Photo Diary etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Photo Diary etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2016 Salı

Photo Diary #batangemininmallarıbunlar :D

2015 tarih olarak geride kalmış olsa da, üşengeçlikten yeni yeni kurtulmayı başaran bir insan olarak, blogta 2015 yazılarını bitirmem biraz zaman alacak diye düşünüyorum :). İlk adımı şu an, şu saniye atarak, 2015 yılının son 4 ayını ( Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık.. hadi canım, valla mı :D ) içeren Photo Diary yazısını yazıyorum, yazmaktayım, yaaazdım..


9 Kasım 2015 Pazartesi

Photo Diary (#mişligeçmişzamanson)

Bir önceki yazıyı kendi boyutları yüzünden beğenmeyen fotoğraflar bu Photo Diary yazımızın konusu :). Ayrıca #mişligeçmişzaman serisinin de son fotoğrafları! Evet! Yanlış duymadınız efendim, resmen günümüzü hemen hemen yakalamış bulunuyorum :) Bu güzel gelişme yurdumuzun dört bir köşesinde sevinç çığlıkları ile kutlanırken, ben yine en sevdiğim şeylerden birisini yaparak gevezeliğe başlıyorum :)


Bu kolajımızdaki fotoğraflar da Temmuz ve Ağustos aylarını kapsıyorlar. Görmemişin denizi olmuş modunda tüm yaz haftasonları çalışıyor olmanın da getirdiği denize gidememezliğin bünyemde yarattığı hasret ile denize gidince o günü 4 fotoğraf ile noktalamışım, oturduğumuz bir cafedeki storun arkasında duran sineğin gölgesini sevmişim ( storun arkasında duran sineğin gölgesi, bilmemneli? isim tamlaması :D ), diplomamın fotokopisini çektirmek için gittiğim ex-fakültemin dekanlığının yer karolarında bir hatıra fotoğrafı çekmişim, boyacılığa soyunarak evdeki kapıları boyayıp herkesten tam puan almışım, kapıları boyamam yetmezmiş gibi aynı boya ile #margielaxconverse işbirliğine bedava mı sandın amerikan kapı boyasıyla yaptım tavrını takınmışım :D, çizgili sevgimizin genetik olduğuna ablamların evinde kahve içerken kanaat getirmişim, Selçuk Demirel sergisi gezmişim, eğitimli bir blogger etkinliğine katılmışım, gittiğim bir kafede karşılaştığım Hamm kartpostallarını fırsat bilip bilimum #eveşyasıdekorasyonuherbirşeysi firmasına aşkımı ilan etmişim, mahallede bir kedi ile bakışmışım, The Wedding Video isminde bir filme denk gelip filmin baş karakterinin isminin Raif olmasına şaşırmış aynı zamanda da mutlu olmuşum, arkadaşım L. ile gezerken muhteşem bir duvar keşfetmişiz, esmiyor deyince esip esmediğini test etmişim ( yine esmiyormuş :D ), son olarak da bayramda halka seslenip #küçüklerinizeharçlıkverin temalı bir basın açıklaması yapmışım :).

27 Ekim 2015 Salı

Photo Diary (#mişligeçmişzaman3)

Kolajlanmış halde ne zamandır beni bekleyen fotoğrafların sesine daha fazla kulağımı tıkayamayarak oturdum bilgisayarım başına bu kez de. Aradan bu kadar çok zaman geçince fotoğraflarda ne yaptığımı hatırlayamıyor olmamı bir kenara bırakırsak, güzel bir yazı olacağını umarak başlıyorum gevezeliğe! :)


Kolajımız geçtiğimiz ( bir hayli geçtiğimiz :D ) Mayıs ve Haziran aylarını kapsıyor. Her yeni açılan kahveci dükkanına gitme geleneğimizi sürdürüp bu kez şansımızı #sokakkahvecisi 'nde denemişiz, televizyonda beni çocukluğuma götüren #rugratz 'e denk gelip oturup saatlerce onu izlemişim, arkadaşım Ah. ile birlikte Foça'ya fotoğraf çekmek amacıyla gidip bir tek panjur fotoğrafı çekip dönmüşüm :), apartmanın girişinde üzerinde #gülümseyin yazan broşürün sözünü dinleyip gülümsemişim, arkadaşımın minik adam şeklindeki küpesini fotoğraflayacak kulakdışı bir yer ararken yardımıma koşan pipet olmuş, bir arkadaşımın annesinin resim atölyesinden hem fotoğraf çekmiş hem de çok güzel saatler geçirmişim ( havuçlu kek bile yemişim :) ), telefonların ön kamerasının selfie için değil tavanları çekmek için olduğunu iddia etmişim, arkadaşım B ile birlikte açık hava sinemasına gitmişiz, yazın sıcağında boğazları dolayısıyla soğuk kahve içemeyen arkadaşım için 2 dakikalık kahve duruşu ilan etmişim, fotoğraflayacak siyah meyve bulamayınca photoshopla kirazları siyah yapıp sevinirken zeytin sanılması dolayısıyla hayal kırıklığına uğramışım, ablamın evindeki #beyazbeyazorkide nin gölgesini çok sevmişim ( deli miyim sanki ben :D ), ibeking'in instagram üzerinde düzenlediği yarışmaya katılıp aldığım tepkilerden çok mutlu olmuşum :), panjurdan giren ışığı sevenler derneği kurmayı planlamışım, çekim için gittiğimiz otelin demir parmaklarının çizgili halini çok sevmişim, çöpü bile çekmişim :D ve son olarak da arkadaşım B. ile isminin namus çiçeği olduğunu öğrendiğimiz dünyalar tatlısı bir çiçekle ilgili yaşadığımız dünyalar saçması anları hatırlamak için çiçeği fotoğraflamışım :).

Not: Yazı Temmuz ve Ağustos aylarının fotoğrafları ile devam edecekti ancak iki kolajı aynı boyutta buraya ekleyememem dolayısıyla kendileri ayrı bir yazıya çıkmak istediler, tutamadık :D.

27 Haziran 2015 Cumartesi

Photo Diary (#mişligeçmişzaman2)

Arayı açmadan bir başka Photo Diary yazısıyla daha karşınızdayım sayın seyirciler! Arayı açmamış halim 1 ay sonra yazılara devam ediyorsa, açmış halimi hiç hiç merak etmeyerek, bu gerçeği de hatırlattıktan hemen sonra unutma isteğiyle birlikte yazıma başlıyorum efendim :D.


Her sene olduğu gibi bu sene de Ocak ayına yeni kararlar alarak girmişim ve bir çoğunu da en azından ilk ay uygulayabilmişim, dünyanın en sıkıcı kitabı olduğunu düşündüğüm Sokak Fotoğrafçılığı kitabına başlayıp bitirmeyi başarabilmişim, bol bol film izleme kararımı Before Sunset/Sunrise/Midnight serisi ile uygulamışım ( ama ben şimdi kaç sene 4. filmin gelmesini nasıl bekleyeceğiiiim? #ağlamalısızlamalıemoji arkadaştan bir adet buraya alabilir miyiz acaba? :D ), mağazaların deneme kabinlerinde neden çok uzun süre kaldığım gerçeğini kamuoyu ile paylaşmışım, arkadaşlarla buluşulunca hep kahve mi içilirmiş biraz değişiklik olsun diyerek portakal suyu içmişim, IKEA mağazasının içinde seksek bulmuş ve yaşıma başıma bakmadan mağazanın ortasında oynamaya başlamışım :D, boşluktan ne yapacağımı şaşırmış bloguma ait QR kodunu üşenmeden tek tek kare kare deftere boyamışım, dünyanın en güzel meyveli çikolatasını bulmuş ancak ulaşmamın imkansızlığından dolayı bulduğuma sevinemeyip arafta kalmışım, grip olup evdeki tüm tuvalet kağıtlarının aslında başka amaçlarla da kullanılmasını desteklemişim :D...


Şubat ayında ise, #çakmanutella kavanozunun dibini görmüşüm ama hiç kilo almamışım ( savunmam bu şekilde hakim bey :D ), kaldırımda yazılı olan "Güzel düşün ve gülümse" yazısını çok sevmişim, #raifing akımına IKEA'da devam ederek kahveyi dökmeden taşımayı başaramayışımı kamufle etmeye çalışmışım, hala toplanmamış olan yılbaşı süslerini görüp söylenmişim, ( 1 Ocak'a gelindiği an o süsler kalkacak arkadaşım! :D ) bir mağazanın "Tadilattayız" yazısını sevip çevredeki insanların "Yazık deli herhalde?!" düşüncelerini umursamayarak karelemişim, çay demlerken sakarlık yapıp ocağa döktüğüm çayları aslında sanatsal bir amaç için yapmış gibi davranmışım, eskiyip kendinden geçen bir t-shirt'ümü yastık haline getirmişim ( şu sıralar yastık olarak da kendinden geçti kendisi aslında efendim. Demek ki sonumuz ayrılıkmış :) ), herkesin kar fotoğrafları arasında kıskançlıktan ölen bir İzmirli olarak kabanıma düşen üç beş kar taneciğini fotoğraflamışım, gittiğimiz bir kafenin tuvalet ibaresini çok sevmişim...


Mart ve Nisan aylarında az fotoğraf çekmişim, arkadaşlarımın uzun süredir izlemem konusunda yoğun baskı yaptıkları "Ruhların Kaçışı" adlı anime'yi izlemiş ve hayatımda yeni bir döneme resmen başlamışım ( Niye izlememek için bu kadar direndim ki seni? ), Müjde çoraplarının üzerindeki teyzenin değişmesine çok üzülmüşüm ( Zaten Danone'nin çocuğunu da değiştirdiniz! Ona da çok kızgınım :D. ), kısa da olsa bir tren yolculuğu yapıp çok mutlu olmuşum, yeni hayallerim için gökyüzüne olta atmışım, #içimdekiardatürkmen 'in de desteğiyle kendi başıma pasta yapmaya girişmişim :D, #mermersever bir insan olduğumu yeniden fark etmişim, gittiğim yerlerde sevdiğim şeyleri fotoğraflayabilme özgürlüğüm konusunda daha net davranmışım, Konak'ta saat kulesinin çevresindeki kuşların peşlerinden bu sefer koşturmayıp kendi hallerine bırakmışım ve son olarak #specificmagazine ile tanışıp kendisini çok sevmişim.

Resmen yazıları mayısa kadar ulaştırdım! İnsanlık için küçük kendim için oldukça büyük bu gelişme karşısında kendimle gururlanıyorum, kendimi çok takdir ediyorum :D Ve bir sonraki yazıda görüşmek üzere diyerek sözlerimi noktalıyorum efendim :).

22 Mayıs 2015 Cuma

Photo Diary ( #mişligeçmişzaman1 )

Blogu yazmaya ilk başladığım zamanlardan beri bir türlü düzene sokamadığım, ancak yazmaktan da en çok keyif aldığım bir başka Photo Diary yazısına daha hoş geldiniz efendim :) Tamam itiraf ediyorum, bir ara Photo Diary başlığı altındaki yazıları bir hayli düzene sokmuş ve her ayın bitiminde düzenli olarak yazıyordum ama düzen ortalamasını alacak olursak, bu ortalamaya bir de son dönemlerdeki durumu katarsak... işin içinden çıkmak çok mümkün olmayabilir sanıyorum ki :D.

Mesela en son Eylül ayına ait fotoğrafların yazılarını yazmışım. ( çığlık tablosu kılıklı emoji arkadaş benraif blog alanından bekleniyorsunuz! ) Neredeyse Mayıs'ın sonuna geldiğimizi de göz önüne alırsak, bu duruma dur demenin zamanının gelmiş hatta geçiyor olduğu konusunda hem fikir olabiliriz :). Ben de bu bağlamda, fotoğrafları aylaaaardııır yazılmayı bekleyen arkadaşlarımızı daha fazla bekletmeden, günümüzü tutturana kadar, Photo Diary yazılarına bir alt başlık açarak #mişligeçmişzaman etiketiyle bir bir yazmayı kendime görev edindim efendim :). Şimdi hepiniz hazırsanız ilkiyle başlayalım sayın seyirciler!



Ekim ayında Türkiye'de en çok görmek istediğim yerler listesinde başlarda bulunan Kapadokya'yı gezebilme şansına erişmişim, Kapadokya'nın dağı taşı, kaldığımız yer dahil pek çok şey ile aşk yaşamış olsam da en büyük aşkı kaldığımız yerin kedisi Kadife ile yaşamışım, uzun zamandır "Mutlaka izlemelisin!" , "Sen şu filmi izlemiş miydin?" , "Düşüncelerin filmle inanılmaz uyuşuyor" diyerek dayatılan #3idiots filmini sonunda izlemeyi başarabilmişim :), arkadaşım T. ile birlikte kahve içmek için gittiğimiz cafe'de biz oturunca tüm müşteriler kalkıp gidince çok bozulmuşum, #evdetekbaşıma olduğum bir sabah kendime sosis pişirmek isteyip, çıkan sonucun atom molekülüne benzemesiyle dehşete düşmüşüm, #exüniversite'mi ziyaret etmek zorunda kalıp yeni yaptırılan zebra perdelere bakıp bakıp neden bu güzelim çizgili oluşuma zebra dedikleri konusunda deriiiin düşüncelre dalmışım ve son olarak pasta için krema değil parmak için krema akımının destekçişi olmuşum...


Okul hayatının bitmesiyle birlikte hayatımdaki duraksama dönemi Kasım ayı ile başlamış ve Aralık ayında da devam etmiş, bu süreçte yapacak çok bir şey olmamasının verdiği sıkıntı oburluğumla da birleşince en çok yaptığım şey #tıkınmak olmuş ( üçmaymunungörmedimi :D ) , minik bir hastane ziyareti gerçekleştirmişiz ancak ben o süreci ziyaretten istifade önüme geleni karelemek suretiyle daha da verimli hale getirmişim, blogta tırnakları ile meşhur arkadaşım S.T. ile birlikte Rossmann'da bulduğumuz #lotus adındaki bisküvilere takılıp kalmışız, her sene yılbaşı öncesi döneminde açılan hediyelik eşya fuarına gitme geleneğimi sürdürüp Cocacola temalı #duvarbirşeysi 'ni almadan duramamışım, #içimdekiardatürkmen 'in temelini atmaya başlayarak kurabiye kalıbıyla birazcık vakit geçirmişim, komşudan gelen tabaklardan sonra bir de komşudan gelen tepsilere göz dikmişim, Ablacanım'ın evindeki kuş biblolarını görüp televizyonun üzerimizde bıraktığı kuşlar ile ilgili gereksiz etkiye üzülmüşüm ( #kuşbuseferuçmadıbeybi :D ), yine yeni yeniden mahallenin kedileriyle vakit geçirip mutlu olmuşum, yolda yürürken sürekli görüp panjurlarını beğendiğim evi bu sefer es geçmeyerek fotoğrafını çekmişim, kışın beyaz ayakkabının giyilebilirliği hakkında #instagram üzerinden basın açıklaması yapmışım...


Ve son olarak da en azından Photo Diary yazılarında sonunda 2015'e ulaşabildiğim için mutlu olmuşum efendim :D.

24 Aralık 2014 Çarşamba

Photo Diary #26

Yeni yıla günler kala, Eylül ayı Photo Diary'sini yeni yayınlayabilen Raif online mı acaba? ( Bir kaçınılmaz son olarak üçmaymunungörmedimemojisi :D ) Eylül ayı'nın en sevdiğim ay olmasından dolayı ( Hayır, tabii ki de doğum günümden dolayı değil, ne alakası var canım şimdi onunla! :D ) da utancımın iki kat olduğunu bildirmek isterim efendim! Daha fazla kendimi savunamayacağımı şuan anladım da.. şey.. o yüzden direk fotoğraflara geçsek olabilir mi?
( Gereksizsevimlilikgösteripdeacabadurumdanyırtabilirmiyimdiyedüşünürkensırıtanemoji )


Eylül ayı yaz okulu, abla düğünü, Tokat'a gitme hazırlıkları üçgeniyle başladığından dolayı ders notlarıyla aramızdaki ilişki sadece fotoğraftan ibaret kalmış, yaz okulu finallerinin hemen ardından soluğu Tokat'da almışım ( aslında almak zorunda kalmış da olabilirim :D ), odamın numarasını da manzarasını da çok severek bu sevgimi çok sevgili telefonumun çok sevgili kamerası ile ölümsüzleştirmeden duramamışım, abla düğününe zafer kazanmışcasına hissiyatlar içerisinde yalnızca pantolon/gömlek/papyon üçlüsü ile katılabilmeyi başarmışım :D, Tokat'da H&M açıldığını öğrenince gitmeden edememiş ve "Anne bizim neden yok?" diyerek mağaza yetkililerine seslenmişim, Tokat'dan döndükten hemen sonra abla düğünün dış çekimini gerçekleştirmişiz, bu çekim de dahil olmak üzere Eylül ayında Dijital Atölye ile bir kaç amandagelinlidamatlıdışçekim 'e katılarak fotoğraf asistanlığı yapmışım...


Çekimin de ardından soluğu Lady Gaga konseri için İstanbul'da almışım, İstanbul'da orada çekildiği asla belli olmayacak fotoğraflar çekmeyi başarmışım ( Ne yetenek ama! :D ), Gittiğimiz bir #avm 'deki Pull&Bear mağazasının içinde wolkswagen bus görüp, gördüğüme inanamayıp kıskançlıktan ne yapacağıma bilemeyip fotoğraf çekmek ile yetinmişim, Blog'da tırnaklarıyla ünlü arkadaşım S.T. bana doğum günüm için elceğizleriyle mantı yapmakla kalmayıp bir de tiramisu yapıp beni oburluğun doruklarına çıkabilmem için serbest bırakmış, arkadaşlarım Ö., T. ve Ah. bana oyun oynayıp pastalıdoğumgünüsüprizi yapmışlar, arkadaşım Ah. 'a uyup da bisiklet sürmeye gidip 32 kilometre bisiklet sürmek zorunda kalmama rağmen hayatta kalmayı başarmışım...

Geri kalan fotoğrafları açıklamak için çaba harcayıp da sonuç alamayan Raif... Son Görülme: 24.12.2014 / 16:55

23 Ekim 2014 Perşembe

Photo Diary #25

Aklında sürekli gördüğü şeylerin fotoğrafını çekme fikriyle yaşamını sürdüren bir insan olarak sonra o fotoğrafları ayıklamak, bilgisayara atmak, düzenlemek, dosyalamak ve bunu sürekli olarak yapmak hiç de kolay olmuyor sayın seyirciler! İnsan çoğu zaman üşengeçliğe yenilip bu süreci sürekli erteleyebiliyor. ( Bu seferki bahanemi bu kadar ciddi dile getirebilmiş olmam beni baya korkutuyor! :D ) Taa ki işin içinden çıkamayacağınızı anladığınız ve tesadüfe bakın boşluktan da n'apacağınızı şaşırdığınız ana kadar! Iıııı... o an sanırım benim için şu an oluyor efendim :D ( İtiraf ediyorum! :D )


Durumun dramatikliği de henüz Temmuz Photo Diary'sinin yapılması amacıyla çekilmiş fotoğrafları yeni paylaşabiliyor olmamdan rahatlıkla anlaşılabiliyor sanırım :D ( Bu da itiraf! :D ) Yalnız ayıklama aşamasını biraz hoyratça yapmış olacağım ki elimizde pek bir fotoğraf kalmamış! ( Yalnızca bir tane ayak fotoğrafı var! Olacak iş değil! :D ) Ama bunun daha Ağustos'u Eylül'ü var değil mi? Çok sıkmamak adına bu kısımları minik tutmakta bir sakınca görmesek olur mu? :D

Temmuz ayında neler olduğunu hatırlamasam da fotoğraflarım bana plakası "R" harfli bir vosvos ile aşk yaşadığımı, deniz kenarında kendimi kusursuz kareleri yakalamak amacıyla sağa sola atıp garip bakışları üstüme çektiğimi, lipton'un yeni çıkan şeftali kayısılı ice tea ( aysti :D ) 'si için ayılıp bayıldığımı, kargo göndermek için girdiğim postanenin duvarı ile aramızda seviyeli bir ilişki oluştuğunu, nutelle&go 'yu denemek için canla başla savaşıp sonrasında hüsrana uğradığımı, ( Bir itiraf daha gelsin! Hatırlıyorum, hatırlıyoruuuum :D ), dondurmayı yemeden önce fotoğrafını çekme geleneğimden ödün vermediğimi ve arkadaşım S.T. ile kahve içmek amacıyla gittiğimiz yerin en güzel köşesini kapmak için doğru anı kolladıuğımızı anlatmaktalar! ( Fazla uzun cümle tespit edildi! :D Bip Bip Bip Bip! )


Ağustos ayında ise birazcık ( 2 gün ühüüüü! ) tatil yapıp bu sırada panjur ve terlik fotoğrafı çekmekten kendimi alamamışım, yaz okulum devam etmiş ( eskiden biz de öğrenciydik! geyiğini yapmak için fazla gencim sanırım ama öyleee :D ), kedilerle aramdaki bağ durdurlamaz şekilde artmış ve eve kedi sokamasam da mamasını sokmayı başarabilmişim ( başlangıç olarak başarılı olduğunu düşünüyorum :) ), yazın ortasındaki yağmurdan sığınmak amacıyla fakültenin kantinine saklanmışım, kırk yılın başı kütüphaneye gitmiş olmanın görgüsüzlüğünü yaşamışım, kaydıraktan kaymaktan korktuğumu farkederek derin düşüncelere dalmışım ( ama korkmayıp kayan kızın hikayesini size daha sonra anlatacağım :D ), lunaparka giderek burada da fotoğraf çekeyim aman şurada da çekeyim diyerek arkadaşlarımın sakin tavırlarını kötü amaçlarım için kullanmışım, oldukça fantastik diziler izlemişim ( selena na na nana :D ) ve son olarak da arkadaşım S.A.'nın benim için yaptığı fındık unlu cupcake'leri hunharca mideme indirmişim efendim!

Not: Photo Diary'ler ve diğer haklarında yazılmayı bekleyen fotoğraflar zamanın ötesinden bir bir bloga konu olacaklardır efendim! :D

13 Temmuz 2014 Pazar

Photo Diary #24

Bu aralar üstümde öyle bir üşengeçlik var ki, kendi kendimi tokatlayarak, kendime gelmem konusunda uyarmak isteyip, bir yandan da kıyamıyorum sanırım :D Suçu sıcaklara atarak, kendimi aklamak isterdim ama yalan söylemenin anlamı yok! ( Ama şimdi İzmir de öyle bir sıcak ki yani, nefes almak bile çok zor :) Gerçekten :D ) Son iki aydır blogda yazdığım adamakıllı post sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.Tamam, kabul ediyorum, ben üşengeç bir insanım! ( ühüüü! :( )

Ama bir saniyee... suçu atacak daha güzel bir bahane buldum sanırım! Ben bence "yenimezundepresyonu(?!)" 'na girmiş olabilirim. Öyle birşey yokmuşsa da artık var! :D Eveeet, henüz gerçekten mezun olamamış olsam da ( Sana da merhaba yaz okulu! ), mezun olmaya çabalayan bir insan olmak kolay değil sayın seyirciler! Son iki ayım ( Mayıs&Haziran) ne olduğunu hatırlayamayacağım kadar yoğun geçti! ( Valla bak :) Tamam, balıklarıkıskandıran hafızamın da bu konuda payı büyük olabilir :D ) Bu yoğunluğun arasında fotoğraf çekecek fırsat bile bulamadığımdan mütevellit ( bu kelimeyi de hep kullanmak istemişimdir :D ), Mayıs ve Haziran Photo Diary'lerini tam olarak şuan şu dakika yapmaya karar vermiş bulunmaktayım! İşte karşınızda, Mayıs & Haziran Photo Diary'siii... ( salondan alkışlar yükselmişti... :D )


... fotoğraflardan anlaşıldığı üzere yoğunluğumun büyük bir çoğunluğu sanırım yemek yememden kaynaklanmaktaymış ya da kendimi yemek fotoğrafçılığına adamışım ( Az ye Raif! :D ), arkadaşım S. ile birlikte arkadaşımız B.'ye doğum günü hediyesi olarak bizim evde pastaneleri kıskandıran cupcake'ler yapmışız ( kekler S.'ten süslemesi benden :) ), Alsancak'ta bir ağacın üzerinde gördüğüm yazının fotoğrafını "Anne baaak! demek için çekmekten kendimi alamamışım, #raifing akımına tüm hızımla ( hangi hız acaba :D ) devam etmişim, simitçide aklıma simittenkuşyuvası yapma fikri geldiği için koştura koştura eve gelip kendimi mutfağa atmışım, babamın aldığı rus salatasının markasına ( Aşk-ı Meze ) kahkaha atarak havuç ve bezelyenin yasak aşkına tanık olmuşum ( Ednan Bey! :D ), haziranda bile yağmur yağdığı için çok mutlu olmuşum, fotoğrafçılık kursundan mezun olmuşum! ( bir şeyden mezun olmayı başarabilmiş olmam da takdiri hak ediyor diye düşünüyorum :D ) küçücük ufacık minicik nutella kavanozuyla aramızda kontrol edilemez bir yakınlık oluşmuş, yenidoğankedimevsimi olduğu için apartmanın çevresindeki kedilerle epey bir vakit geçirmişim ( çok yoğunluğa bir bahane daha buldum, oley! :D ), Forum Bornova'da çevre düzenlemesi yapan kişinin benim farkımda olduğunu hayal edip yeni gülensuratlı süslemeleri üzerime alınmışım (#raifing'sel hareket engellenemez! :D ), evde yemek olmayınca kendime, evde bulduğum lavaş'tan pizza yapmaya karar verip bu kararımı şaşırtıcı biçimde uygulamaya geçirebilmişim, anneler gününü bahane ederek yine eski fotoğraflara bakmak bahanesiyle ortalığı dağıtmışım, bazı market fişlerinin de sıcaktan kafalarının karıştığını görüp halime şükretmişim :D, fotoğrafçılık kursunun yan etkisi olarak yansıma fotoğraflarına takmışım, bir kafede yediğim yemeğin altındaki tahtayı twitter kuşuna benzetmişim ( ama benzemiyor mu ya? :D ), ablamın evinde ilk ayak fotoğrafımı çekerek açılışı yapmışım, ve son olarak her şeye rağmen hayatın güzel olduğunu düşünerek bu düşüncemi S.'lerin bahçesinde fotoğrafını çektiğim güle yansıtmışım...

Not: Üzerimdeki tüm üşengeçliği attığıma söz veriyorum efendim! Bundan sonra buradayım, hiçbir yere kaybolmuyorum... Anlatacak çok şey var, umarım okumak isteyen sayın seyircilerim de oldukları yerde duruyorlardır :) Herkese kocaman kocaman sevgilerimi gönderiyorum! Bir sonraki postta görüşmek üzere kendinize iyi bakın hoşçakalın! ( #içimdekitelevizyonsunucusundaherhangibirdeğişiklikyokanlaşılan :D )

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Photo Diary #23

Nisan ayı Photo Diary'sinden herkese sevgiler, saygılar, selamlar, başka kelime bulamadım..lar :D 1 ay ne çabuk da geçti diyerek geyik yapmak istemiyorum ama cidden mayısın bile neredeyse yarısının bitmiş olduğunu az önce acı bir şekilde fark ettim. ( Tamam, final takviminin açıklanması kadar acı bir durum olmayabilir, ama yine de acıydı :D ) Ayrıca bu ay az fotoğraf çektiğimi düşünmüştüm taa ki bu postu yazmak amacıyla fotoğrafları karelemeye çabalama anına ( fotoğrafları karelemeye çabalama anı... zincirleme isim tamlaması :D ya da değil :) ) kadar! Adeta bir jüre edasıyla tamı tamına üç, evet yanlış duymadınız üç fotoğrafı acımasızca elemek zorunda kaldım :D Sonuç ise hemen aşağıda...


... annemin tüm karşı çıkmalarına rağmen sevgili Ablacığım bana aylardır istediğim IKEA simsiyah nevresim takımını hediye almış, bir kafenin menüsündeki keep calm'lı yazıyı yoğun garsonlara yakalanmama çabası içerisinde fotoğraflamayı başarmışım, #gelecektekievim'e posta kutusu beğenmişim, sabah kahvaltısı için yaptığım kreplerden birisi bana süpriz yaparak #raifing şekline bürünmüş, bir ders çalışamama anında bir fosforlu kalemin saldırısına uğramışım, odamın girişini evin girişiymişcesine kulladığımı kamuoyuna açıklamışım, bir derste sıkılma anında arkadaşım G. ile sularımız karışmasında diye bir girişimde bulunarak kendime özel "ben Su" marka suyumu piyasaya sürmüşüm, vapura binip suya düşmeden fotoğraf çekmeyi başarmışım, babamın can sıkıntısında yaptığı telephone tower projesiyle içinde adeta bir Ali Ağaoğlu olduğunu farketmişim, Magnum'un bilmemkaçıncı yıl için özel olarak çıkardığı dondurma sayesinde hayatı sorgulamışım ( Sakın evde denemeyin! Aslında hiçbir yerde denemeyin :D ), kampüsün sinemasında Bir Küçük Eylül Meselesi filmini izleyip derin bir hüzne boğulmuşum, IKEA'da çocuk menüsünün nuggetları sayesinde çizgili IKEA hayvanat bahçesinin açılışını yapmışım, üniversitede son senem diye ( öyle olduğunu umuyoruz :D ) fakülte binası gözüme daha bir güzel gözükmeye başlamış, arkadaşım S.'in yeni hobisinin eseri olan cupcake'leri itinayla mideye indirerek kendisine destek olmuşum, iyi bir evlat olarak annemin sayıca epey fazlalaşan ilaçları için kutu almışım, bol bol yağmur yağdığı için mutlu olmuşum, çorap çekmecemde bulduğum dede çorabı rengi çoraplarımla aramızda bir bağ oluşmuş ve son olarak da annemin temizlik sırrı olan halıları süpürge borusunun ucunu kırarcasına süpürerek temizleme yöntemini kamuoyuna açıklamışım :).

5 Nisan 2014 Cumartesi

Photo Diary #22

Vizeleri yaklaşan.. ıııı. tamam pazartesi için yaklaşan kelimesi az kalabilir o yüzden vizeleri kapıya dayanan... ıııı... bu da olmadı sanki... şey yani böyle vizeleri inanılmaz yaklaşan hani öyle böyle değil Raif'ten hepinize merhaba :) Aslında bir de... Uzun zamandır bilgisayarın başına oturup dilediğince gevezelik yapamayan Raif'ten herkese merhaba! Tam şu an bir de... eskiden posta giriş yapmak için kırk takla atıp da şuanda bir posta üç ayrı şekilde giriş yapan Raif'ten hepinize kocaman bir merhaba! :D

Bu kadar giriş yaparak herhalde içimde patlamaya hazır bulunan tüm gevezeliği dışarı atmışımdır. :D O zaman asıl konumuza dönebiliriz :). Vee.. aylık Photo Diary'lerin üçüncüsü olan Mart ayı Photo Diary'si karşınızda efendim... ( salonda alkış sesleri yükselmişti! :D )


... yine oburluğun zirvelerinde bir insan olarak yediğim içtiğim ne varsa karelemişim ( az ye çocuğum! :D ), bu yağmursuzlukta bir kere yağan yağmuru yakalayınca fırsatı kaçırmamış hemen pencere kenarı keyfi yapmışım, fakültenin kantininde ( adı İktisaf Cafe olabilir ama binanın içinde yer alan her oluşum benim için kantindir kantin kalacak! :D ) minik pakette fındık satıldığını keşfedip çok sevinip bir kez yiyip sonra unutmuşum, daha önce de şekerliklerini beğendiğim Music Cafe'nin bu kez de peçeteliklerini beğenmişim, fotoğrafçılık kursu hocamızın sergisini gezmişim, bir hoca quiz yapacağım deyip bizi kandırırken ben de ders çalışacağım diye kendimi kandırıp fotoğraf çekmekle yetinmişim, selfie oluşumuna rakip olarak handfie oluşumu yaratmaya çalışıp insanın kendi elinin fotoğrafını ön kamera ile çekmesinin çok zor olduğuna kanaat getirip yol yakınken bu sevdadan vazgeçmişim, bir başak burcu insanı olarak odam çok dağıldı diye depresyona girmişim ( yerde bir çift çorap bir t-shirt var daha ne dağınıklığı olsun?  ), evde bulduğum siyahımsı cam ve üzerinde Coca Cola yazan bardakla aşk yaşamışım, yine bir başak burcu olarak sabah şarja takılması gerekenleri masanın üzerine sanki on yıl orada kalacaklarmışçasına dizmişim, tam 20 lira indirime uğrayan t-shirt'ü aldığım için sevinip sezonunda aldıklarımla da ne kadar kazık yediğimi farkedip aynı zamanda üzülmüşüm, #raifing akımına bu kez portakal ve sıkacağıyla devam etmişim, IKEA'ya yüz kere gidip almak istediğim tüm kırtasiye ürünlerini tamamlamışım ve son olarak Alsancak'ta bir mağazanın kullanıp kullanıp daha sonra hunharca çöpe atıp kendi haline bıraktığı tabelanın R harfiyle kısa süreli bir ilişki yaşayıp, ilişkimizin imkansızlığı nedeniyle yollarımızı ayırmışım. ( salondan hüngür hüngür sesleri yükselmişti ve herkes mendil arayışındaydı. :D )

Not: Tüm mart ayı boyunca rahat rahat bilgisayar başına oturup da başını ağrıtamamın sebebi olan bir şey daha vardı ama o kendi başına bir posta çıkmak istedi, tutamadık :D

3 Mart 2014 Pazartesi

Photo Diary #21

Evet sayın seyirciler, Photo Diary'sel oluşumumu bir düzene sokabilmiş olmam, tüm yurtta sevinçle kutlanabilir! ( Yeeeeey! Kim niye sevinsin böyle bir şeye diye sorarsanız, mantıklı bir açıklama yapamayabilirim. Tamam direk yapamam! :D ) Bir öncekisinde ayda bir kez yapıp düzene sokmaya karar vermiştim ve başardım! İşte karşın(m)ızda Şubat ayı Photo Diary'si... ( Kocaman bir alkış lütfen :D )


Sevgililer gününe olan tepkimi kalpli tabak üzerinde göstermek isteyip başaramama sonucunda tepkimi fotoğraf çekerek göstermişim ( İtiraf ediyorum bu cümleyi ikince kez okuduğumda ben de anlamadım :D ), yemek fotoğrafçılarına özenip ortalığı dağıtıp fotoğraf çekmeye kalkarak salondaki parkeleri yağ içinde bırakmışım ( Sonra temizledim ama :) ), Elinde bir şey tutarak fotoğraf çeken insanları kıskanıp o koca parmaklarımla utanmadan bir de çekmişim, ice tea içip yanında çekirdek yiyerek New Girl izleyerek kendi içimde kültür şoku yaşamışım, içecek içmeyi unutmakta boyut atlayarak bu kez hazırlamayı da unutmuşum, Annemin tutturması sonucu gerilim filmi izlemek zorunda kalmışım(z) ( ama güzeldi :D ), Flappy Bird oynamayı başaramamayı kendime yediremeyip bari becerebildiğim şeyi yapayım diyerek resmini çizmişim, Mc Donalds'ta kahve içip kek yemişim ( o kek nasıl güzeldi öyle, benim gibi çirkindir diye düşünüp yemeyenler varsa hemen koşun :D ) ve sonra can sıkıntım sonucunda olan kahve kaşıklarına olmuş, 3. geleneksel bir senede bir tane alınan lalemi almışım ve son olarak kitap okumakla kalmayıp bir de fotoğraflarını çekmişim :S ( ah nasıl yetenekli (!) bu çocuk :D )

Not 1: Teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler! :D
Not 2: Fotoğraflar hakkında daha fazla saçmalık okumak isterseniz 1 Kare'yi tıklayabilirsiniz efendim :)

2 Şubat 2014 Pazar

Photo Diary #20

Fotoğraflar hakkında yazacak çok bir şeyi olmadığı için fotoğraflarda renk uyumu yakalamaya uğraşıp göz boyamayı planlayan Raif'ten merhaba :) Bu seferki karelerimiz son bir ayı kapsıyor desek doğru olabilir. ( Tamam olmayadabilir ama renk uyumu yakalamak zor sayın seyirciler, affediniz :D ) Fotoğrafların son bir ayı kapsıyor olması ( bak hala yalan söylüyor! ) bende bir aydınlatma da yaratmadı değil. Sürekli düzene sokamadığımdan yakındığım Photo Diary'sel oluşumu, istisnalar haricinde ayda bir kez uygulayarak ( cilt bakım önerisi yapıyorum sanki, bunu şöyle cildinize bir sabah bir de akşam uygularsanız... ), hayatımda ilk defa planlı bir şey yapabilmeyi başarmak istiyorum :D ( Parantez içinde büyük harflerle "YAPAMADI" yazmayız bu sefer değil mi :) )...


... evet son bir ay içinde yemişim, yemişim, tekrar yemişim, bir daha yemişim, çok yemişim. ( Bunu okuyan herkeste bir tartıya çıkma isteği uyandı sanki değil mi :D ), sevgili Anneciğimin yoğun ısrarları sonucu yılbaşında tam üç kişi tombala oynamışız, üyesi olduğum okulumuzun bir kulübü yılbaşı sebebiyle okulun orta yerine dilek ağacı koymuş ve en büyük kağıda dileği yazıp asmışım ( ilk defa A5 boyutunda bir dileği oldu sayın seyirciler :D ), çalışma masasında yemek yiyip halıda yatakta ders çalışmışım, Twitter'daki #lawrencing akımına katılarak cola şişelerinde ismi yazmayan herkesin intikamını almışım, final haftasında yemek üzere bir sürü aburcubur alıp final haftası gelemeden hepsini mideye indirmişim, kirli çoraptan kendime font yapmışım, finallerin bitmesini fırsat bilip kendimi sokağa atmışım ama hasta olup kaç gün evde yatacağımı tahmin edememişim...

Not: Evet efendim maalesef hasta oldum. ( Evet, tüm anaç ruhlu sayın seyircilere bu aşamada ince giyindiğim için her türlü söylenme, çemkirme hakkı tanıyorum :D ) Ama bu mutlu olmama ve şuan aşkımı ilan etmeme engel değil. İştah kapatan sevgili grip hapı seni çok seviyorum :D

15 Aralık 2013 Pazar

Photo Diary #19

"Her yazıya başlarken nasıl başlasam diye düşünen bir tek ben miyim acaba?" diye başlayıp nasıl başlasam diye düşünmekten yırtmayı planlayan, o yok mu ooooo :D, ( kendime daha fazla yüklenemeyeceğim, yooo olamaz, yapamıyorum :) ), Raif'ten herkese merhaba :) Sebebi ziyaret'im yine bir zamanın ötesinden gelen Photo Diary'dir efendim :)


Şuan ben de şaşkınlık içinde gördüm ki kendimi sıvı tüketimine vermişim yada sıvı tüketimi esnasında fotoğraf çekmeye ( ama hangisi doğru bilmiyorum :) ), Instagram'da kitaplı fotoğraflar paylaşımı yapanları kıskanıp hemen bir kompozisyon oluşturmuşum ( kıskaaanç! ), kokulu mum hastalığına tutulmuşum, bol bol yağmur yağmış ( bu konuda benim yaptığım bir şey yok ama 25 kare olmamız lazımdı :D ), arkadaşlarım S. ve B. ile bol bol buluşmuşum, fotoğrafçılık kursumuzun çekim gününü yapmışız, Forum Bornova ve IKEA'daki yılbaşı süslemelerine derin duygular beslemişim :D, gittiğim bir cafedeki yaratıcı fikirleri itinayla yürütmek için fotoğrafını çekmişim, frambuazlı her şeyi sevme potansiyeli yüksek bir insan olarak annemin marketten aldığı minin waffle'ı da sevmişim ( aaaa çok şaşırdık :D ), havalar yeterince soğuduğu için Uhu Patafix adlı duvarabirşeyyapıştırmasakızı'nı gönül rahatlığıyla kullanabilip odamın duvarındaki çatlakları çerçevelerle kamufle etmişim, gittiğim bir etkinlikte sırf salonu boşken fotoğraflayabilmek için ara verildiğinde tek başıma salonda oturup tek tek herkesin çıkmasını beklemişim :D, CocaCola'ların üzerinde ismi yazmayan kıskançlıktan ölen bir insan olarak Nutella fırsatını kaçırmamışım ( aslında bu hiç bu kadar kolay olmadı :D ), hobilerim arasına mağazaların deneme kabinlerinde şapşal suratlı fotoğraf çekilmeyi eklemişim ( sanki normalde düzgün durup poz vermeyi başarabiliyorum da :) ), ve son olarak sevgili Ablacığıma zorla IKEA'da görüp sürekli almadan çıktığım iskandinavlıktan ölmek üzere olan bardakları yılbaşı hediyesi olarak aldırmışım. ( çeyiz alışverişi danışmanı olmanın da bir bedeli olmalı ama değil mi sayın seyirciler :D )

Not: İlk defa kendi fotoğrafımı koyuyorum, heyecan yaptım :). Umarım kimsenin hayallerini yıkmamışımdır ve kimse kaçıp gitmez :D

20 Ekim 2013 Pazar

Photo Diary #17

Tatilin bittiğine üzülmekte olan ve acı gerçeklerle ( Vizeler mi yaklaşıyormuş ?! ) karşı karşıya kalan ve hala da kaçacak delik arayan Raif'ten herkese merhaba :) ( İlk defa düzgün giriş yapabildim sanırım Photo Diary postuna? Konuyla alakasız olabilir tamam kabul ediyorum :D Ama olsun yaniii... ııı... oldu.. sanki.. ııı :) )


Bir önceki Photo Diary'den beri sanırım gökyüzü/bulut takıntım artarak artmış ( bkz. Türev/İntegral ile üniversite son sınıfta tekrardan baş başa kalan Raif'in dramı ), Mavi'nin Konak'ta açılmış olan kocamaaaan mağazasındaki pufu çok beğenip " Aman da bu katta kimse yokken fotoğrafını çekeyim " deyip mağazanın yerleşimini birazcık bozmuşum, Yemek yediğimiz yerde saksı yerine kullanılan kaseleri çok beğenmişim, Ne zamandır çekmek istediğim havai fişek fotoğrafını çekebilmişim ( Oha! 9 Eylül'den fotoğraf varmış sayın seyirciler :S ), Sek'in çikolatalı kahveli sütüne dünya para bayıldığıma pişman olmuşum ( Evde Denemeyiniz! :D Bence hiçbir yerde de denemeseniz olur aslında :) ), Ayak fotoğrafsız olmaz, bu sefer Carrefour'da alışveriş arabasıyla beraber poz vermişim, Yağmur yağmış, kumpircinin patateslerine gelen yanal ışık(!)'ı beğenmişim ( patateslerin bu fotoğraftaki görevi ne acaba :D ), sonunda geleceğim için oldukça mantıklı bir karar alarak ikinci üniversite hakkımı kullanmaya karar verip başvurabilmişim ( Aslında burasının tüm yurtta coşkuyla kutlanması gerekiyor! İlk defa eğlenceli dersli kitaplarım olmuş olabilir :D ), Oreo'ya son kez şans verip yine şaşırmamışım ( Bizimle deyılsın Oriö :D ), film izlediğimi cümle aleme duyuracağım diye doğru kareyi yattığım yerden yakalayana kadar filmin yarısını kaçırmışım, fark etmeden sokak lambası fotoğrafı takıntılısı olmuşum ve son olarak her yerde fotoğraf çekmekten çekinmeyerek beğendiğim vitrin/manken ne varsa fotoğraflamışım :).

Herkese de tatilinin son gününde, günün geri kalanı için "İyi Günler!" dilemişim. ( Daha günün bitmesine 10 saat var, hemen umutsuzluğa kapılmayalım (KAPILDI) :D )

16 Eylül 2013 Pazartesi

Photo Diary #16

" Nerede ayol bu çocuk? " , " Raiiiff.. Raaaaiiiffff " , " Nereye gitti yine bu? " diye düşünmeye son! Raif olan biteni anlatmak için burada :) ( "50 değil 40 değil tamı tamına 30.. ottuuzz kuponaa" diye de devam edebilirmişim aslında :) ).  Eğer öyle düşünceleriniz yoktu ise de bunu çaktırmayıp, " Aman şimdi çocuğa ayıp olmasın " diyerek varmış gibi davranabilirsiniz, söz hiç anlamamış gibi yapacağım :D


Teyzem arayıp çağırınca, ah tabii ki kırmadım koşa koşa yanına yazlığa gittim. Sezonu da böylelikle kapamış oldum. Hatta bir süreliğine son tatilim olabileceği yönünde deriiiiin düşüncelere kapıldım. ( bu sene mezun olacak olan düşünmekten kafayı yemiş tatilden yeni dönmüş garip bakışlı smiley ) :D

Postumuzun anlam ve önemine dayanarak bu sanatsal(!) kareleri açıklayacak olursam ki kendilerinin içinde açıklaması olan tek bir fotoğraf var, ( aslında 2 imiş :) ) 10 dakika boyunca ( oooowww! ) bisiklet sürüp yorgunluktan öldüm ve kaç gün de yorgunluğu üzerimden atamadım. Tabii ki bisiklet sürmeye 10 dakika dayanabilmiş olmam 30 dakika boyunca bisikleti fotoğraflamak için yer aramama ve tekrar tekrar fotoğraf çekip kusursuz kareyi aramama engel olamadı, görev başarıyla tamamlandı :D Geri kalanı tatil fotoğraflarının olmazsa olmazı deniz, kum, güneş, çiçek, perde ( perde mi? :D ), ayak...

Not 1: Yine bir postun daha sonuna geldik ama ben o sonun geldiğini söyleyecek kelimeleri bulup yazamadım :D
Not 2: Gelecek postlarla sık sık karşınızda olacağımı umar, iyi akşamlar dilerim efendim. ( İçimde yaşayan televizyon sunucusuna selam olsun :D )

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Photo Diary #15

Tatildeyken evini, evindeyken tatili özleyen dengesiz Raif'ten herkese kocaman bir merhaba :) İnsanoğlu'na yaranılmaz arkadaş (burada insanoğlu ben oluyorum ama lütfen bana yalnız olmadığımı söyleyin :D ) ve yoğun tatil içerikli bir Photo Diary ile karşınızdayım... Fotoğraflarımız temmuzda gidip, gelmiş olduğum ( ühüüü :'( ) tatilde çekilmiş olup sonra itinayla(!) unutulmuşlar :).


Fotoğrafları tek tek açıklamak isterdim ama.. ama ama hepsi birbirinden anlamlı içeriği olan, bu yoğun sanatsal(!) fotoğrafları tarif edebilecek söz bulamıyorum, kelimelerim kifayetsiz kalıyor(!). ( Yoğunluk ayaklardan mı kaynaklanıyor acaba? :D )

Ancak şunu söyleyebilirim ki, bir çoğu denizde veya herhangi bir yerde kimse bana dik dik bakmıyorken yada evde yalnızken çekildiler. ( Blogger'lara iyi davranın onlar iyi insanlar! "Neyi çekiyor ki bu çocuk şimdi?" , "Aaa deli midir nedir ayaklarını çekiyor bu çocuk ayol!", " Geçen bilmem kimin oğlunu gördüm blogger mı ne bir şey olmuş, otun çöpün fotoğraf çekiyor yollarda kız!" demeyin, anlamaya çalışın :) )

Not 1: Bence şuan ne kadar işsiz olduğumu postu okuyunca anladınız?! Haydi itiraf edin :)
Not 2: Staj yapan, çalışan tüm yaşıtlarımdan... Ah! Hepsini çok seviyorum canlarım :)
Not 3: Ayrıca yukarıdaki iki kareyle ilgili ayrı minik birer yazı gelebilir. Sebebi ise tamamen Not 1. :D

28 Haziran 2013 Cuma

Photo Diary #14

Az sonra görecek olduğunuz fotoğraflar yoğun üşengeçlik içermektedir. Lütfen hazır olunuz! Kendileri taaaa 28 Mayıs tarihinden kalmalar. Biraz daha paylaşmasaydım neredeyse "Vintage bunlar yahu!" diyebilecekmişiz :D...


... Peki ne olmuş o gün ( balık hafızalı Raif İzmir'den bildiriyor, olanların bir çoğunu tabi ki hatırlamıyor :) ) Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu fotoğrafları siyah beyaz yapmaya kıyamadım! Bu sıralar bende epey değişiklik var, ilk defa renkli bir photo diary ile karşınızdayım sayın seyirciler :D ( bu acemi televizyon sunucusundan hallice söylemlerinden dolayı benden soğumuyorsunuz değil mi? :) ) Finallerin bitmesinin ardından hemen ertesi günü denize gitmeye karar verdik. Önce İzban ile " The train goes towards Cumaovası direction" a gittik. Oradan otobüsle Özdere'ye geçecektik ki otobüse daha 55 dakika olduğunu öğrendik. Bir kaldırımın köşesine oturup " E bekleyelim artık yapacak bir şey yok" dedik. Bekleme süresince otobüs bekleyen tek genç grubu biz olduğumuz için altın günü modunda bir sohbetin içinde kaldık ama bir o kadar da eğlendik :) Ayrıca beklerken güneş o kadar yakıcıydı ki otobüs durağında güneş kremlerimizi çıkarıp bir güzel kremlendik.  Sonra otobüs geldi, birazcık(!) süren yolculuğun ardından Özdere'ye ulaştık. Sonrası Facebook'ta paylaşan herkese ateş püskürdüğüm denizkumgüneşohyeah! ve bol bol ayak :) ( Şimdi burası blog ama yani burada paylaşılır bence sakıncası yok değil mi? Tamam tükürdüğümü hemen yalamış da olabilirim ki ilk defa yaptığım bir şey değil :) Neyse, konumuz bu değil diyerek kaçıp canımı kurtarmak istiyorum. ) 28 Mayıs sanırım denize gitmek için biraz erken bir tarih olacak ki kumsalda kimsecikler yoktu biz de bu sayede "Aman Tanrım! ne kadar da zenginiz kumsalı kapattık." tarzı geyikler yaptık. Ve, bir iskele vardı oraya gidip biraz da orada durmayı düşünmüştük ama bir siteye ait olduğu iddiası ile kovulduk :D Ama güvenlik bize acımış olacak ki bir süre durmamıza izin verdiler. Bu sayede ben de iskelenin altını fotoğraflamak aşkıyla telefonla denize girip, telefonu elimden düşürmemek için boğulmanın eşiğinden dönebildim. ( Yükselen dalgalara selam olsun :D )

Bir 28 Mayıs da böyle geçip gitmiş. ( Sanki her 28 Mayıs'ı anlatırmışım gibi oldu bu cümle de sanki :)) Ben hafızamı zorlayıp yazarken çok eğlendim umarım siz de okurken sıkılmazsınız. Ve son olarak tüm TATİİİLL! diye yakınıp gidemeyenlerden özür diliyorum umarım en kısa zamanda hepimiz istediğimiz tatili yaparız :)

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Photo Diary #sıradakiiii!

Bu sefer 89260464296 yıl geçmemiş son Photo Diary'nin üzerinden, eskiye göre daha başarılı olduğum söylenebilir değil mi :D ( Tamam! En azından şansımı denedim :) )


Bakalım neler olmuş? Fotoğraflarda hem yorgan, hem şort, hem pantolon, hem erik olmasından anlaşılacağı üzere İzmir'e yaz geldi sonra kış geldi sonra ... ne idüğü belirsiz bir hava hakim, merakla her gün, bir sonraki gün ne olacağını bekliyoruz :D Arada taaaa... vize döneminden kalma fotoğraflar var ( taaa tabi ya finaller geldi valla :S ), ikinci "Paper Gaga" hayata geçirildi ve itinayla S.'e hediye edildi , sevgili Anneciğim beni markete zorla bir şeyler almaya yolladı ve ben markette lale görüp alıp , sokaktaki insanların tüm hayatı sorgulayan bakışlarına rağmen eve ulaşıp bu kez de Annemin hayatı sorgulayan bakışıyla karşı karşıya kaldım, izlemeye üşendiğim bir kaç film televizyonda yayınlanınca oturup izledim, arkadaşım M.'nin evinde "Aaa! benim hiç ahşapta ayak fotoğrafım yok" diyerek uzun uğraşlar sonucu ayaklarımı fotoğrafladım, diyete girdim hatta zayıfladım da baya ama kimse ( 3 kişi hariç ve G. sen sayılmazsın :D ) bana zayıfladın demediği için herkese kızgınım ( biraz bakının sağıma soluma ya göz var nizam var, yüzüm bile süzüldü aaaaa :D ), Londra temalı tuzluk&karabiberlik gördüm ve almayı bile düşündüm ( n'apıcaksam alıp artık? :D ) M.'nin karşı apartmanın çizgili olduğunu fark ettim ve apartmana epey sempati besledim, Nescafe Ice'ın geri döndüğünü öğrendim ama kendisinden henüz haber alınamadı duyan ve görenlerin... :D.

Geri kalan karelerde ne olduğunu hatırlamadığımı itiraf eder, iyi akşamlar dilerim sayın seyirciler :)

25 Nisan 2013 Perşembe

Photo Diary #12

Sayın seyirciler lütfen alıcılarınızın ayarlarıyla oynamayınız! Hayır, 21 Aralık'ı da çoktan atlattık herhangi bir tehlike yok merak etmeyiniz! Evveett! Raif, ilk günügününe/anbean Photo Diary'sini iftiharla sunar :)


23 Nisan ve fakültemizde bu hafta yapılmakta olan "İktisat Kongresi" sağolsunlar bu tüm hafta tatil :) Biz de bugün ( aslında dün :) ) G. ile buluşup derse yetişme stresi olmadan rahat rahat gezdik. ( Sanırım minik bir İzmir turu attık :) ) Sırasıyla önce Kitap Fuarı ardından Lunapark sonra Alsancak, arada yemek, sahil şeridinden Konak'a dönüş, dönerken arada kahve molası ( bu eylemler arasında nasıl açsak fotoğraf çekmek çok aklımıza gelmemiş :D ), Konak Pier dahası kemeraltı :) En son da Saat Kulesi'nin çevresindeki bankların birine dinlenmeye diye oturup saatlerce muhabbet ettik :D Sonrasında eve sürünerek geldim ama olsun, güzel bir gündü buradan yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum :) ( Raif bir daha uykusu varken yazı yazmasın, sağlam saçmalıyor diyenler parmak kaldırsıııın! :D )