu insanı olarak odam çok dağıldı diye depresyona girmişim ( yerde bir çift çorap bir t-shirt var daha ne dağınıklığı olsun?  ), evde bulduğum siyahımsı cam ve üzerinde Coca Cola yazan bardakla aşk yaşamışım, yine bir başak burcu olarak sabah şarja takılması gerekenleri masanın üzerine sanki on yıl orada kalacaklarmışçasına dizmişim, tam 20 lira indirime uğrayan t-shirt'ü aldığım için sevinip sezonunda aldıklarımla da ne kadar kazık yediğimi farkedip aynı zamanda üzülmüşüm, #raifing akımına bu kez portakal ve sıkacağıyla devam etmişim, IKEA'ya yüz kere gidip almak istediğim tüm kırtasiye ürünlerini tamamlamışım ve son olarak Alsancak'ta bir mağazanın kullanıp kullanıp daha sonra hunharca çöpe atıp kendi haline bıraktığı tabelanın R harfiyle kısa süreli bir ilişki yaşayıp, ilişkimizin imkansızlığı nedeniyle yollarımızı ayırmışım. ( salondan hüngür hüngür sesleri yükselmişti ve herkes mendil arayışındaydı. :D )

Not: Tüm mart ayı boyunca rahat rahat bilgisayar başına oturup da başını ağrıtamamın sebebi olan bir şey daha vardı ama o kendi başına bir posta çıkmak istedi, tutamadık :D

7 Aralık 2013 Cumartesi

Gökyüzü bazen çok güzel #2


İlk "Gökyüzü bazen çok güzel" postunu yaptığımda, ders çalışmam gerekiyormuş, hem vakit öldürmek hem de vicdan azabını en aza indirmek için makineme sarılmışım. ( Ben kendimin yalancısıyım yani, öyle yazmışım herhalde öyledir :D ). Varmak istediğim nokta, aman da bu yazıdaki mesaj, ne kadar da değişik bir tesadüf dedirtecek olan şey ise şuanda da aynı şeyi yapıyor olmam :). Evet, bunca zamandır hiçbir şey değişmemiş anlaşılan :D. Yine yapmam gereken ödevler, dönem projesi, hazırlanmayı bekleyen sunumlar bir kenarda beni bekliyor.

Ama olsun, bakın gökyüzü ne kadar da güzel :D. İnsanın kendisini motive etmesi de lazım sonuçta değil mi? Hadi herkes kahvesini alsın, bu yazıyı öyle okusun, bitince de gülümsesin olur mu :). Sonra nasılsa yapmamız gerekenleri bir ara yaparız :D

24 Kasım 2013 Pazar

Hayatımızı 1 günde nasıl değiştirebiliriz?

1 günde hayatımızı gerçekten değiştirebiliriz, evet bunu yapabiliriiiz!! :D Özellikle de bir üniversite öğrencisi için bu durum öyle hiç de sandığımız kadar zor değil :D Tüm ihtiyacımız olan bir adet vize haftası ( hafta adında ancak hiç bir zaman hafta olmayan :) ), ve bu vize haftasında hayattan bezmiş, tüm yapmak istediklerini vize haftasından sonraya ertelemiş, aman da uyku düzeni alt-üst olmuş, boş boş oturmaya hasret mi kalmış, odasında artık tek başına yaşamıyor muymuş ( yayıntılar cumhuriyeti! :D ) bir adet üniversite öğrencisi. Hepsi bu! :D Ve değişim için artık tek ihtiyacımız olan vize haftası(!)'nın sonra ermesi ve sonra...


...yatağımızın başındaki komodinden tutun da...


...dinlediğimiz müziklere..


...giyim tarzı.mıza...


...bilgisayarı kullanım amacımıza...


...hatta uyanma(!) saatimize kadar...

...her şey baştan aşağı değişiyor! :D Evet başardık! ıııı.. galibaa.. oldu mu sanki?.. oldu değil mi?.. yooo o ook.. olmadı mı?... finallee e er mi geliyormuş?..hadi yaa.. ıııı.. neyse artık.. en azından denedik deriz... önemli olan katılmaktı zaten... ( :D )

Not 1: Bu belgeseldeki hiçbir şeyin gerçek kişilerle veya olaylarla ilgisi yoktur! Belki de vardır :D
Not 2: Bu belgesel'in çekiminde hiçbir insan zarar görmemiştir! ( Raif'in boynunu saymazsak :) )

1 Kasım 2013 Cuma

Kedi İstemeye Devam Eden Evladın Dramı

Geçtiğimiz günlerden birinde ( yine mi unuttun be çocuğum? :D ) sınıftan arkadaşım L. bizi evine hem oturmaya hem de fotoğraf çekilmeye çağırdı. ( Böyle bir misyonum oluştu, evlere fotoğraf servisine giden Raif :D ) Belki L. o amaçla çağırmış olabilir ama hayır! benim tek bir gidiş amacım vardı o da kedisi Billy'i mıncıklamaktı...


... Başta her şey güzel başladı. Amacıma ulaşmıştım. Tam bir görmemiş modunda kediyi saatlerce kucağımda gezdirdim, mıncıkladım, sarıldım. Daha önce hiç bir kediyle bu denli içli dışlı olmamıştım. ( Kediyle içli dışlı olmak mı? :D ) Yazık hayvancığın da gıkı çıkmadı. Durumu gayet olağanmış gibi sakin ve olgun karşıladı :D.

Vee sonraa... Gün bitti.. Ayrılık çanları geldi çattı! Bu hüzünlü anı televizyonda yayınlasalardı eminim tüm Türk Halkı televizyona kitlenir, program reyting rekorları kırardı! Sonra ben eve döndüm ( Raif'in duygusallığı bu kadar oluyor galiba, bu ne ani bir odunlaşma! :D ). Ve tam bir Kedi İstemeye Devam Evladın yapması gerekeni yapıp sevgili Anneciğime fotoğrafları göstermeye başlayacaktım ki..

Hapşuuu! diye hapşurdum.. sonra tekrar hapşurdum... sonra bir daha... sonra.. 

O da ne? Yoksa? Olamazz! Kediye alerjim mi vardı? Tüm dünya bu konuyu tartışıyor!

Not 1: Öğrenmenin tek bir yolu varmış o da alerji testiymiş ancak ben o testi yaptıramayacak kadar üşengeç bir insanım :( 
Not 2: Tamam! Papyonum Billy'ye benden daha çok yakışmış olabilir. Ne var yani? :D

30 Ağustos 2013 Cuma

İçimdeki Derya Baykal #1

Gün geçmiyor ki boşluktan ne yapacağımı şaşırmayayım. Tabii ki bunun asıl nedeni " Ben boş durmak istemiyorum ama! " deyip de bomboş oturmaya devam ediyor olmam olabilir :) Bu boş durmaları engelleme çalışmalarım da genelde bilgisayarın başına yapışıp kalmamla sonuçlanıyor, ama olsuun sonuçta boş oturmuyorum değil mi :D

Bugün yine internette dolaşırken fotoğrafçılıkla ilgili bir siteye denk geldim ve sitede gezerken daha önce duymadığım ( ve bu zamana kadar duymadığım için kafamı duvarlara vurduğum.. ( hayır tabii ki öyle bir şey yapmadım :D ) "Flash Diffuser" adlı alet ile tanıştım. Kendisi fotoğraf makineminizin o keskinlikten ölen, karelerin canını okuyan flaşını hafifletmeye yarıyormuş. Ben yıllarca ( tamam yalnızca 2,5 yıl :) ) flaşlı fotoğraf çekmemek için ölümüne savaş vermiş, ışıksız ortamlarda ve gece karanlığında boşuna mı ağlamaklı olmuştum? Bir şey yapmalıydım, o aletten benim de olmalıydı! Her şeyin DIY'ını yapan insanoğlu bunu da yapmıştır diyerek, Google amca sağolsun yoğun incelemelerde bulundum.

 Ve.. işte o an içimdeki Derya Baykal uyandı!..


... Ve tam o anda aklıma sabah bittiği için çöpe attığım lens solüsyonu şişesi geldi. Koşa koşa gittim, onu çöpten aldım. Yoğun dezenfekte etme çalışmaları sonucunda, artık temizlendiğine ikna olunca hemen işe koyuldum. 

Öncelikle bir falçata ( aslında bence o kullandığım aletin başka bir adı var ama ben onu bilmiyorum :) ama bildiğimiz standart falçata veya herhangi bir kesici delici alet de işe yarayacaktır. ) boş solüsyon kutusunu ikiye ayırdım. Herhangi bir ölçü vs.ye dikkat etmedim ama etseymişim bu ölçüde olması gerekecekmiş :D. Bir sonraki aşamada simetri takıntısı olması muhtemel bir insan olarak kestiğim parçanın uç kısmını daha düzgün bir hale getirmeye çalıştım. Bu aşamada olayın bittiğini düşünmüştüm... taa ki deneyene kadar. Diffuser'ımız istediğim etkiyi vermediği için içine bir kat beyaz kağıt koymayı düşündüm (daha sonra bir kat daha koydum ama emin olamadım :) ). Önce plastiğimizin içine kağıdı koydum, ölçtüm işaretledim ve kestim. Ve sonra, bu sefer son kez olmak üzere kağıdı plastiğin içine koydum vee... Voila! ( gündüz Aşk-ı Memnu izlemiş! :D )

Not 1: DIY örneklerinde hep yarı saydam bir plastik kullandıkları için bu solüsyon şişesi işimi gördü, siz de yapacak olursanız aklınızda bulunsun, herhangi bir deterjan vs. şişesi de kullanabilirsiniz.
Not 2: Bir de falçatayı kullanırken elinizi kesmemeye dikkat edin sayın seyirciler, ben kestim de :D

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Buralara yaz günü yağmur yağıyor canım

Gözlerimi açtım. Hava henüz aydınlanmamıştı. Elimi yastığımın altına sokup telefonumu aramaya başladım ama her zamanki yerinde yoktu. Sonra gözüm duvardaki saate takıldı. Saat erken değildi, o zaman hava niye karanlıktı? Ani bir hareketle yataktan kalkıp pencereye yöneldim. Bugün diğer günlerden farklı olacağı sanki havadan bile hissediliyordu..

Şaka şaka :D Hava kapalıydı sadece, yağmur yağacak gibiydi, yağdı da zaten :) Yazın kışı, kışın yazı özleyen bir insan olarak, yağmur çok iyi hissettirdi. Güzel hislerin yanı sıra uzun süredir yapmak istediğim bir şeyi de, içimdeki korkuları ( "Ya şimdi tepeme yıldırım falan düşer mi acaba?" , " Şimşekleri üzerime çekmesin bir de bu ? ) bir kenara bırakıp, yaptım :) ( Yabıdığğm diye bağıırıırrğ :D )


Evet, hep şimşek fotoğrafı yakalamak istiyordum, ama bir yandan da tırsıyordum :) Geçtiğimiz cumartesi günü İzmir bize bir günlük kış yaşattı. Üşümek, yağmur kokusunu içimize çekmek güzeldi. Oturup bir kahve içmek aklıma gelmedi ama :D Çünkü saatlerce balkonda oturup yukarıdaki fotoğrafları yakalamaya çalıştım. Neyse ki başarılı olabildim. Kafama da yıldırım vs. bir şey düşmedi. ( Yıkılmadım ayaktayım :S:) ) Sonuçlar çok hayalimdeki gibi olmasa da.. Hepsi yağmurun ve şimşeklerin suçu tamam mı, bu seferkiler minikti :D Ama en azından içimdeki korkuyu yenmiş oldum. Önümüzdeki kışı balkonda geçireceğim sanırım :)

Not 1: Başlık için herkesten özür diliyorum :D
Not 2: Korkuyu tam yenmiş sayılmam aslında, korkudan Canan'ı bu emelime alet edemedim :)

15 Ağustos 2013 Perşembe

Orda bir deniz bisikleti var uzakta

Sevgili Baykuş'un Notları ( için 1'i tuşlayınız. ) bir etkinlik başlatmış. ( Etkinlik için de 2'yi tuşlayınız :) ) Etkinliğin konusu oldukça güzel ve eğlenceli. (bkz. Yaz Fotoğrafı) Çektiği bir fotoğraf ile herkesin katılımına açık.

Bir Ot Çöp Photographer olarak ben de katılmadan edemedim. Fotoğrafların arasında gidip gelip, o mu olsun bu mu diye diye en son G. ile aşağıdaki fotoğrafa karar verdik :).


Siz de yukarıdan 2'yi tuşlayarak detayları öğrenebilir ve etkinliğe katılabilirsiniz. Katılmasanız da beğendiğiniz fotoğrafa oy verebilirsiniz :)